Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Bırakın da herkes diyeceğini söyleyebilsin

YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığı, Demokratik Toplum Kongresi tarafından düzenlenen çalıştay ile ilgili olarak BDP bağlantısını incelemeye aldı.

İncelenecek ne var bilemiyorum. Organik bir bağ olmasa bile ikisinin aynı şeyleri söyleyip, savunduğunu biliyoruz.
Aslına bakarsanız, programında “federasyon” öneren Hak Par’ın kapatılmasıyla ilgili olarak açılan davada da Anayasa Mahkemesi nitelikli çoğunluğa ulaşamadığı için kapatma kararı vermemişti.
Yani bu konuda demokrasimiz eskisine göre bir adım daha ileride.
Sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın değil, tüm savcılarımızın sadece fikir açıkladılar diye birileri hakkında inceleme, soruşturma yapmalarından vazgeçmeleri gerek.
Kanunları, özgürlükleri genişletici biçimde yorumlamak savcılardan başlamalı ki meselelerimizi kavga ederek değil, konuşarak çözebilelim.
Bunun için de “dostça boşanma” da dahil olmak üzere her şeyi konuşabiliyor olmalıyız.
“Boşanmayı” görünürde kimse istemiyor zaten. DTK ve BDP’nin açıklamalarından büyük çoğunluk “ayrılma isteğini” algılıyor ama madem onlar bunu ayrılmak değil, birleşmek için istediklerini söylüyorlar, dinlemekte yarar var.
Bu, dağ başlarında genç insanların ölmesini beklemekten daha doğru bir harekettir, bunu unutmayalım.
İnsanlar serbestçe konuşuyor olmalı ki artık silahlar sussun. Hepimizin öncelikli beklentisi bu olmalıdır. Çünkü her ölen genç, asker olsun, PKK’lı olsun, bu halkın çocuğu ve her ölüm aslında bizi birbirimizden biraz daha uzaklaştırıyor. Bunu görmemiz gerek.
Bunu en çok görmesi gerekenler de “ayrılma” sözünü duyduğunda içinden isyan çığlıkları yükselenler olmalıdır.

Türbanlı erkekler!

SÖYLEŞİLERİNİ dikkatle izlediğim genç bir arkadaşım var. Kısa bir süre de olsa birlikte çalışmıştık. Eğer tüm genç gazetecilere musallat olan acelecilik sendromuna yakalanmaz ise önümüzdeki yıllarda adını sıkça duyacağınıza eminim.
Selin Ongun’dan söz ediyorum.
Selin’in söyleşileri her hafta www.t24.com.tr internet gazetesinde yayımlanıyor. Bir süre önce önde gelen on türbanlı ve siyasal olarak “İslamcı” kadın ile bir dizi söyleşi yaptı.
Ayşe Böhürler, Merve Kavakçı, Sibel Eraslan, Enise Akgül, Hülya Yazıcı Aktaş, Özlem Topal, Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, Esra Elönü, Hilal Kaplan ve Emel Çalışkan ile yapılan bu söyleşiler şimdi bir kitap olarak yayımlandı. “Türbanlı kadınlar anlattı: Türbanlı Erkekler” (Destek Yayınları) isimli kitap, bana oldukça yabancı bir dünyadaki erkek-kadın ilişkilerinin toplumsal boyutları ile ilgili çok ilginç bir tablo çiziyor.
Başını örtmek, örtmekte ısrarcı olmak kuşkusuz ki inanç ile ilgili bir mesele. Ve bu konuda da özgürlüklerden yanayım. Ama şunu da ihmal etmiyorum: Kadınların toplumsal yaşama katılabilmek için başlarını örtmek zorunda olmalarının, bu çağda özgürlüklere değil, tam tersine işaret ettiğini düşünüyorum.
Söyleşileri okurken de bu bakışımın çok da yanlış olmayabileceğini düşündürten sözlerle karşılaştım.
Kadınların başlarını, adı ne olursa olsun, örtmelerini bir “özgürlük” meselesi olarak sunan ve savunan İslamcı erkeklerin kadın meselesine bakışları bana hiç de “özgürlükçü” gibi gelmedi.
Evet, kendileri ile söyleşi yapılan kadınlar kuşkusuz ki türbanı kendi istekleri ile kullanıyorlar. Onların bu isteklerine saygı da duyuyorum. Ama kadınların “erkeklerden farklı ve onlarla eşit olmayan bir toplumsal cinsiyet” kimliğini kolayca kabul etmelerini de anlamam zor.
Bu kitabı fırsat bulursanız okumanızı öneriyorum.

Dilerim gerekmez ama aklınızda olsun

GEÇENLERDE bir arkadaşımızın annesi için acil kan bulmak gerekti. Bunun ne kadar önemli bir sorun olduğunu insan başına gelince anlıyor.
Bu vesileyle internette www.kanbankasi.gen.tr isimli bir site ile tanıştım.
Kâr amacı gütmeyen, topluma yararlı olmayı hedefleyen bir internet sitesi bu!
Siteyi hazırlayan ekip, bu işe başlamaya, bir dostlarının küçük oğlunun ihtiyacı olan kanı zamanında bulamayıp, çocuğun yaşama veda etmesi üzerine karar vermiş.
Kan verecek gönüllüler ile kana acil ihtiyacı olanları buluşturmayı hedefliyor.
Siteye şu anda kan bağışında bulunabileceğini beyan eden 16 bin kişi kayıtlı. Kan bağışı yapmak isteyenler kendilerini kaydediyorlar, acil kan ihtiyacı olanlar böylece ulaşabilecekleri bir kaynak bulmuş oluyorlar.
Kan bağışçılarının bu iş için bir karşılık beklemediklerini de belirteyim.
Bu siteyi bir kenara not etmenizi öneririm. Ayrıca eğer bir internet siteniz varsa bu sitenin bir “banner”ını oraya koyarak bu sosyal sorumluluk projesine destek de olabilirsiniz.