Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Herkesi aldatmanın Erdoğancası!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında geçen yıl bu tarihte başlayan Gezi protestolarına da değindi ve şöyle konuştu:

“İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. 12 tane ağaç başka yere nakledilecek ve bu istismar edilerek dalga dalga bunu ülke geneline yayıyorlar. Düğmeye basılıyor, legal illegal örgütler huzuru bozacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. O kadar hazırlıklı bir saldırı yapılıyor ki, aynı anda huzur, istikrar ve ekonomi hedef alınıyor.”
Birkaç gündür Başbakan’ın gerçekleri çarpıtarak, yeni bir gerçeklik yaratması ve bunun üzerinden siyaset yürütmesi üzerine yazıyordum, ki dün de bu sözleri söyledi.
İsterseniz, geçmişe dönelim ve 28 Mayıs 2013 tarihindeki Gezi direnişine kadar nelerin olduğunu, Başbakan’ın bizzat kendi ağzından dinleyelim.
5 Şubat 2013 tarihinde, Koruma Kurulu’nun Taksim ile ilgili projeyi reddetmesi üzerine şunu söylemişti:
“Topçu Kışlası’nı yapacağız. Üst Kurul reddetmiş. Biz de reddi reddedeceğiz. Kışlanın bir bölümü müze olabilir, ortası yeşil alan. Diğer bölümünde İstiklal Caddesi’nin devamı niteliğinde alışveriş merkezi. Üstü rezidans ve otel. Yap-işlet-devret modelini düşünüyoruz.”
29 Nisan 2013
tarihinde söyledikleri de şunlar:
“Taksim Gezi Alanı dedik hemen karşı çıktılar. Kışlayı yeniden yapacağız dedik başta ana muhalefet partisi karşı çıktılar. Ben de reddinize ret dedim ve sonra retlerine ret kararı çıktı. Yahu çanak çömleği koruyorsun da oradaki tarihi kışlayı neden korumuyorsun. Denizin kenarında üç beş çanak çömlek, üç beş çatal bıçak bulunmuş onu koruyorsun da bu tarihi binayı neden korumuyorsun. O zaman ne dedik, ‘olacak’ dedik, şimdi oluyor. Bu tabii kışla olmayacak. AVM, belki rezidans olarak hizmet görecek.”
Gezi protestolarının zirveye çıktığı tarihte, 1 Haziran 2013 günü de şöyle konuşmuştu:
“Ağaç istiyorsanız gelin ağaç verelim. Bahçelerinize dikilecek ağaç dikmek istiyorsanız onu da verelim. İlle de Topçu Kışlası buraya olmayacak diyorsanız kusura bakmayın olacak.”
6 Haziran 2013 tarihinde de şöyle konuşmuştu:
“Biz ne alttan alan, ne de aldatan olacağız ilkesi üzerinden siyaset yapıyoruz. Burada Topçu Kışlası var mı, yok mu? Orada gerçekten mimarisiyle muhteşem bir eseri tekrar yapıyoruz.”
Gezi protestoları, Başbakan’ın söylediği gibi 12 ağacın başka yere taşınmak istenmesi nedeniyle değil, Gezi Parkı’na rezidans ve alışveriş merkezi olarak kullanılmak üzere Topçu Kışlası’nın replikasının yapılmak istenmesi nedeniyle çıktı.
İnsanlar, yapılacak şeyin ne olduğunu kendi hayallerinden uydurmadılar, bizzat Başbakan’ın sözlerinden öğrendiler.
Bir kere söylenip geçilmeyen, defalarca tekrarlanan sözlerinden öğrendiler.
Bir de diyor ki “Biz ne alttan alan, ne de aldatan olacağız ilkesi üzerinden siyaset yapıyoruz.”
Öyle yapıyorsanız, seçmenlerinize neden doğru olmayan şeyler söylüyorsunuz?
Neden “Rant hoşumuza gitmişti, orada ne güzel alışveriş merkezi yapacaktık” demiyorsunuz da “12 ağaç başka yere taşınacaktı” diye insanları kandırmaya çalışıyorsunuz?
Kusura bakmayın, belki insanların hafızalarının zayıflığına güveniyorsunuz ama arşiv unutmuyor!


Suçlu kediler değil, atmosfer olaylarıymış!

ENERJİ Bakanı Taner Yıldız, seçim gecesi elektrik kesintilerini “Trafolara kedi kaçtı” diye açıklamıştı.
Bir soru önergesine verdiği yanıtta bu tezinden vazgeçmiş, “Normal kesintilerdi” diyor.
Enerji nakil hatları atmosfer şartlarından etkileniyormuş, kötü havalar nedeniyle her yerde kesinti olabiliyormuş gibi açıklamalar yapıyor.
Oysa seçim gecesi elektrik kesintilerinin “olağan olduğunu” açıklayabileceği her türlü bilgi elinin altında bulunuyor olmalı.
Böyle yuvarlak yanıtlar vermek yerine, rakama ve istatistiklere dayanan bir açıklama yapmalıydı.
Bunu daha önce de yazmıştım, Bakan’ın yapması gereken açıklama çok basitti aslında.
1– Yanıtına, seçim gecesi, ülkenin hangi bölgelerinde ne kadar süreyle elektrik kesildiğini gösteren bir listeyi açıklayarak başlamalıydı.
2– Bize bakanlığının sahip olması gereken istatistikleri göstererek, mesela bir yıl içinde aynı yerlerde hangi sıklıkla elektrik kesildiğini, kesintilerin ne kadar sürdüğünü anlatmalıydı.
3– Üçüncü bir liste de Türkiye’de herhangi bir günde, ülkenin kaç bölgesinde, ne kadar süreyle elektrik kesildiği ile ilgili olmalıydı ki bunları karşılaştırıp kesintilerin olağan olup olmadığını anlayabilelim. Kendisi biliyorsunuz elektrik mühendisi.
Bir mühendis olarak rakamlara ve istatistiki bilgilere dayalı bir açıklamayı yapmış olsaydı, daha inandırıcı olurdu.


Kucak açık, onu mu bekliyor?

BAZI sorular kafama takılıyor, yanıtını bulana kadar huzura eremiyorum.
Gerçi “Merak kediyi öldürür” diye bir söz de var ama trafoya kaçma ihtimalim yok ve zaten bir kedi de olmadığım için aldırmıyorum. Hatırlıyor musunuz bilmiyorum, 17 Aralık sonrası ortaya çıkan ses kayıtlarından birinde Başbakan ile oğlu telefonda konuşuyorlardı.
Bir işadamından söz ediliyordu. Adam söz verdiği paranın hepsini getirmemiş, “Ancak 10 milyon doları denkleştirdim” demiş.
Oğlan, babasına durumu anlatınca, babası onu uyarıyordu: “Hepsini getirmeden alma, nasıl olsa kucağa oturacak.”
Merak ettiğim şey, bu işadamının akıbeti!
Acaba paranın geri kalanını toplayabildi mi?
Toplayamadıysa kucağa oturtuldu mu?
Merak ediyorum, yanıtını ne zaman alabileceğimizi bilmediğim için de bu soru kafamın içinde dönüp duruyor.
Acaba ne oldu, kucak hâlâ açık onu mu bekliyor?