Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

'Fetullahçı fabrika ayarları' meselesi

DÜN “Mizah değil, aynen oldu” başlıklı bir yazı yazmış ve AKP’li Bülent Turan’ın bir konuşmasından hareketle “hangi parti fabrika ayarlarına dönerse Fetullahçı olur” diye bir soru ortaya atmıştım.
O yazımla ilgili olarak AKP Grup Başkan Vekili Bülent Turan’dan bir açıklama aldım. Önce hep birlikte bu açıklamayı okuyalım, aynen aktarıyorum: “Açıklamamızda yer alan CHP’nin ‘fabrika ayarlarına’ döndüğüne dair somut örnekler yine açıklamada mevcut olmakla birlikte, söylemek istediğimiz ‘FETÖ ayarları’ 90 yıllık Mustafa Kemal’in partisinin kaset operasyonları sonrası Kılıçdaroğlu’nun partiye hâkim kılmaya çalıştığı parametrelerdir.”
“FETÖ’nün kaset operasyonuyla göreve gelen Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP’de kadrolarında yapılan değişiklikler, 17–25 Aralık sürecinde CHP’nin FETÖ’nün sözcüsü haline gelmesi, tamamen FETÖ tarafından üretilen argümanlarla konuşulması CHP–FETÖ ilişkisinin en somut örnekleridir.”
“Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında bir soru üzerine 17–25 Aralık’ı FETÖ’cü polislerin yaptığını bildiğini söylemiştir. 17–25 Aralık itibariyle CHP’nin geldiği nokta üzülerek görüyoruz ki budur.” Açıklama burada bitiyor ve şimdi benim açıklamalarımda sıra: Bülent Bey’e hatırlatmak isterim ki Fetullahçıların “kaset operasyonu” ile siyaseti yeniden dizayn etme çalışmaları sırasında iktidarda kendi partisi vardı.
Deniz Baykal’a ve MHP’li yöneticilere, seçimlerin öncesinde bu tuzağı kuranların Fetullahçı olduğu da bir sır değildi. Hatırlarsınız, o tarihlerde bunlar sizin için ülkenin her tarafında cirit atıyorlardı. Siz onlara ne istiyorlarsa veriyordunuz, onlar da sizin önünüzü açmak için yapmak gerekenleri, sahte belge üreterek, tuzaklar kurarak, masumları ezip geçerek yerine getiriyordu.
“Ben bilmiyordum” demeyin, okuma–yazmanız var ve bu yapılanın siyaseti yeniden dizayn etmeye yönelik bir kumpas olduğunu ben bu köşede defalarca yazdım.
O tarihte bu işbirliğinden memnun görünüyordunuz ve partinizin yetkilileri bu rezilliği kimin yaptığını ortaya çıkarmak için kıllarını bile kıpırdatmadı.
“Ne özeli, genel bu genel” mealindeki seçim kampanyası konuşmaları da kulaklarımda. 17–25 Aralık’ı Fetullahçı polis ve yargı mensuplarının birlikte yürüttükleri bir sır değil. İlk günden beri biliyoruz. Ama unutmayın ki Bülent Bey, o paraları evlere onlar doldurmadılar. Ayakkabı kutuları, boyum büyüklüğündeki kasalar, hediye saatler, ‘memur ile o…’nun bahşişini peşin ver’meler, işadamının önüne yatmalar gerçekti.
Ahlaksız Fetullahçılar bunu daha önce öğrendikleri halde partinizle papaz olana kadar ellerinde tuttular, şantaj malzemesi olarak sakladılar. Bununla ilgili detayları, eğer bununla ilgili dava açılabilirse öğreneceğiz sanırım ama davanın açılması da geciktikçe gecikiyor. Neden acaba?
Yani Bülent Bey, diyeceğim o ki, fabrika ayarlarına dönerek Fetullahçı olacak partiler arasında bir yarışma yapsak, şampiyonluk tartışmasız sizin olur!
ERDOĞAN VE ALPAY’IN HUKUKU, GUGUK OLMASIN
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta Zarrab’ın neden tutuklu olduğunu Amerikalı yetkililere sordu. “Neticede bizim vatandaşımız olduğu için hukukunu aramak zorundayız. Bu Rıza Sarraf değil de bir başka vatandaşımız da olabilirdi” dedi.
Büyük devlet olmak böyle bir şeydir. Büyük devletler vatandaşlarının hukukunu, en ağır suçlu bile olsalar korumak konusunda titizdirler. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya vs. dünyanın neresinde olursa olsun, ne suç işlerse işlesin vatandaşlarını böyle takip eder. Onun için Cumhurbaşkanı’nın bu tavrını eleştirenleri anlamıyorum, doğru bir iş yaptı diye düşünüyorum.
Ve Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerinden cesaret alarak kendisinden rica ediyorum ki tutuklu olan başka Türk vatandaşları da var, onların da hukukunu aramasında yarar var. Mesela Aslı Erdoğan ile Necmiye Alpay bir ayı geçti, tutuklular. Adam öldürmediler, hırsızlık yapmadılar, rüşvet dağıtmadılar, terörist değiller, terörü övdüklerine ilişkin tek bir satır yazıları yok, herhangi bir gizli örgüte üye de değiller, Fetullahçılar darbeyi yapabilselerdi onları yine içeri tıkardı. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay neden tutuklu?
Cumhurbaşkanı, bu işte rolü olanları iyice bir inceletsin danışmanlarına. İki değerli yazarın suçsuz yere hapiste yatmasından kimlerin yararlandığına, kimlerin bunu kullanacağına baktırsın. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın hukuklarını, guguk yapmaya niyetlenenlere engel olsun.
BU ADAM ‘SEKS BAĞIMLILIĞI’ HASTASI
“BİR kadın evinden süslenip çıkıp evine dönene kadar kaç erkeğin şehvetini tahrik etmişse o kadar erkekle zina yapmış gibidir” diye tweet atan Burdur İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Bayram hakkında herhangi bir işlem yapılmamış. Diyanet İşleri, bu hadisin palavra olduğunu açıkladı, hepsi bu kadar. Belki de Mahmut Bayram’ın bu görüşünü sosyal medyada paylaşması bir tür “mırıldanma” olarak kabul edilmiş ki o serbest biliyorsunuz.
Bu konuda bir işlem yapılmamasını anlayabiliyorum. Malum, belli bir çevrede böyle düşünenler ezici çoğunlukta. Savcılarımız, Bayram’a soruşturma açılır da onlara açılmazsa haksızlık olur diye düşünmüştür, adaletten asla taviz vermezler çünkü.
Bu tiplerde seksüel obsesyon var, cinsellikle ilgili tatmin edilememiş takıntılar da diyebiliriz. Başı açık kadın görseler bile tahrik olabiliyorlar. Allah korusun bir de şort giydiyse, boy abdesti kaçınılmaz oluyor. Michael Douglas’ın “seks bağımlılığı” gibi bir ruh hastalığı aslında mustarip oldukları şey.
Amerikan Psikiyatri Birliği, bu hastalığı beş sene önce psikolojik bozukluklar ile ilgili kılavuzuna da eklemişti. Kılavuzda bu hastalığı teşhis etmek için bir de test var. Bu adamlara bu testleri yaptırmakta yarar var, çoluk çocuk bunlara emanet ediliyor okullarda.