Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Erdoğan’ın hayal ülkesi

Erdoğan’ın hayal ülkesi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, açılışını yaptığı AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen ''Seçim Beyannamesi Tanıtım Toplantısı''na katılarak konuşma yaptı. ( Emin Sansar - Anadolu Ajansı )

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin yerel seçim beyannamesini açıklarken, “ülkemizi bugünkü gücüne, güvenlik ve refah seviyesine getiren yönetim olarak mevcut sorunların çözüm adresi biziz” dedi.

Erdoğan gibi hayal ettiğim bir gerçeklik içinde yaşamayı isterdim doğrusu.

Ülkemizin bugünkü gücü, güvenlik ve refah seviyesi konusunda bunları söyleyebildiğine göre paralel bir evrende yaşıyor olmalı.

Mevcut sorunları yarattıktan sonra çözüm adresi olarak kendini gösterebiliyor olmasına ise şapka çıkarıyorum.

“Ülkemizin bugünkü gücü” neye yetiyor, bunu bilmiyoruz.

Bu halimizle, daha çok mahallede kendinden küçüklere dayılanan bir tipi andırıyoruz gibi geliyor bana.

Ve Erdoğan bu konuda ne derse sadece lafta kalıyor.

“Teröristi asla serbest bırakmam” diyor, bir de bakmışız “terörist” dediği özel uçakla memleketine gidivermiş.

Gücümüz, o ülkelere yetmiyor, çünkü Erdoğan, o ülkeler için söylemedik sözü bırakmıyor ama ardından bir sabah kalkıyoruz ki ortalık süt liman olmuş, “yapmam” dedikleri yapılmış!

“Güvenlik” deseniz, Türkiye, tarihinde ilk kez kendisine tehdit olarak gördüğü bir ülkeye hava üstünlüğünü kaptırmak üzere.

S 400’lere 2,5 milyar dolar verdik, kasasında duruyor ve durmaya da devam edecek, işe yaramayacak.

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, ikinci parti S 400’lerin alımının gündemde olduğunu söylediğinde tarih 24 Nisan 2022 idi. Ağzına S 400 sözünü alan bir yetkili görebiliyor musunuz ortalıkta?

Yunanistan, parasını ödediğimiz, üretim ortaklığından da çıkarıldığımız F35’lerden alacak, bize ise F 16 yenileme paketi düşüyor! Ferrari’ye karşı, Doğan görünümlü Şahin ile yarışacağız yani.

Tamam, Yunanistan ile elbette savaşmayacağız, bu amaçla ne bizim ne de Yunanistan’ın paralarımızı silah tüccarlarına kaptırmamıza gerek yok ama önce doğruları konuşmak gerek.

“Refah seviyesini” hiç açmasak daha iyi.

En zenginimiz bile, Erdoğan’ın kendisini iktisatçı zannetmesi yüzünden iki yıl öncesine göre artık daha fakir.

30 Ocak 2022 günü bir ABD Doları, 13 lira 56 kuruştu. Dün 1 ABD Doları 30 lira 36 kuruş olmuştu.

Erdoğan “çözümün adresi biziz” diyor da çözeceğini iddia ettiği sorunları kimin yarattığını söylemeye dili varmıyor.

———————————-

İktisatçı Bay Erdoğan’ın eseri

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktisat literatürüne yeni bir teori hediye etme hayalinin doğal sonucu enflasyonun patlaması ve buna bağlı olarak “orta sınıfın” iyice kaybolması oldu.

Enflasyonun 2023 yılında da aynı yıpratıcı etkiyi göstereceğini ve fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olacağını da gelecek yıl bu vakitlerde açıklanacak istatistiklerde göreceğiz.

Bu bir falcılık değil, kehanet değil, aritmetik!

Türkiye’nin kişi başı geliri 10 bin 624 ABD Doları.

Ancak bu eşit dağılmıyor.

Nüfusun gelirden en çok pay alan ilk beşte birlik bölümünün milli geliri 26 bin 453 ABD Doları.

Gelirden en düşük payı alan beşte birlik kesim ise kişi başına 3 bin 134 ABD Doları elde ediyor.

Buna göre en zenginlerimizin bile elde ettiği milli gelir Çekya, Portekiz, Slovenya ayarında.

En fakirlerimiz ise Bhutan, Bolivya, Papua Yeni Gine seviyesinde milli gelire sahipler.

Rahmetli Süleyman Demirel, bir grup gazeteci arkadaşla birlikte sohbet ederken Boğaz’ın iki yakası için “Danimarka Türkiye’si” benzetmesi yapmıştı. Milli gelirden aldıkları pay Danimarka seviyesinde diye!

Görüyoruz ki onlar bile eski pozisyonlarını kaybetmişler, Portekiz seviyesine inmişler!

Erdoğan’ın bakınca “refah içindeler” diye gördüğü kesim de bunlar zaten.

Türkiye’de üretilen gelirin yarısını alan nüfusun ilk beşte birlik kısmı, yani 17 milyon kişi refah içinde yaşıyor.

Lokantalarda boş sandalye bırakmayanlar bunlar, lüks otomobilleri evleri alanlar da o evlerin içine lüks eşyaları dolduranlar da kısacası gıda dışında bu ülkede ne tüketiliyorsa onun büyük bölümünü tüketen kesim bu.

Ve sayıları da az değil, 17 milyon kişi. Düşününki Hollanda nüfusu kadarlar, Yunanistan’dan daha kalabalıklar. Bu nüfus üç Danimarka nüfusuna denk.

Dolu lokantalara, eğlence yerlerine, kadınların kollarındaki Hermes çantalara vs. filan bakıp Türkiye’de işlerin tıkırında olduğunu düşünenleri yanıltan da bu kalabalık nüfus zaten.

Ama onlar bile son iki yılda ABD Doları cinsinden servetlerinin yarıya yakınını kaybettiler.

Erdoğan’ın iktisat teorilerinin Türkiye’yi getirdiği yer burası işte.

—————————-