Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

İçinizde olmayan müziği dinleyemezsiniz

SAYILARI her geçen gün artıyor. Eskiden Boğaz’da yürürken tek tük görürdüm, şimdi her yerdeler.

Boğaz’da gezinirken, spor yaparken, otobüste giderken, vapurda, kahvelerde otururken hatta maçta görebiliyorum onları.

Ceplerinden birinden çıkan çoğu zaman beyaz, bazen de siyah bir kablo kulaklarına doğru uzanıyor, minik kulaklıklara müzik taşıyor.

Onlar da etrafta ne olup bittiği ile ilgilenmeden, kendi álemlerine dalıp, o müziği dinliyorlar.

Kulaklarını İstanbul’a kapatıp, kendilerine yarattıkları bir küçük dünyanın içinde kaybolmaya, tecrit olmaya çalışıyorlar.

Oysa bu şehrin, bütün gürültüsüne rağmen, günün her saatinde değişen bir müziği var.

Martı çığlıkları, sokaklardaki ağaçların dallarının arasına saklanmış sığırcık ve serçelerin şarkıları, sokak satıcılarının polifonik müzikleri, balıkçı motorlarının patpatları, vapur düdükleri ve áşıkların kalp çarpıntılarından oluşan muazzam bir sese sahip.

Orhan Veli gibi gözlerini kapatıp, hayallere dalmak da gerekmiyor, bu kentin muazzam ritmini yakalayıp, sesini duyabilmek için.

Bazen çevredeki muazzam coşkuyu duyabilmeleri için onları uyarmak da geliyor içimden.

Rimbaud, yayımlanması için ilk şiirlerini bir yayıncıya verdiğinde şöyle bir yanıt almış: “Bunların içinde şiir yok!”

Yayıncının elinden defterini alan Rimbaud odadan hızla çıkarken şunu söylemiş: “İçinizde olmayan şiiri hiçbir yerde bulamazsınız Mösyö!”

Rimbaud gibi seslenmek istiyorum onlara: “İçinizde olmayan müziği, hiçbir yerde dinleyemezsiniz.”

’Yok artık, Osman!’

ÖNCE şarkıcı, daha sonra televizyon yapımcısı olarak tanıdığımız ve son seçimde AKP’den milletvekili olan Osman Yağmurdereli, eşi Esin Hanım ile birlikte Sabah’ta Tuluhan Tekelioğlu’nun sorularını yanıtladı.

Röportajın bir yerinde Yağmurdereli şöyle konuşuyor: “Ben çok isterdim ki eşimin saçını sadece ben göreyim. Yeni evleniyorum, 25 yaşımdayım, kız da 20 yaşında. Karımın türbanlı olmasını tercih ederdim. Bugünkü eşimin 50 yaşında kapanmasını kastetmiyorum. Yeni evlendiğimizde, saçının telini yalnız benim göreceğim bir eşim olsun isterdim. Akşam evine geliyorsun, karının saçını yalnız sen görüyorsun.”

Eşi Esin Hanım’ın yanıtı da şöyle: “Yok artık, Osman!”

Yanıtı okurken Esin Hanım’ın çok kibar davrandığını düşündüm ama bir hanımefendi için böylesi daha yakışık alıyor.

Eğer iç sesleri çözebileceğimiz bir alet olsaydı kim bilir nasıl bir yanıt duyardık.

Türbana böyle bir romantizm katmak bugüne kadar en hızlı İslamcının bile aklına gelmemiş olmalı.

Demek ki Başbakan Erdoğan, seçimlerde “vitrine” böyle isimler koymakta haklıymış. Zaten hatırlayacaksınız o günlerde Başbakan da yeni katılımların, partiye yeni açılımlar getireceğini söylüyordu.

“Yeni açılım” böyle ortaya çıkıyor.

Bu sözlerin altında ataerkil aile düzenine geçilen tarihsel dönemeçten beri toplumlara hákim olan anlayış var: Kadını erkeğe ait bir mal olarak görmek ve kadın üzerinde her türlü tasarruf hakkının bulunduğuna inanmak.

Kimi zaman töre cinayetlerine kadar varan, kadını belli kurallara uymadığı takdirde toplumsal yaşam içine sokmayan bir anlayış bu.

Ve Osman Yağmurdereli’nin ağzından AKP’ye de pek yakışıyor!

Kral’ın mücevherleri sorusu

SUUDİ Arabistan Kralı Abdullah’ın, Ekvador Devlet Başkanı’nın eşine yüz binlerce dolar değerinde pırlanta mücevher armağan ettiğinin ortaya çıkmasından sonra sorduğum sorulara henüz bir yanıt alamadım,

Suudi Arabistan Kralı’nın ne kadar bonkör olduğunu ve bu tür pahalı hediyeler vermenin onun için bir “aile geleneği” olduğunu biliyoruz.

“Yakın dost” oldukları için diplomatik gelenekleri bozarak ayağına kadar gelen Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile eşlerine bu cömertliği göstermemiş olduğunu düşünmüyorum.

Bu armağanlar kendilerine “kişisel dostluk” nedeniyle değil, bulundukları makam nedeniyle verildiği için armağanların beyan edilmeleri gerekiyor.

Ve bu tür konularda ahlaki olan, bu tür armağanların sonunda Hazine’ye devredilmeleri olmalı.

Bu, bu konuyla ilgili yazdığım üçüncü yazı. İlk yazdığımı okumamış olabilirler.

İkinci yazım da kurban telaşı içinde unutulmuş olabilir.

Ben de şimdi tekrar hatırlatıyorum: Kral ne tür hediyeler verdi, bu hediyeler ile ilgili nasıl bir işlem yapıldı ya da yapılması düşünülüyor?