Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Cumhurbaşkanı’nın açıklamasına şaşırdım

HÜRRİYET Ankara temsilcisi Enis Berberoğlu, dün Cumhurbaşkanı’nın, Suudi Kralı’nın hediyeleri ile ilgili soruya şöyle yanıt verdiğini yazdı:

“Bir tek o olsa, kaydı tutuluyor zaten, açıklayın derim. Ama kimisi çıkıyor, ’Cumhurbaşkanı şuna cevap versin.’ Ertesi gün başkası, ’Yılbaşında Cumhurbaşkanı gibi hediye almayın’ diye yazıyor. Rahatsız oluyorum. Ayrıca birisi geldiğinde, hemen ’Ne getirdi?’ diye bakmıyorum tabii… Hediyeleri Kayseri’de kuracağım müzeye vereceğim.”

“Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu”, her türlü seçimle iş başına gelen kamu görevlilerinin (Madde 2), yabancılardan aldıkları değeri asgari ücretin 10 katını aşan hediye niteliğindeki eşyayı, alındıkları tarihten itibaren bir ay içinde, kurumlarına teslim etmek zorunda olduklarını (Madde 3) belirtiyor.

Aynı kanunun uygulanması için çıkartılan yönetmeliğin 14. maddesi, seçimle iş başına gelen kamu görevlileri ve eşlerine verilen hediye niteliğindeki eşyanın 10 gün içinde değer tespiti yapılmak üzere Defterdarlıklara gönderilmesini emrediyor.

Değeri asgari ücretin on katını aşan armağanların on gün içinde ilgili kişinin kurumuna teslim edilmesi gerektiği de aynı maddenin hükmü.

Yani bu işin nasıl yapılacağı Kanun ve Yönetmelik ile düzenlenmiş bulunuyor ve kişilerin takdirine bırakılmış bir durum da yok.

Bu konuyu, Suudi Kralı’nın, Ekvador Devlet Başkanı’nın eşine değeri yüz binlerce doları bulan mücevherler armağan ettiği haberleri üzerine gündeme getirdim.

Kral da hediyeleri verip ülkesine döneli yarın tam iki ay olacak.

Cumhurbaşkanı’nın bu sorulardan rahatsız olmasına da şaşırdım.

Demokratik bir ülkede basın böyle işler için vardır ve seçimle göreve gelmiş kamu yöneticileri, şeffaflığın bir gereği olarak, bu tür sorulara yanıt verirler, rahatsız olmazlar.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan, aynı zamanda diğer kamu görevlilerine örnek olmak durumundalar.

Soruları geçiştirmek yerine yanıtlama yolunu tercih etselerdi, ben de her gün aynı soruyu sormak zorunda kalmazdım.

Müdür Bey’in sevmediği haberler

SAKARYA Emniyet Müdürü bir basın toplantısı düzenledi ve “Olumlu haber yapan ile olumsuz haber yapanları aynı değerlendirmeyeceğiz” dedi.

Müdür Bey’in sözleri şöyle: “Bu haberlerin (eleştirel haberleri kastediyor) kime faydası olacak? Hırsızlık artmış yazılmış. Bunu okuyan hırsız sevinir. Biz de bundan sonra gazetecilere yaptıkları haberlere göre bakacağız. İyi haber yapanlar ile aleyhte haber yapanları da aynı değerlendirmeyeceğiz.”

Dünkü gazetelerde Emniyet Müdürü’nü bu sözleri nedeniyle eleştiren açıklamalar da yer aldı.

“Balık baştan kokar” derler.

Aslında o “amirleri” ne yapıyorsa, onu tekrarlıyor.

Başbakan’ın uçağına aldığı, Cumhurbaşkanı’nın kahvaltıya çağırdığı gazetecileri nasıl seçtiğine bakıp, kendi küçük krallığında onların izini sürüyor.

Sakaryalı gazetecilerin yaptığı da aslında Müdür Bey’in yaptığının bir değişik türevi.

Onlar da kimin işini yaptığına, kimin işini yeterince yapmadığına bakarak bir değerlendirme yapıyorlar.

Demokratik ülkelerde başarılı kamu görevlisi ile başarısız kamu görevlisi arasında böyle bir ayrım yapmak, sistemin sağlıklı işleyişi için gereklidir.

Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki Müdür Bey, kaybedeceği bir tartışmaya girmiş bulunuyor.

Eğer yaptığı hatayı anlayıp, yanlış anlaşıldığını açıklarsa mesele yok. Ama hatasında ısrar ediyorsa, Sakarya için en hayırlısı Müdür Bey’in o görevden alınması olur.

Süleyman Soylu’nun şansı

SÜLEYMAN Soylu’nun Genel Başkan seçildiği Demokrat Parti kongresinden sonra “Merkez sağdaki boşluğu DP doldurabilir mi” tartışması yeniden başladı.

Birçok kişi de Süleyman Soylu’nun “Tansu Çiller’in emanetçisi” olduğunu söylüyor.

Eğer bu doğruysa “DP iktidara alternatif olabilir mi” tartışmasının bugünden bittiğini söyleyebiliriz.

Eğer bu tez doğru değilse, DP’nin halkın dikkatini çeken bir programa ihtiyacı var demektir.

Yuvarlak sözler ve sloganlarla geçiştirilmemiş, Türkiye’nin bugünkü temel sorunlarına getirilecek açık-seçik ve halkın inandırıcı bulacağı yanıtlardan söz ediyorum.

Eğer DP bunu gerçekleştirebilecek, gerçekten demokratik bir parti için forum oluşturmayı başarabilirse, Süleyman Soylu, geleceğin önemli siyasi aktörlerinden biri olmaya da adaydır.

Aksi takdirde Süleyman Demirel’in söylediği olur: Halka bir şeyler söyleyebilen yeni bir lider gelene kadar DP’de kongreler sürer, gider!û