Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Din, bu dünyanın işlerine karıştırılınca böyle olur!

YEŞİL sermaye dolandırıcılarının nasıl çalıştıkları her geçen gün biraz daha net olarak ortaya çıkıyor.

Avrupa’da çalışan işçilerden “faizsiz kazanç” gerekçesiyle toplanan paralar, bavullarla İsviçre’ye, oradan da şirket ve şahsi hesaplara aktarılmış.

Toplayıcılar” paranın yüzde 10’unu alıyorlarmış. Yüzde 50’si şirkete, geri kalan yüzde 40’ı da bazı şahısların kişisel hesaplarına yatırılmış.

Toplanan paranın yarısı, daha şirketlere varamadan buharlaşıp, yok olmuş.

Parayı toplayanların camilerde görevli bazı hocalar olduğu da anlaşılıyor.

Belli ki onlar da öbür dünyadaki cenneti beklemeye gerek görmeden, bu dünyada kendilerine bir cennet kurmuşlar.

Bu kişilerin çok basit bir ekonomik gerçeği bilmiyor olmalarına sanırım olanak yok.

Sermayenin yarısı, daha işler başlamadan kişisel hesaplarda yok oluyorsa, o şirketlerin faaliyetlerinin kár getirmesi beklenebilir mi?

Bu kişiler, daha işin başındayken vatandaşın paralarını dolandırıp, yok ettiklerinin farkındaydılar diye düşünüyorum.

Yani basit bir “iş bilmezlik, beceriksizlik” değil, dolandırma amacıyla bilinçli olarak kurulan bir tezgáh söz konusu.

Öte yandan sade vatandaşlar açısından da bu işten çıkarılması gereken bir ders var:

Günümüz dünyasında, para ve ekonomik kazanç gibi “bu dünya” ile ilgili işlerinize dini karıştırırsanız, bu tür sahtekárların tuzaklarına düşmeniz işte bu kadar kolay oluyor.

Paralarınızı verdiğiniz insanların dillerinden düşürmedikleri dualara bakmak yerine, bu kişilerin ne tür insanlar olduğunu araştırsaydınız, hangi bilgi ve tecrübe ile bu paraları ekonomik olarak değerlendirebileceklerini düşünseydiniz bunların hiçbiri olmayacaktı.

Halkımız, “ekonomik din tüccarlarının” nasıl insanlar olduğunu böylece acı bir şekilde öğrenmiş oldu.

Dileyelim ki halkımız, siyasi din tüccarlarının ne türden insanlar olduğunu görmek için böylesine kötü bir deneyim yaşamak zorunda kalmasın.

Çankaya’da türbandan önce son davet!

AKP’li milletvekilleri, “türban yasağı” nedeniyle bu yıl da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Cumhuriyet Bayramı davetini boykot ettiler.

Dünkü gazetelerde AKP’li milletvekillerinin “gelecek yılı beklediklerine” ilişkin haberler ve demeçler vardı.

“Seneye Tayyip Bey çağırırsa gideriz” diyenler de görülüyordu.

Öyle görünüyor ki Sezer’in görev süresindeki bu son daveti, AKP’nin cumhurbaşkanlığı konusundaki niyetinin açığa çıkmasına da yaradı.

Gelecek Cumhuriyet Bayramı’nda Çankaya’da nasıl tabloların oluşacağını artık merakla bekleyeceğiz.

Erbakan’ın Başbakanlık Köşkü’ndeki “tarikat daveti” görüntülerine benzer görüntülerle karşılaşmaya hazır olun.

Kadınların erkeklerle el sıkışmayacakları, erkeklerle kadınların ayrı yerlerde duracakları ve şerbet ikram edilecek bir Cumhuriyet Bayramı!

Gazeteci Ayça Atikoğlu’nun cumhurbaşkanı eşleri ile ilgili kitabı bayram öncesinde piyasaya çıktı.

Kitapta Sezer’den önceki dokuz cumhurbaşkanının eşlerinin yaşamöyküleri ve fotoğrafları var.

Bir tek Ahmet Necdet Sezer’in eşi kitapta yer almıyor, çünkü Semra Sezer, yazarın görüşme talebini kabul etmemiş.

Böylece “Çankaya’da türbandan önceki on çağdaş kadın” öyküsü eksik kalmış.

Bu nasıl bir milliyetçilik?

AVRUPA’daki Türk düşmanları ile Türkiye’deki Avrupa düşmanlarında son günlerde “tatlı bir sevinç” havası görülüyor.

İki taraf da saklandıkları yerlerden çıkmış, ellerini ovuşturuyor.

Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ortaklık görüşmelerinin giderek bir tıkanmaya doğru ilerlemesi, zaten bu iki kesimin ortak olmasa bile bilinçli çabasıyla gerçekleşti.

AB’deki Türkiye karşıtı ırkçıların Türklerde yarattığı “haksızlığa uğruyoruz” duygusu ve hükümetin krizleri yönetebilmekteki beceri yoksunluğu bizi bu noktaya getirdi.

Bütün bu hengámede Türkiye’nin yerinin çağdaş Avrupa’nın içi olduğunu söyleyenlerin sesi ne yazık ki içeride de, dışarıda da duyulamayacak.

Türkiye’nin yerinin Avrupa değil Ortadoğu olduğunu düşünenlerin, Avrupa’daki ırkçılar ile Türkiye’de kendilerine milliyetçi diyenler olması ne kadar ilginç.

Bu nasıl bir Türk milliyetçiliği ki, Türkiye’nin Avrupa’dan dışlanmış ikinci sınıf bir Ortadoğu cumhuriyeti olmasından sevinç duyuyorlar!