Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Vakit çok geç değil

Uluslararası bir reklam ajansının; DDB’nin kurucusu Bill Bernbach “İyi bir fikir yeteneğe göre toza da dönüşebilir, sihire de” demiş. Bu sözleri ajansın Türkiye ayağı Medina / Turgul – DDB’nin yılbaşı tebrik kartının arkasında yazılı. Bu aslında bir karttan çok kitapçık olarak nitelenmeli. Öndeki sayfalarda bin yılımızın büyük yanılgılarından örnekler var.

Şöyle:

“Gelecekte, bilgisayarların ağırlığı 1,5 tondan aşağı olamaz.” (Amerikan bilim dergisi Popular Mechanics’in 1949’da yaptığı bir değerlendirme.)

“Bu telefon denilen alet ciddi bir iletişim aracı olamaz. Bizim için hiçbir değeri yok.” (Amerika’nın ikinci büyük haberleşme şirketi Western Union’un 1876’da yaptığı bir değerlendirme.)

“Filmdeki oyuncuların konuşmasını kim, niye dinlesin ki?” (Warner Brothers film şirketinin kurucularından H. M. Warner’in 1927’de yaptığı bir konuşma.)

“Bu müzik kutusunun hiçbir ticari değeri yok. Kime gönderildiği belli olmayan bir mesaj için hiç kimse para ödemez.” (Yatırımcı David Sarnhoff’un radyo konusunda ikna etmeye çalıştığı ortaklarından aldığı yanıt. Yıl: 1920)

“Bu ‘sound’u sevmedik. Zaten gitarın da modası geçti.” (Decca Plakçılık’ın Beatles’ın başvurusunu reddetme gerekçesi. Yıl: 1962)

“Neyse ki bu filmle Gary Cooper değil; Clark Gable rezil olacak.” (Gary Cooper, Rüzgâr Gibi Geçti filminin başrolünü oynaması teklifini reddederken. Yıl: 1939)

“Louis Pasteur’ün mikrop teorisi gülünç bir masaldan ibarettir.” (Toulouse’lu fizyoloji profesörü Pierre Pachet’nin 1872’de yaptığı bir değerlendirme.)

“Havadan daha ağır makinelerin uçması imkânsızdır.” (İngiliz Kraliyet Bilim Derneği Başkanı Lord Kelvin. Yıl: 1895)

Daha kimbilir ne kadar çok örnek olmalı, ama tebrik kitapçığındakiler bundan ibaret. Artık tarihe mal olmuş bu ‘yanılgı’ları okurken bir yandan da kendi hayatımı gözden geçirdim elbette. Hiçbirinin bunlar kadar büyük olmadığının farkındayım ama, hayatımın bazı dönemlerinde ‘iyi bir fikri sihire dönüştüremediğim’ yeteneksizliklerimin olduğunu da önce kendime, sonra sizlere itiraf etmek zorundayım. Öte yandan bazı durumlarda ‘sihirler’ yaratma başarısını da gösterdiğimi gururla görüyorum.

En büyük başarısızlığın nedir diye soracak olursanız, bu köşede herkese sık sık verdiğim öğüdü en başta kendim tutamamış olmam. Geçtiğimiz yıl sonunda yazdığım yazıda iki ayrı reklam sloganından yola çıkarak ‘Bir hayatın var, onu yaşa.. Hemen şimdi!” demişim.

Şimdi makinenin başında oturup sigaramın dumanını ekrana doğru üflerken geçip giden koca bir yılın ardından gözyaşı bile dökemiyorum. Yapmayı ertelediğim birçok şeyin benden neler alıp götürdüğünü ve bunların çok büyük bölümünün asla geri dönmeyeceğini görüyorum.

Ama ‘bu benim seçimim’ diye kendimi avutuyorum. Tercih etmeyi istemediğim bir şeyi tercih ettiğimi bilmek beni teselli ediyor. Garip bir çelişki..

Biliyorum ki bu konuda hiç yalnız değilim. Çok büyük çoğunluğunuz da benim gibi. Hayatın bize zorladığı şeyleri seçmek zorunda kaldığımız halde bunu kendi seçimimizmiş gibi içimize sindirebiliyoruz.

Umarım ve dilerim bu sene böyle olmaz. Benim için de, sizin için de…

Şarkıdaki gibi ‘dönülmez ufkun akşamında’ değiliz, hiçbir şey için vakit çok geç değil..