Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Demokrasi, alaturka bir Raşomon öyküsü mü?

Demokrasi, alaturka bir Raşomon öyküsü mü?BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Ağrı’daki seçim mitinginde, “330 alan Köşk’e çıkıyor, 357 çıkamıyor, bu demokrasi değil başka bir şey” dedi.

Konuşmasında benim altını çizdiğim bir başka cümlesi de şuydu: “Bağımsız vekiller sizin için ne yapabilir? Oyunuzu sokağa atmayın.”

Başbakan’ın milletvekili sayısıyla birlikte “demokrasiyi” hatırlaması hoş bir durum.

O zaman şu sorunun da yanıtını verse çok iyi olacak: “Genel seçimlerde yüzde 34.45 oy alarak, Meclis’teki sandalyelerin yüzde 66’sına sahip olmak demokrasinin neresine sığıyor?”

Tabii şunu da sormak iyi olur: Milletvekili adaylarını, parti liderlerinin belirleyip halka dikte etmesi demokrasi mi?

Başbakan, “bağımsız milletvekillerinin ne yapabileceğini” soruyor.

Şunu yapabilirler: 12 Eylül artığı yüzde 10 barajını fiilen geçersiz hale getirerek, demokrasiye bir adım daha yaklaşmamızı sağlayabilirler.

Geçen seçimlerde yüzde 10’luk seçim barajı nedeniyle oyların yüzde 45.20’si TBMM’de temsil edilemedi.

Bunun normal bir demokraside açıklaması olabilir mi peki?

Temsildeki bu adaletsizliği TBMM çoğunluğuna sahip bir hükümetin değiştirmeye çalışması gerekmez miydi?

Yoksa demokrasi, bir tür “alaturka Raşomon öyküsü” mü? Öyle olunca öyle, böyle olunca böyle mi oluyor? (Japon yönetmen Kurosawa’nın Raşomon filminden beri bir hadisenin olaya karışan şahıslar tarafından bambaşka öyküler olarak anlatılıyor olması hali için kullanıyoruz bu kelimeyi.)

Bir de uzmanına kulak verelim

TEMPO Dergisi, bugün piyasaya çıkan sayısında ilginç bir iş yaptı ve “gündelik yaşam filozofu” Alain de Botton’a, İstanbul’dan bazı fotoğraflar göndererek yorumlattı.

De Botton’un yakında çıkan “Mutluluğun Mimarisi” isimli kitabı, mimari ile günlük yaşam arasındaki bağlantıları ortaya koyan ilginç bir çalışma.

Bakın De Botton, yıkılması gündeme gelen Atatürk Kültür Merkezi ile ilgili nasıl bir yorum yapmış: “Bu bina Klasik Modernizm’in görkemli ve cesur değerlerini yansıtıyor. Modernist mimarlar, iyi ve doğru bir toplumun, mantıklı ve geometrik mimariden etkilendiğine inanırlardı. Bu, geleceğin ancak akılla ve teknolojiyle doğru biçimde inşa edileceğini düşündürten romantik bir bina! Bugün durup baktığımızda, onu biraz nostaljik bulabiliriz. Çünkü bu bina asla gerçekleşemeyecek olan bir gelecek üzerine.”

“AKM yıkılsın mı yıkılmasın mı” tartışması sürerken bu konuda fikir beyan eden köşe yazarları arasında azınlıkta kalmıştım. Herkes yıkılsın istiyordu.

Bu binanın mimari değeri olmadığını, çirkin olduğunu ve yıkılmasını savunanların Alain de Botton’un uzmanlığına kulak vermelerini diliyorum.

De Botton, dergide Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni odasının dekorasyonunu da değerlendirmiş. Eminim ki Başbakan bu değerlendirmeden hiç hoşlanmayacak!

Sonuçları çok farklı bir seçim araştırması

SEÇİM sürecine girildiğinden beri herkesin gözü, seçim araştırmalarının ne dediğinde!

Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yönetim Araştırmaları Merkezi de 15-30 Mayıs tarihleri arasında, SBF öğretim üyesi Doç. Dr. Metin Özuğurlu’nun yönetiminde 16 devlet üniversitesinden 17 öğretim üyesinin katılımıyla bir “seçmen eğilimleri araştırması” yaptırdı.

16 bölgede 1626 yanıtlayıcıya yüz yüze görüşme yoluyla uygulanan anketlere dayanan bu araştırma, benim bugüne kadar gördüğüm araştırmalardan oldukça farklı bir tablo ortaya koyuyor.

Öteki araştırmalarda AKP uzak ara önde görünürken, bu araştırmada AKP ile CHP eşit görünüyorlar. AKP’nin yüzde 27, CHP’nin yüzde 26.8 oranında olduğunu gösteren bir araştırma bu. Kararsızlar (yüzde 13.1) dağıtılmamış.

Yine bu araştırma, başka araştırmalarda barajı geçtiği görülen MHP’nin “sınırda” (yüzde 9.5) olduğunu gösteriyor. DP de yüzde 7.2 ile barajın altında görünüyor.

Araştırma AKP, CHP ve MHP oylarında yükseliş eğilimi olduğuna da dikkat çekiyor.

Elbette araştırma sonuçlarına bakarak, seçim böyle neticelenecek demek mümkün değil.

Ama ilk kez bu kadar değişik bir sonuç veren ciddi bir araştırmaya rastladığım için sizlerle de paylaşayım istedim.