Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Büyükanıt’ın açıklamalarında dikkatimi çekenler

GENELKURMAY Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın dün Eğirdir’de düzenlediği basın toplantısında dikkatimi çeken iki husus oldu.

Birincisi, Orgeneral Büyükanıt’ın teröre karşı yürütülmesi gereken “psikolojik harekátta eksiklikler olduğu” görüşü.

Orgeneral Büyükanıt, “Terörle mücadelede kamuoyu desteği sağlamak açısından basının fonksiyonu tanktan, toptan, makineli tüfekten çok daha önemli” diyor.

Şehit haberlerini bu görüşe kanıt olarak göstererek, “Gazetenin başlığında deniliyor ki 5 şehit. Ama haberi okuduğunuzda anlıyorsunuz ki 8 terörist etkisiz hale getirilmiş” diye devam ediyor.

Bunu duyunca bazı gazetecilerin, “Şehit haberlerini fazla büyütmeyelim” sözlerini hatırladım.

Belli ki askerler de teröre karşı sağlanan başarıların gazetelerde daha büyük gösterilmesinden yanalar.

Öte yandan Orgeneral Büyükanıt, terör örgütüne katılımların bu sene çok azaldığını da söylüyor.

Bunda elbette yapılan operasyonların caydırıcılığının rolü var. Ama buna bakarak “psikolojik savaş” konusunda da başarılı olunduğunu söylemek mümkün gibi görünüyor bana.

Orgeneral Büyükanıt ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un açıklamaları arasında dikkatimi çeken ikinci husus ise, 2009’dan itibaren terörle mücadelede kullanılan komando birliklerinin tüm mensuplarının profesyonel askerlerden oluşturulacağı.

Bunun gerekliliğini yazdığımda kalem káğıda sarılarak bana küfürler yağdıranların şimdi ne düşüneceklerini gerçekten merak ediyorum.

Demek ki neymiş? Terörle mücadelenin şartlarına uygun profesyonel birliklerin çok daha önceden oluşturulması gerekiyormuş!

Küslük maçının mağlubu Türkiye

İSTANBUL’daki Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği öğle yemeğine Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer katılmadı.

Akşam Cumhurbaşkanı tarafından verilen yemeğe de Başbakan katılmadı.

Böyle bakınca devletin zirvesindeki “küslük maçında” rakipler berabere kalmış ve birer puan almış gibi görünüyorlar.

Ancak bu maçta “üç puanı kaybeden” bir taraf var ki o da ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti.

KEİ projesi, Karadeniz havzasında, çoğu birbiriyle kavgalı devletleri bir araya getirerek ekonomik çıkarlar üzerinde barışı inşa etmeyi amaçlıyor.

Ve uzunca bir aradan sonra yapılan bu önemli zirveye bölgedeki devletler, mümkün olabilen en üst düzeyde temsil edildiler. Burnundan kıl aldırmayan Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye’nin öne çıktığı yerlerde bulunmaktan hiç hazzetmeyen Yunanistan Başbakanı Karamanlis bile oradaydılar.

Bizim “küslük maçına” bakınca acaba ne düşünmüş olabilirler?

En iyimser ihtimalle, “Siz kendiniz bir araya gelemiyorsunuz, bizi nasıl barıştıracaksınız” demiş olmalılar.

Kötümser ihtimalle ne düşünmüş olabileceklerini tahmin etmeye çalışmıyorum, çünkü bunu yazmam yakışık almayabilir.

Ama şunu merak ediyorum: Cumhurbaşkanı ve Başbakan, birbirlerini elbette sevmek zorunda değiller. Ama bir devlet görevi için aynı ortamda bulunmaya neden çekiniyorlar? Yoksa kendilerine hákim olamayıp bir skandala yol açmaktan mı korkuyorlardı?

Gündoğan’da rövanş mı alınacak?

GAZETELER, AKP’nin İzmir Gündoğan’da yapacağı miting için seferberlik ilan ettiğini yazıyorlar.

Eminim bu iddia AKP tarafından yalanlanacaktır ama teşkilata, “Gündoğan’daki Cumhuriyet mitingini gölgede bırakacak kalabalık toplansın” talimatı verildiğini herkes konuşuyor.

Cumhuriyet mitingine katılanların bir tek talebi vardı: Laik, demokratik düzen aynen sürsün, Cumhuriyet’in temel ilkelerini aşındırıcı hareketlerden vazgeçilsin.

Başta Başbakan olmak üzere AKP sözcüleri de her fırsatta bu ilkeden yana olduklarını söylüyorlar.

O zaman bu neyin yarışı?

“Cumhuriyet mitingini gölgede bırakacak miting düzenleme arayışı”, Cumhuriyet’in temel ilkelerini savunanlara karşı bir rövanş çabası mı?

Miting meydanını bu kez dolduranların sayısı, öncekinden daha fazla olursa, bu “şeriatçıların”, laiklerden daha güçlü olduğunu mu gösterecek?

AKP, bundan nasıl bir kazanım sağlayacak?