Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Bir “ceberut devlet” uygulaması daha

Afyon Barosu avukatlarından Umut Kılıç, hakim adaylığı sınavına girdi ve soluğu cezaevinde aldı.
Kılıç, bundan önceki yazılı sınavda 85 puan almış ve ancak mülakattan sonra elenmiş. Bu mülakata ikinci girişi.
Mülakata girmiş ve komisyon üyelerine mülakattaki keyfiliklerin insan hayatına verdiği zararları anlatmaya kalkışmış!
Suçu bu.
Mülakatı gerçekleştiren heyet üyeleri bu duruma çok sinirlenmiş ve polis çağırarak avukatı dışarı çıkarttırmış.
Bu arada itiş kakış arasında taraflar birbirlerine pek uygun olmayan sözler de söylemişler.
Bunun üzerine avukat Kılıç, tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevkedilmiş ve tutuklanmış.
Gerçekten ilginç bir durum:
* AİHM’nin kamu görevlileri ve siyasetçilerin ağır şekilde eleştirilebileceklerine ilişkin kararları var. Belli ki yargıç bunu dikkate almamış.
* Avukat Kılıç’ın tutuklanmasına neden olan suçtan alabileceği ceza hükmün açıklanmasının ertelenmesi sınırları içinde. Yani mahkum olsa bile hapis yatmayacak. Yargıç, bu durumda nasıl tutuklama kararı verebilmiş? İnsan hayret ediyor!
* Söz konusu kişi bir avukat. Yeri belli, yurdu belli, yaptığı iş belli. Yargıç, sanığın “kaçabileceğine” neye dayanarak karar verebilmiş, anlaşılabilir gibi değil.
* Suç ile ilgili delil, komisyonda tutulan tutanak. Başka delil yok. Sanık tutuklanmasaydı, hangi delili karartabilecekti ki böyle bir karar verilebildi?
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu “bu sözleri söyleyen bir avukat değil de bir hakim olsaydı, aynı heves ve heyecanla tutuklama kararı verilmezdi” diyor ki haklı.
Bu tutuklama kararı da gösteriyor ki artık devlet büyüklerinin canını sıkacak sözler söylersen soluğu cezaevinde alırsın!
Hukukmuş, kanunmuş, temel insan haklarıymış, mahkemelerin umurunda bile olmaz!
Ceberut devletin en önemli özelliklerinden biri de budur.
Kamu görevlileri ve devleti yöneten siyasetçiler kendilerini herşeyin ve herkesin üstünde görürler. Onlara soru soramazsınız, hakkınızı arayamazsınız. Ararsanız da kırk katır ile kırk satır arasında bir tercih yapmanız gerekir!
———————————–
 
“Muhalefetsiz ülke” operasyonu
 
Türkiye’nin yargı eliyle muhalefetsiz bir ülke haline getirilme çabasının bir halkası da “Sanat Meclisi”nin hazırladığı bir video ile ilgili soruşturma oldu.
Başına isabet eden bir gaz fişeği ile hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın katilinin hala bulunamamış olmasını protesto eden bir film bu.
Filmde tanınmış sanatçılar rol alıyorlar ve Berkin Elvan’ın katilinin nerede olduğunu soruyorlar.
Film “Berkin için 11 Aralık’ta hayatı durdur” sloganı ile bitiyor.
Filmde oynayan sanatçılar için “Halkı sokağa çağırıyorlar” şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı.
Sanatçılar “suç işlemeye teşvik” suçlamasıyla soruşturuluyor.
Bu soruşturmanın da bir tek amacı var: Muhalefeti korkutarak sindirmek, bastırmak.
Demokratik bir ülkede, “halkın sokağa çıkması” da, “halkın sokağa çağrılması” da bir suç değildir.
Protesto hakkını kullanmak için insanlar sokağa çıkabilirler, sokağa davet edilebilirler.
Bunun içinde genel grev de olabilir, bir yerde toplanmak da, bir gösteri yürüyüşü yapmak da.
Suç, sokağa çıkanların şiddete yönelmesiyle oluşur, topluca sokağa çıkmak tek başına bir suç değildir. AİHM kararlarıyla korunan bir haktır!
Bunu savcılar da kuşkusuz ki biliyorlar.
Ama siyasi iktidar ve onun güdümündeki HSYK, yargı eliyle öyle bir baskı yaratmak istiyor ki kimisi gönüllü olarak, kimisi mecburiyetten bu soruşturmaları açıyor.
Bu arada olan bağımsız yargıya güven duygusuna oluyor.
——————————————–
 
Yandaş zengine varsa, halka da bulunur
 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP’nin açıkladığı yoksul kesimlere gelirden daha çok pay ayıran programı beğenmedi.
Önce “kaynak nerede” dedi.
Ardından “seçim bildirgeleri bizim daha önce hayata geçirdiğimiz projelerden ibaret. Özellikle sosyal yardımlar konusu. Verilen yardımları önce sadaka deyip hafife alacaksınız, sonra sosyal yardım mantığı getireceksiniz” diye aslında kaynağın bütçe içinde bulunabileceğini de söylemiş oldu.
Bütün mesele devletin elindeki kaynağı nasıl kullanacağı ile ilgilidir, bunu itiraf etti.
Eğer politikanız, daha adil bir gelir bölüşümünü hedefliyorsa, bütçenizi buna göre harcarsınız.
Gelir dağılımında adaleti önemsemiyorsanız da AKP’nin yaptığı gibi, devlet bütçesini yandaş havuz zenginleri yaratmak için kullanırsınız.
Bütün mesele bundan ibarettir.
———————————————