Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Birlik legal de faaliyetleri ne?

GENELKURMAY Başkanlığı, Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ilgili bir açıklama yayınladı.

Seferberlik Tetkik Dairesi, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı şeklinde zaman içinde ismi dönüşen bu birlik, yasal olarak faaliyet gösteriyormuş!

Hep merak ederim, bu açıklamaları kim yazar ve neden her seferinde açıklamanın muhataplarının aptal olduklarına inanır!

Bugüne kadar bu birliğin “illegal” olduğunu kim iddia etti ki şimdi “Bu yasal bir birliktir” demek gerekiyor?

Sorun şu: Biliyoruz ki bu birliğin faaliyetleri arasında en başından itibaren sivilleri de örgütlemek var.

“İşgale karşı koyma” faaliyetleri için sivillerin silah kullanmak da dahil olmak üzere, propaganda için, ayaklanma çıkarmak için, istihbarat için örgütlendikleri bir sır değil.

Yıllardır yanıtını aradığımız soru bu sivillerin “iç düşmana karşı” kullanılıp kullanılmadığı. Bu kişilerin TSK ile örtülü–açık organik bir bağ içinde olup olmadıkları.

Bu birliklerdeki bazı unsurların, yasa dışına çıkıp çıkmadıkları.

Mesela BDP milletvekillerine karşı Sinop’ta girişilen örgütlü eylemde bu tür sivillerin parmak izi var mı? Malatya zirve katliamında? Hrant Dink cinayetinde?

Bunları merak ediyoruz, bunların aydınlanmasını istiyoruz.

Yoksa TSK’nın içinde yasal olarak kurulmuş, yasaların dışına çıkmamış bir birliği neden tartışma gereği duyalım?

Yasakçı kafa, tasarruftan da anlamaz

THY Yönetim Kurulu Başkanı, Murat Yetkin’e bir demeç vermiş, dün Radikal’de okudum.

Konu malum, THY yönetimine hâkim olan yasakçı kafa!

Yönetim Kurulu Başkanı, daha önce söylediklerini tekrarlıyor, yasağını meşrulaştırmak için “Dünyanın hiçbir ülkesinde iç hatlar ekonomide içki servisi yok” diyor.

İyi de kardeşim, aksini iddia eden oldu mu? Niye laf dolandırıyorsunuz, neyi örtmeye çabalıyorsunuz? Business sınıfındaki yasaklarınızdan söz ediyoruz, parası yolcu tarafından ayrıca ödenmiş sınıftan!

Sakın suçüstü yakalanmış olmanın verdiği utançtan olmasın bu durumu çarpıtma çabanız?

Murat Yetkin’e diyor ki: “Dünyada sivil havacılık çevrelerinde alkollü içki servisinin tıpkı tütün gibi toptan kaldırılması yönünde tartışmalar var.”

Hep diyorum ya, “Salla sallayabildiğin kadar, nasıl olsa kimse bu işin ayrıntısını bilmez” diye düşünüyorlar.

“Dünya havacılık çevreleri” bunu nerede tartıştılar acaba? Bir kongrede mi, bir panelde mi? Mesleki dergilerdeki, sitelerdeki forumlarda mı?

Bana bir “link” gönderir misiniz, ben de takip edip öğreneyim bu tartışmayı!

Gönderemez çünkü böyle bir şey yok, tartışılan şey bambaşka.

Hiçbir medeni Batı ülkesinin havayolunun gündeminde böyle bir şey yok! Rusya gibi ağır alkol sorunu olan ülkelerin hava taşımacılarıyla kendinizi kıyaslamayın.

Gündemde olan tartışma uçakların yakıt tüketiminin azaltılması çerçevesinde sürüyor. İkram yüklemesi de bunun bir ayağı.

Yasaklamak değil, hafif ambalajlı, uçakta yakıt tüketimini arttırmayan ikram malzemesi üzerine yürüyen bir tartışma bu.

THY’ye de önerim bu tartışmayı izlemesidir.

THY, küçük şişelerde (18 cl.) yaptığı şarap servisiyle yükü arttırıyor. Oysa normal (70 cl.) şişelerde şarap ikram edilse hem şarabın kalitesi artar hem uçağa yüklenen ikram yükü azalır, boş yere şişe taşınmamış olur.

THY sert içkileri, litrelik şişelerde yüklüyor. Burada da tam tersini yapmalı oysa. Bir kadehlik, hafif pet şişelerde sert içki almalı, litrelik cam şişe yüklememeli.

Böylece içinden iki tek içilmiş koca şişeyi de taşımaktan kurtulur. Mesela Lufthansa’ya sorun, neden böyle yapıyorlar diye!

Hangi uçuşta, neye, ne kadar ihtiyaç olduğunu hesaplamak çocuk oyuncağı bir bilgisayar programının işidir.

Dedim ya niyetleri gerçekten tasarruf olsa, bunları düşünürler ve uygularlardı.

Niyetleri bu değil, niyetleri kamuoyunu test etmek, alıştırmak.

Yasakçı kafaları buna basıyor sadece çünkü.

Bu dergi her fikre açık olmalı

SABAH gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel, bir süre yayınlayamadığı Yeni Türkiye dergisini Başbakan’ın makalesinin de yer aldığı “Yeni Anayasa Özel Sayısı” olarak yayınladı.

Fikirleriyle mutabık değilim ama bu tür girişimler önemlidir, memleketin düşünsel zenginliğini arttırır. Bu nedenle derginin yeniden yayınlanmasını memnuniyetle karşıladım, hayırlı olsun, dilerim uzun ömürlü de olsun.

Dergiye bakarken Necip Fazıl’ın, Adnan Menderes’e, örtülü ödenekten yardım almak için yazdığı rica mektuplarını da hatırladım. Bu kez örtülü ödenek değil, açık bütçe kullanılmış!

Yeni Türkiye dergisindeki ilanlar şöyle sıralanıyor: Ziraat Bankası, Yüksek Hızlı Tren, THY (o tarihte demek ki henüz tasarruf hamlesi başlamamış!), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Müzeleri, İston (İBB iktisadi kuruluşu), Hasan Kalyoncu Üniversitesi, bir kez daha Yüksek Hızlı Tren, Metroray, Emlak Konut, Türkiye Diyanet Vakfı, KİPTAŞ (İBB iktisadi kuruluşu), İGDAŞ, WOW Otelleri, Halkbank.

Hemen hepsi kamu kuruluşu! (HK Üniversitesi değil elbette. Metroray’ın internet sitesinde ortaklık yapısıyla ilgili bilgi bulamadım. Ancak müşterilerinin sadece bazı AKP’li belediyeler olduğunu belirteyim. WOW da özel bir şirket.)

Belli ki kamu parasıyla “beslenen” bir dergi olacak bu.

Madem vergilerimizle bunu hepimiz finanse edeceğiz, o zaman sayfaların da herkese açık olmasında yarar vardır diye düşünüyorum.

Ve kuşkusuz ki akademik bilgiye önem ve değer verenler, kamu kuruluşlarının olanaklarıyla beslenen bir düşünce dergisini ciddiye almazlar, ben uyarmış olayım.

Not: Yurtdışında bir toplantıya katılacağım için yazılarıma üç gün ara vereceğim. Okuyucularımın bilgisine sunarım.