Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Doğrusunu isterseniz ‘benim tereddüdüm var’!

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya’da Neo Nazi çetenin öldürdüğü Türk vatandaşları ile ilgili olarak şöyle konuştu:

“Almanya’daki her vatandaşımızın bir damla kanının dahi hesabı sorulacak bir meseledir. Bu konuda kimsenin bir tereddüdü olmasın. Özellikle son çıkan haberlerden sonra yakından takip ediyoruz. Bu kardeşlerimizin şehit edilmesi adli bir vaka sebebiyle değil. Irkçılık dolayısıyla, Türk oldukları için öldürüldüler. Onların hukukunu sonuna kadar takip ederiz, bundan kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kudretinden de kimsenin tereddüdü olmasın!”
Bakan, Alman ırkçılar tarafından katledilen vatandaşlarımızın haklarının takip edileceğinden söz ederken “kimsenin tereddüdü olmasın” kalıbını üç kere tekrarlıyor, sadece beş cümle içinde!
Bunu söylüyor çünkü bu sözleri dinleyenlerin önemli bölümünün bu sözleri “tereddüt ile karşılayacağını” biliyor, tahmin ediyor.
Çünkü kendisinden bu sözleri defalarca duyduk ama sonucunda bir icraat görmedik ve o da bunu biliyor.
Meselâ Mavi Marmara gemisinde İsrailli askerlerin kurşunlarıyla ölenler!
Bakan bu meseleyle ilgili ne kadar esip, savurduğunu eminim hatırlıyordur, ama sonuç: Sıfır!
PKK’nın kaçırdığı askerlerden hâlâ bir haber yok, bu askerlerin kurtarılması için bir girişimde bulunulduğundan da!
Bakan, kamuoyunun bütün bu gerçekler nedeniyle sözlerini tereddütle karşılayacağını biliyor ve bilinçaltı bu gerçeği reddetmeye çalıştığı için aynı sözü beş cümle içinde üç kere tekrarlamasına neden oluyor.
Ve sadece bu ruh durumu bile bizim o sözleri tereddütle karşılamamız için yeterli oluyor.

Müfettiş Clouseau bile böylesine çok gülerdi

ŞİKE soruşturması giderek bir fıkra tadı alıyor ama bu fıkraya herkesin gülebileceğini zannetmiyorum.
Hatırlayacaksınız, savcılık şike soruşturması ile ilgili olarak gizli kalması gereken “hazırlık soruşturması evraklarını” Futbol Federasyonu’na vermişti.
Savcılığın açıklamasından, Federasyon’a verilen evrakın özel bir ayıklamaya tabi tutulmadığını da öğrenmiştik. Savcılık, sadece doktora sevk yazısı, doktor raporu, kimlik tespit tutanağı gibi soruşturma konusuyla doğrudan ilgisi olmayan belgeleri ayırmıştı.
Onun dışında soruşturma ile ilgili her türlü ifade tutanağı ve belge Federasyon’a teslim edilmiş, bunun için “kozmik oda” hazırlanmış ve Federasyon etik kurulu bu belgeleri incelemişti.
Etik Kurulu’nun konuyla ilgili raporunu Federasyon yönetimi ile paylaştığını da biliyoruz. Resmen bilmediğimiz ama Türkiye’de yaşadığımız için kolayca tahmin edebileceğimiz bir konu da belgeleri inceleyenlerin belgeler ile ilgili bilgileri Federasyon yöneticileri ile paylaşmış olmalarıdır.
Yani “şüpheli” olarak gözaltına alınan eski İBB Spor Başkanı ve şimdiki Federasyon Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ, soruşturmanın bütün ayrıntılarına vakıf olmalı.
Ama gördük ki savcılık, mahkemeden izin alarak TFF binasında da arama yaptı!
Aramada “gizli kalması gereken hazırlık soruşturması evrakı” da ele geçti mi, merak ediyorum!
Savcılık, elindeki her türlü bilgiyi götürüp Federasyon’a verdi ve şimdi o federasyonun başkan vekili “şüpheli” olarak gözaltında!
Bu kişi madem “şüpheli” idi bütün soruşturma evrakını görmesine nasıl izin verildi? Bunları gördükten sonra varsa suç ile ilgili belgeleri Federasyon’da tutmaya devam etmiş olma ihtimali sizce nedir?
Size de tuhaf gelmiyor mu? Temmuz başından beri bu dosya ile ilgili gelişmeleri bekliyoruz, ama kulüplerin hesaplarına yeni bakılıyor, bir “şüpheliye” hazırlık soruşturması evrakı bile teslim edilebiliyor!
Böylesi bir karmaşaya eskiden Pembe Panter filmlerinde rastlar çok gülerdik. O filmlerin kahramanı Müfettiş Clouseau gerçek bir kişilik olsaydı eminim o da bu tabloya bakıp çok gülerdi.

Bütün memleket ‘pedofili’ suç mahalli!

SABAH gazetesinin haberine göre ATV’nin yeni dizisi “Hayat Devam Ediyor” çok tutmuş, gazete dizinin Türkiye’de hayatı durdurduğunu yazıyor.
Bunu bilemiyorum, ben Gaziantep’e gelmiştim ve tarihi Şire Han’da “Gelenekten geleceğe Gaziantep Mutfağı” kitabının tanıtımına katıldıktan sonra Antep mutfağının derinliklerinde kaybolmuştum. (Antep izlenimlerimi sonra yazacağım tabii.) O nedenle dışarda hayat durup durmadığını bilmiyorum. Gazetelerin, kendilerine ait televizyon kanallarındaki diziler ile ilgili böyle abartılı yorumlarına öteden beri deyim yerindeyse “kıl olurum” ve bu tür haberlerin inandırıcı olmadığını düşünürüm.
Neyse konumuz da bu değil zaten.
Yönetmenliğini Mahsun Kırmızıgül’ün yaptığı dizi küçük yaşta evlendirilen kızların dramı ile ilgili. Türkiye’de her iki kadından birinin 18 yaşının altında evlendirilmiş olması Mahsun’un yine bir toplumsal yaraya parmak basmasına neden olmuş. Dilerim başarılı olur, severim kendisini.
Sabah, insanların bu acı gerçek nedeniyle diziyi gözyaşları içinde seyrettiklerini anlatıyor.
Anneannelerinizin, babaannelerinizin, annelerinizin kaç yaşında evlendiklerini hatırlayın, bilmiyorsanız sorun bakın ne yanıt alacaksınız.
Diyeceğim o ki bu memleket bütünüyle “Special Victim Unit” dizisine uygun bir suç mahalli olay yeri aslında! Bu nedenle kimsenin bu filme şaşırdığını zannetmiyorum.