Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Provokasyon deyip rahatlamayın

İNEGÖL ve Dörtyol’daki olaylara yöneticilerimiz teşhisi koydu: Provokasyon!

Bizde kamu yöneticilerinin olayların gerçek nedenini teşhis etmek için çabalamak yerine meseleyi provokasyon olarak ortaya koymaları bir alışkanlık.

“Üç-beş provokatör, bir avuç kendini bilmezi harekete geçiriyor” ve ortalık savaş alanına dönüyor. Böylece kamu yönetimi rahatlıyor, olay tekil bir örnek sayılması gerektiği için de asıl neden ve kamu yöneticilerinin sorumlulukları tartışılmıyor.

Üç-beş provokatör nasıl bir uygun zemin bulabiliyor ki bu kalabalıkları harekete geçiriyor? Bu düşünülmüyor. Bu düşünülüp, çaresi bulunmadığı için de olaylar birbirini tekrarlayabiliyor.

Meselenin temelinde PKK terörüne karşı duyulan öfke yatıyor ve varsa provokatörler de bu öfkeyi kullanıyorlar. Provokasyon elbette vardır, PKK’dan kaynaklandığı gibi Türkiye’yi etnik meseleler üzerinden karıştırmak isteyen çevrelerden de kaynaklanıyor olabilir.

İçinde bulunduğumuz dönemde bunu tahmin etmek için insanın dünyanın en önemli analizcisi olması gerekmiyor.

Bu tür olaylar bugüne kadar hep göçle büyümüş, eskinin küçük kasaba ve kentlerinde meydana geliyor.

Demek ki böyle yerlerde ciddi bir istihbarat çalışması yapılıyor olmalıydı. Olası provokatörler, küçük bir olayı büyütmeye hazırlık yapanlar biliniyor olmalıydı. Bu ihmal edilmiş, çok açık.

Öte yandan daha önceki örneklerde de gördük ki bu tür olaylara açık yerlerde güvenlik güçleri yetersiz kalıyor. Ne eğitimleri yeterli, ne sayıları, ne de araçları. Demek ki böyle hassas yerlerdeki bazı merkezlerde, bu tür olaylara çabuk müdahale edebilecek yetenekte polis gücü bulundurmak da şart.

İnegöl’deki olaylar saat 21.30 civarında başlamış. Vali gece yarısı geçildikten sonra saat 01.00 civarında ilçeye gelebilmiş. Vali, ancak 21 polisin yaralandığını öğrendikten sonra jandarmayı çağırmış, onların geliş saati 03.30.

Burada kamu yöneticilerinin etkin müdahalesinden söz edilebilir mi?

“Provokatörleri” ve “alkollü bilinçsizleri” suçlarken bunlara da bakmak gerekiyor!

Türk gibi geldi dilerim İspanyol gibi gider

İSPANYOL futbolcu Guti, Beşiktaş’a transfer edildi. Önemli bir transfer, başaranları kutlarım. İyi futbolcuları canlı seyretmek her futbolseverin hoşuna gider, benim de gidecek.

Guti’yi, bu tür olaylarda artık alıştığımız gibi havaalanında binlerce taraftar karşıladı, omuzlara aldı. Sevgilisi Noelia Lopez bu manzara karşısında şöyle demiş: “Real Madrid’de sayısız kupalar kazandın, ilk kez omuzlara alınıyorsun. Türkler seni çok seviyor!”

Signora Lopez’e şunu söylemek isterdim: “Böyle gelenlerin çoğu havaalanında bavullarını kendileri taşıyarak döndüler!”

“Çoğu böyle döndü” dedim ama aslına bakarsanız hemen hepsi yalnız döndü! En başarılı olanların yanında bile üç-beş hatırsever dosttan başkası yoktu.
Guti, Real Madrid’den ayrılırken kulüpte özel tören yapıldı. Onun döneminde kazanılan kupaların da sergilendiği, duygusal bir tören ile Real Madrid, emektar oyuncusuna veda etti.

Dün de aynı tören Real Madrid’den ayrılan kulübün sembol futbolcusu Raul için yapıldı.

Bizde Hakan Şükür gibi bir efsanenin kulüpten jübilesi bile yapılmadan uzaklaştırıldığını da hatırlayalım. Sadece onun mu? UEFA Kupası’nı kazanan Galatasaray’ın rüya takımının bütün emektarlarının başına aynı şey geldi.

Türk futbolunun kendine özgü durumu bu! Fenerbahçe’si, Beşiktaş’ı, Galatasaray’ı, Trabzonspor’u fark etmiyor. Gelirken vezir gibi karşılanırsın, giderken rezil edilmezsen haline şükredersin!

İspanya’dakinin tam tersi yani!

Kim bilir, İspanya’nın son iki senede önce Avrupa, sonra dünya şampiyonu olmasının onlarca nedeninden biri belki de budur.

Doğu usulü bir komedi filmi gibi

BALYOZ Davası’nda hakkında “yakalama kararı” verilen 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Nejat Bek, dün Dörtyol’da şehit olan polisler için düzenlenen cenaze törenine katıldı.

Cenaze töreninde İçişleri Bakanı Beşir Atalay da vardı.

Beşir Atalay, hakkında mahkeme tarafından yakalama kararı verilen Korgeneral Bek’i “yakalamak” durumunda olan polislerin başında bulunuyor.

Öte yandan İçişleri Bakanı, törendeki konuşmasında aralarında Korgeneral Bek’in de bulunduğu güvenlik güçleri komutanlarına hitaben “Amanos Dağları’nı temizleyin” talimatı da verdi!

Neresinden baksanız Doğu işi bir komedi filmi gibi!

Belki de artık Aziz Nesin ayarında mizah yazarlarının çıkmıyor olmasının bir nedeni de budur.

Böyle garipliklere o kadar alıştık ve bize o kadar sıradan bir durum gibi geliyor ki artık bu tür mizaha gülme yeteneğimizi de kaybettik.

Sadece bu bile Balyoz Davası’nda verilen yakalama kararlarının ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Belli ki amaç kaçacağından kuşku duyulanları yakalamak değil, Yüksek Askeri Şûra kararlarını etkilemek, ordunun kendi iç terfi düzenini bozmak.