Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Tüccarın beceriksizi

Hükümet cep telefonu lisans satışlarından alması gereken 1 milyar dolardan bir ay süreyle vazgeçti.

Bu vazgeçişin Hazine’ye bir aylık maliyetinin neler olabileceğini bugünkü Radikal’de okuyacaksınız.

Erteleme en başta Ulaştırma Bakanı’nı rahatsız etmiş olacak ki, Necdet Menzir dün bu kararı Başbakan’ın yazılı emriyle aldığını özellikle açıklamak ihtiyacını da hissetti.

Erteleme kararının temelini söz konusu kuruluşların lisans ücreti olarak ödemeyi taahhüt ettikleri 500’er milyon doları toplamak için yeterli zaman bulamamaları oluşturuyor.

Bu gerekçe haklı olabilir. Ancak unutmamak gerek ki lisans devri sözleşmesi imzalandığında 500’er milyon doların ödenmesi gerektiği de bir sürpriz değildi. İşin ilk gününden beri biliniyordu ve söz konusu şirketler bu hazırlığı yapmak için aslında yeterli vakte bol bol sahiptiler.

Kaldı ki sadece bu hükümet değil, bundan öncekiler de söz konusu şirketlere sözleşmelere aykırı olarak zaten yeteri kadar avantaj sağlamış bulunuyordu.

Cep telefonu sistemi kurulurken yapılan gelir paylaşımı anlaşmalarında abone sayısının toplam 400 bini geçmesi durumunda, piyasaya yeni şirketlerin girebileceğine ilişkin hükümler de vardı.

Hükümetlerin tümü anlaşmanın bu maddesini uygulamadılar. Bugün toplam abone sayısı neredeyse 2 milyonu bulmasına rağmen yeni bir şirketin kurulmasına izin verilmedi. Bu, Hazine’nin (bir lisans devrinin 500 milyon dolar olduğu dikkate alınırsa) en az 500 milyon dolarlık bir kaybı anlamına da geliyor.

Anlaşmanın bu hükmünün hükümetler tarafından uygulanmamasında da mantıklı izahlar bulunabilir. Sonuç olarak Türkiye gibi gelir düzeyi düşük bir ülkede üçüncü bir GSM hizmet sağlayıcısının piyasaya girmesi, bu alana yatırım yapmış şirketler açısından haksızlık olabilirdi.

Ancak bütün bunlar Hazine’nin yüzde 110 net faizle borçlandığı bir ülkede 1 milyar dolar (240 trilyon lira) gibi bir paranın tahsilinden herhangi bir cezai faiz almadan vazgeçilmesini açıklamaya yetmiyor.

Yasaların “basiretli bir tüccar gibi davranmayı” emrettiği bir ülkede yöneticiler, bir bakkalın dahi aklından geçiremeyeceği kolaylığı “müşterilerine” gösterebiliyorlar.

Sormak gerek. Başbakan’ın bir sanayici olan kardeşi kendi müşterilerine böyle davranabiliyor mu? Böyle davrandığı takdirde onun iyi bir tüccar olduğu söylenebilir mi? Günlük faiz hesaplarının titizlikle yapıldığı, yarım puan faiz farkı için mevduatların o bankadan bu bankaya gezdiği bir ülkede, yöneticilerin böyle kararları sudan gerekçeler arkasına saklanarak kolaylıkla alabilmeye hakları var mı?