Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Utangaç ‘yerinden yönetim’

Depremin ilk gününden beri hükümet kriz yönetimini ısrarla merkezde elinde tutmaya çalıştı. Bürokrasinin geleneksel yöntemleriyle çalışacak böyle bir merkezin sorunları zamanında saptayamayacağı, olaylara yerinde müdahale edemeyeceği çok yazıldı.

Kamuoyunda bölgenin yerinden yönetimi için sıkıyönetimden tutun da olağanüstü hal ilanına kadar birçok yöntem önerildi. Ama hükümet bir aydan fazla bir süre bu isteklere kulağını kapattı. Önceki güne kadar… Önceki gece Cumhurbaşkanı’nın imzasına sunulan bir kanun hükmündeki kararname ile hükümet de bölge için bir tür özel yönetim önerenlere yaklaştı. Ancak bunun yine de ‘utangaç’ bir girişim olduğunun altını çizmeliyim.
Kararnameye göre bölgede iki yıl görev yapacak bir koordinatör atanacak. Ona bağlı olarak 12 il koordinatörü ve onların da yardımcıları ile birlikte toplam 25 kişilik bir ‘koordinasyon ekibi’ İçişleri Bakanlığı’na karşı sorumlu olarak çalışacaklar. Koordinatör ve yardımcıları, depremzedelerin kesin iskânı sağlanana kadar olan ihtiyaçlarıyla ilgilenecek.

Kararname koordinatörün ‘zeki, aksiyoner, yüksek organizasyon yeteneği olan’lar arasından atanmasını öngörüyor. Bu özelliklere sahip kaç kişinin kamu idaresinde bulunduğunu sorabiliriz elbette ama şimdi şakanın ne sırası, ne yeri… Uygun bir kişinin mutlaka bulunup, atanacağına inanıyorum.
Elimizdeki bilgiler, ilk günden beri eleştirilere hedef olan Başbakanlık Kriz Merkezi’nin varlığını ve etkisini koruyacağını gösteriyor. Sorunu sadece depremzedelerin geçici barındırılması ve beslenmesi olarak tarif eden bir anlayışla karşı karşıyayız.
Koordinatörlük ve bölge halkı, kesin iskânın planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde yine devre dışı kalacak gibi görünüyor. Oysa bunlar bir bütün. Geçici iskân sorununun çözümü ile kesin iskânın çözümü birbiriyle irtibatlandırılmadığı sürece kaynak israfının kaçınılmaz olacağını düşünüyorum. Ancak vardığımız bu nokta bile eskisine göre yine de ileri bir adım. Dilerim, koordinatörlüğün eli, merkezi bürokrasinin dolambaçlı yöntemleriyle bağlanmaz. Ve gerçekten hızlı hareket edip, hızlı kararlar alabilen ve bunları uygulayabilen bir koordinatör atanabilir. Kararnamenin gerçek sonuçlarını bulunacak ismin uygulamalarıyla göreceğiz. Dilerim bu kritik atama koalisyon içi dengelere, partizanlıklara kurban edilmez.
Kararnamenin en önemli yönlerinden birisi de yardımların tek merkezde toplanması ile ilgili olarak verilen karara yasal bir dayanak hazırlaması. Bunun yanı sıra başbakanlık müfettişleri ve bankalar yeminli murakıplarından oluşturulacak bir komisyon, yardımların harcanmasını üçer aylık periyodlarla inceleyip raporlayacak. Bunun da önemli ama şeffaflık açısından yetersiz bir karar olduğu kanısındayım.
Sorun sadece yardım paralarının harcanması değil. Yapılacak iş belli: ‘Deprem idaresi’ çalışma programını, hangi işi ne zaman ve ne kadara yapacağını önceden açıklamalı. Denetim, harcamaların uygunluğunu olduğu kadar bu iş programına uygunluğu da kapsamalıdır. Kamuoyu sadece hırsızlık yapılmaması ile ilgilenmiyor. Aynı derecede ilgili olduğumuz konu, hızlı çalışılması, kaynakların israf edilmemesi ve işlerin söz verilen zamanda bitirilmesidir. Öte yandan üçer aylık dönemler için hazırlanan inceleme raporları kamuoyuna açık olmalı, kamuoyu atılan her adımı, harcanan her kuruşu bilmelidir.
Gerçek şeffaflığın sağlanması için bu eksikliklerin de ek bir kararname ile giderilmesi gerekiyor.