Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Atilla Olgaç yargılanmalı

TİYATROCU Atilla Olgaç’ın “esir Rum askerini öldürdüğünü” söylediğini perşembe günü Hürriyet internet sitesinde okuduğumda bunun Türkiye’nin başını çok ağrıtacağını düşünmüştüm.

Nitekim öyle de oldu. Kıbrıs Rum ve Yunan gazeteleri cuma akşam baskılarından beri bu konuyu çiğneyip duruyorlar.

Cuma günkü yazımda bu sözlerin “dikkat çekmek için uydurulmuş” olabileceği ihtimalini de belirtmiştim. Nitekim Atilla Olgaç, bunu “bir senaryonun parçası olarak” söylediğini iddia ediyor.

Şimdi soru şu: Atilla Olgaç’ın hangi söylediğine inanacağız? Dünya kamuoyunun bu sözlerden hangisinin doğru olduğuna inanmasını bekliyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz ben kişisel olarak ilk söylediğinin palavra olduğuna inanıyorum ama durum kişisel fikirlerimizle açıklanamayacak kadar vahim.

Bu nedenle Atilla Olgaç’ın sözünü ettiği dönem ve olayla ilgili ciddi bir soruşturma yapılması gerekiyor.

Olay ciddiyetle araştırılmalı, Olgaç’ın sözünü ettiği dönemdeki görevi ve bu görevini yaparken hangi konumda bulunduğu ortaya çıkarılmalı.

Eğer Olgaç’ın ilk söyledikleri doğruysa sadece kendisi değil, o dönemde buna göz yuman komutanları da savaş suçuyla yargılanmalı.

Yok, eğer o söz palavraysa Atilla Olgaç yine yargılanmalı.

Türkiye’yi uluslararası kamuoyu nezdinde zor duruma düşürdüğü için yargılanmalı.

TCK’nın ünlü 301. maddesi, roman kahramanlarının söylediği sözleri bile yargılamak için kullanılabildiğine göre gerçek bir kişiliğin Türklüğe iftirası da cezasız kalmamalı.

Gizliliği bozanı bulmak zor değil

DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Ergenekon soruşturması sırasında gizlilik hükümlerine riayet edilmediğini, bunun gereğini yapma görevinin de yargıya ait olduğunu söyledi. Biliyorsunuz, soruşturmanın bütün detaylarını, hatta soruşturma kapsamında ileriki günlerde kimlerin tutuklanacağını AKP medyasından öğrendik.

O gazetelerde çalışan muhabirler, bu haberleri kafalarından uydurmadılar.

Bu haberler onlara servis edildi.

Servisi yapanlar iki kurumun mensupları olabilir. Ya bunlardan biri ya da her ikisi: Savcılık veya Emniyet Müdürlüğü görevlileri!

Doğrusunu isterseniz, kişisel olarak savcılığın yürüttüğü bir soruşturmada gizliliği ihlal ederek bilgi sızdırabileceğine inanmak istemiyorum

Tutukluluk hali sona eren sanıklardan Yalçın Küçük serbest bırakıldıktan sonra şunu söyledi: “En acı nokta tutuklanmamdan itibaren ortada aktif bir savcılık makamı göremiyorsunuz, her şey emniyetin. Bu yepyeni bir durum ve çok garip!”

Yalçın Küçük’ün de dikkat çektiği gibi soruşturma, savcılıktan daha çok polis tarafından yürütülüyor gibi görünüyor. Bilgilerin de oradan gazetecilere sızdırılmış olması daha büyük bir ihtimal.

Ve bilgilerin nereden sızdırıldığını bulabilmek çok zor olmamalı. Gazetelerde yayımlanan haberlerin tarihi belli ve o tarihte bu bilgilere sahip olabilecek durumdaki emniyet görevlilerinin kimler olduklarını bulabilmek için insanın araştırmacı olmasına bile gerek yok.

Cemil Bey, yargıyı göreve çağırmadan önce hemen yanı başında oturan İçişleri Bakanı’na bunu söylemeli.

Ama belli ki o da polisin polisi soruşturmasından bir sonuç beklemiyor ki yargıyı göreve çağırıyor.

Erdoğan’ın uykusu kaçacak!

KEMAL Kılıçdaroğlu’nun, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı gösterilmesi, bu seçimlerin merkezinde “yolsuzluk iddiaları” olacağının önemli bir göstergesi.

Kılıçdaroğlu’nun popülaritesi, ortaya çıkardığı yolsuzluk dosyaları ile AKP iktidarını ciddi olarak hırpalamasından ileri geliyor.

Kendisi ne bürokratlığı sırasında ne de siyasi yaşamının ilk yıllarında böyle bir popülariteye hiç sahip değildi. Kılıçdaroğlu’nun bu seçim sırasında yeni dosyalar ortaya çıkarmakta zorlanmayacağına kuşku yok.

Ancak AKP için asıl vahim gelişme, Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanmasıyla ortaya çıkar. Belediyenin içine girdikten sonra Kılıçdaroğlu ve ekibinin ulaşabilecekleri bilgiler, AKP iktidarını bir sonraki genel seçimlere kadar ciddi olarak yıpratacaktır.

Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim süresince uykusunun kaçacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Bu nedenle bu seçimde ağır kapışmanın İstanbul’da yaşanacağını tahmin ediyorum.

Kılıçdaroğlu isminin, AKP’ye muhalif çevreleri birleştirmesi ihtimalinin olduğu, ilk yapılan araştırmalar tarafından da ortaya konulmuş bulunuyor.

Heyecanlı bir seçim dönemi yaşayacağız.