Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

UEFA’ya kızmak ya da kızmamak

Galatasaray ile Juventus arasında oynanacak olan Şampiyonlar Ligi maçının UEFA tarafından bir hafta ertelenmesinin ardından gösterilen tepkileri anlamakta zorluk çekiyorum. Kimisi maçı İtalya’da oynamayı öneriyor, kimisi sanki bundan zarar görecek olanlar İtalyan takımlarıymış gibi maçı boykot etmeyi öneriyor. Dün de yazdığım gibi aşırı duygusal ve yüzeysel tepkiler veriyoruz. Bu olay karşısında takınmakta ısrar ettiğimiz davranış biçimi duygularımızın, aklımızın önüne geçtiğini gösteriyor.

UEFA’nın ortada bir savaş hali ya da doğal bir sebep yokken maçı bir hafta ertelemesi ilk kez rastlanan bir şey. Daha önce bu sebeplerle maç ertelemelerine, maçların başka sahalara alınmasına tanık olduk, fakat böylesine ilk kez rastlıyoruz.

Ama öfkeyle ayağa fırlamadan önce biraz düşünmemizi öneriyorum, acaba bu olayda ilk kez tanık olduğumuz şey sadece bir maçın ertelenmesi mi?

– Savaş sonrası Avrupa’da ilk kez bir Avrupa ülkesi bir başka Avrupa ülkesinin ‘terör suçlusu’ olarak aradığı birisini iade etmek istemiyor.
– ilk kez bir Avrupa ülkesi yakalanması için kırmızı bülten çıkarttığı bir suçlunun kendine iade edilmemesi için ayak sürüyor.
– İlk kez bir Avrupa ülkesinin başkentinde bir başka Avrupa ülkesinin büyükelçiliği önünde kılıçlı gösteriler yapılıyor, kurusıkı da olsa silahlar ateşleniyor.
– İlk kez bir Avrupa ülkesinde bir başka Avrupa ülkesinin elçiliğinin duvarlarına zekâdan yoksun, kaba küfür sözcükleri yazılı pankartlar asılıyor. (Bakınız dünkü Radikal’in 1. sayfasındaki fotoğraf.)
– İlk kez bir Avrupa ülkesinde bir başka Avrupa ülkesinin başkentinin ‘yakılacağına’ ilişkin sloganlar bağırılıyor.
– İlk kez bir Avrupa ülkesinde bir başka Avrupa ülkesinin bayrakları ve milli takım formaları meydanlarda yakılıyor.
– ilk kez bir Avrupa ülkesinde benzerlerine İran ve Irak’ta rastlanılan türden protesto yöntemleri kullanılıyor: Komik maketler yakılıyor, hırslı insanlar yerde yanan maketler ve çeşitli ürünler üzerinde tepiniyor.

Sizi sıkmayacağını bilsem, bu ‘ilk kezleri’ sabaha kadar sayabilir, listeyi bütün bu sayfayı dolduracak kadar uzatabilirim.

15 yıldır kendisini acılara boğan bir terör fırtınasının sorumlusunu eline geçirdiğini sandığı anda kaybettiğini anlayan bir halkın buna öfkelenmemesi mümkün değil.

Siyasi gerekçeler ne olursa olsun halkın istediği bir tek şey var: Katili suç işlediği topraklara getirip, yargılamak ve cezasını vermek.

Medyanın, bazı siyasi partilerin ve hatta bizzat Başbakan’ın halkın bu son derece haklı isteğini kullanmak amacıyla olayların üzerine körükle gittiğini unutmayalım. Maça iki gün kala aklımızı başımıza alıp, ‘Aman sakin olun’ çağrıları yaptığımızı da unutmayalım. Bu çağrıları yapma ihtiyacını neden hissettiğimizi bir düşünelim.

Kazandığımız bir haftanın, maç heyecanıyla kolayca kışkırtabilecek kitleleri sakinleştirmek için bir fırsat olduğunu görelim.

İtalyan futbol mafyasının uşağı olmakla suçladığımız bir kuruluşun iki gün önce bir başka İtalyan takımını maçı kazandığı halde kupadan elediğini de dikkate alalım.

‘Centilmen Türk seyircisinin’ her hafta otobüsleri taşladığını, eline geçirdiği çakmak, bozuk para gibi şeyleri hakemin an küçük bir ters kararında sahaya attığını hatırlayalım.

UEFA’ya kızıp kızmamamız gerektiğini ondan sonra düşünelim.