Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Ölenler ve öldürülenler!

Ölenler ve öldürülenler!

BBC World’ün haberinde, “İsrail’in misilleme saldırısında 500 kişi öldü” şeklinde bir cümle vardı. Hemen altındaki paragrafta da şöyle bir cümle kullanılmıştı:

“Hamas’ın saldırısında İsrail’de 700’den fazla kişi öldürülmüştü.”

Merak edenler için cümlelerin orijinalleri şöyle:

“More than 500 people have died in Gaza after Israil massive retaliatory air strikes.”

“More than 700 people have been killed in Israil since Hamas launched its attacks on Saturday.”

Haberden anlıyoruz ki İsrail ve Gazze’de bir şeyler olmuş, “ölenler” ve “öldürülenler” var.

Ölenler, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırıdan sonra ölmüşler.

Kaçı dikkatsizlikleri yüzünden öldü, kaçının vadesi dolmuştu, kaçı kendisini hastalıklardan koruyamadı, bunu belirtmemişler.

Belki de İsrail’in ağır hava saldırısı sırasında alçaktan uçan uçakların yarattığı gürültüden korkup öldüler. Belki yeni bir salgın hastalık vardı, Gazze’ye özgü!

Ne de olsa “tarafsız ve bağımsız, objektif habercilik” yapıyorlar. Nasıl öldüklerinden emin olmadıkları için olsa gerek insanların Gazze’de nasıl ölüp gittikleri ile ilgili açıklama yok.

Ama İsrail’de 700 kişiyi birileri öldürmüş.

Çünkü bu konuda eminler, Hamas saldırmış, 700 kişiyi öldürmüş. Net, şüpheye yer yok.

Londra’dan Orta Doğu’ya doğru baktıklarında uzakta bazı “kara kafalar” görüyorlar ama kara kafaların da hepsi eşit değil.

Bazılarını seviyorlar ya da şu anda seviyor gibi görünmek işlerine geliyor, bazılarını ise zaten hiç sevmiyorlar.

Bu Batı’nın çifte standardı. Ölen masum insanlar arasında böyle bir ayrımcılık yaparken hiç utanmıyorlar, yüzleri kızarmıyor.

Hamas, sivil asker ayırt etmeden körlemesine saldırabilen bir terör örgütü. Buna hiç şüphe yok.

Peki bugünkü İsrail hükümetine ne demeli?

Suça karışmamış, çocuk, kadın, erkek sivilleri bir açık hava hapishanesine kilitleyip, tepelerine hedef gözetmeksizin bomba yağdırmak ne oluyor?

Suç kişisel bir durumdur. Yapanı bağlar. Ceza, suçluya verilir, masuma değil.

Hamas bir terör örgütü olarak silahlı adamları ve roketleriyle İsrailli sivilleri öldürdüyse, bunun cezasını çekmesi gerekenler o kararı alanlar ve uygulayanlardır.

Bir devlet bu ayırımı yapmadan, o bölgede yaşayan herkesi öldürmeye yönelik askeri operasyonlar yapıyorsa, o devletin de terör örgütünden bir farkı kalmaz.

Ahlaki meşruiyetini kaybeder.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı fikirdeyim: “Bu savaş değil katliam; İsrail devlet gibi değil örgüt gibi davranırsa, örgüt gibi muamele göreceğini unutmamalı!”

İsrail devletini bugün yöneten dinci faşistlerin, bu kadar pervasız olmalarının nedeni de Batı’nın BBC haberlerine bile yansıyan çifte standartlardır. Bunu da unutmayalım.

———————————

Çocuklarımızı bu adam mı eğitecek?

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, devlet görevlilerine verilen “gri tıklı” twitter / X hesabından İsrail Başbakanı’na hitap etti:

“Bir gün seni de vuracaklar. Gebereceksin.”

Nazif Bey, imam hatip lisesinin ardından ilahiyat fakültesini bitirmiş. İlahiyat fakültesinden aldığı bir doktora derecesi de var. Bakanlıkta daha önceki görevi Din Öğretimi Genel Müdürlüğü.

İsrail Başbakanı ise pek muteber bir insan değil, ülkesinde bile birçok kişi nezdinde bir itibarı yok.

Yolsuzluklarla suçlanıyor, yargıyı emrine alarak ülkesinde din temellerine dayalı otoriter bir yönetim kurma peşinde, popülist bir tip. (Yanlış anlaşılmasın lütfen, Benjamin Netanyahu’dan bahsediyorum.)

İsrail halkının başına gelen bu son felaketin nedenlerinden biri Hamas’ın acımasızlığı ise diğeri de onun Filistin halkını yok sayması, insan yerine koymaması.

Doğal olarak bütün insanlar gibi seveni var, nefret edeni var.

Birey olarak Nazif Yılmaz Bey’in de böyle bir hakkı var; Netanyahu’dan nefret edebilir.

Ancak bir eğitimci olarak onunla mahalle kahvesinde sandalyeye yan oturup tespih sallayan bitirim arasında bir fark olmalı.

Netanyahu’nun son olay karşısındaki tutumunu eleştirecekse bunu bulunduğu makama yakışan bir üslupla yapmalıydı.

Buradan şu sonucu mu çıkarmalıyız: Demek ki imam hatip ve ilahiyat fakültesi eğitimi, bu kişiye fikirlerini doğru dürüst ifade etmeye yetecek bir formasyon ve terbiye verememiş.

Kendisi fikirlerini hakaret etmeden açıklamayı başaramayan bir eğitimci, çocuklarımızı nasıl eğitebilecek?

Milli Eğitim Bakanı Yardımcısı sıfatını taşıyan birisinin minibüs muavini gibi davranması, o makam ile bağdaşıyor mu?

————————