Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Hooijdonk ve Ali Güneş

Kadıköy’de dün aslında futbol açısından hiç de önemli olmayan bir maç vardı. Şampiyonluğa sadece 7 puanın kaldığı bir oyunda, kimin nasıl oynadığının hiçbir önemi yoktu.

Taraftarlar açısından önemli olan, bundan sonraki maçlarda sadece üç puanın alınmasıydı.. Ve Fenerbahçe dün bunu gerçekleştirmeyi başardı.

Ankaragücü, sezonun tüm maçlarını dün ilk yarıda oynadığı gibi oynayabilseydi, bugün şampiyonluk için sallanan Sarı-Lacivertli bayraklar, Ankaragücü için sallanıyor olacaktı.

Bütün bunlar gösteriyor ki, Türkiye’de futbol artık sadece kazanmak için oynanıyor.

Birçok Fenerbahçeli taraftar, Ankaragücü’nün oyununa sinirlendi belki ama liglerde Fair Play’in konuşulabilmesi, sadece böyle oyunlarla gerçekleşebiliyor.

Çocukluğumda Ankara’da Ankaragücü maçlarına giderdim; Ankaragücü’nün renkleri, Fenerbahçe ile aynı olduğu için… Dün aynı renkteki iki takımın çok dürüstçe oynadıkları maçı izlemek, bu nedenle bana zevk verdi.

Ancak Cem Papila için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Maçın büyük bölümünde Ankaragücülü oyuncuların kartlık hareketlerini görmezlikten geldi ve oyunun Fenerbahçe açısından zorlaşmasına neden oldu.
Birinci yarıda Selçuk elle oynadı diye çalınan düdüğün aynısının maçın ikinci yarısında Ankaragücü ceza sahası içinde çalınmamış olması, Papila’nın gereksiz bir megalomaniye girdiğini gösteriyor. Papila gerçekten unutulmayacak bir hakem olmak istiyorsa, takımların forma rengine bakmadan aynı pozisyonda aynı kararları verebilme cesaretini göstermeli…
Maçın Fenerbahçe açısından iki kahramanı vardı. Birisi Hooijdonk, diğeri Ali Güneş. Hooijdonk için söylenecek çok şey yok. Ancak Ali Güneş, sınırlı yeteneklerin, çok çalışmayla ve özveriyle insanları bir yerlere taşıyabileceğinin örneği oldu. Şampiyonluk gecesinde en çok eğlenmeyi Ali Güneş hak ediyor.