Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

‘Stratejik derinlik’ diye pazarlanan bu muydu?

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye’ye kadar gitti, Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüştü. Döndüğünde tankların Hama’dan çekildiği müjdesini aldık. Ve bu durum Davutoğlu’nun “başarısına” bağlandı, yandaş medyada böyle sunuldu.

Sonradan anlaşıldı ki tanklar başka yerlere gönderilmek için Hama’dan çekilmişler!
Diktatörler ile ahbaplık ederek politika yapmanın sorunlarından biri de budur işte.
Verdikleri sözler ile kendilerini bağlı hissetmezler, dünyanı kendilerinin yarattığını zannettikleri için anlattıklarınız bir kulaklarından girer, ötekisinden çıkar gider.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bu gelişmelerden sonra “sözün bittiği yerde olduğumuzu” da söylemişti hatırlayacaksınız.
Bu diplomasi dilinde bir tür savaş tehdidi de sayılabilir, “Artık seninle konuşmam” diye de anlaşılabilir.
Davutoğlu, önceki gün de “Operasyonlar durmazsa, konuşacak bir şey kalmaz” dedi. “Nihai sözümüz budur” dedi.
Bu ne demek acaba?
“Biz söyleyeceğimizi söyledik, artık Suriye bizden bir şey beklemesin” anlamına mı geliyor?
Yani Suriye’ye de Libya’da yapılana benzer bir uluslararası operasyon olursa, biz sesimizi çıkarmayacak mıyız?
Yoksa “Sen beni dinlemedin, biz sana gösteririz” anlamına mı geliyor? Başkasına bırakmadan, meseleyi biz mi çözeceğiz?
Tuhaf bir durum!
Davutoğlu’nun “komşularla sıfır sorun” politikasının bir ayağı daha böylece çökmüş oluyor. Ermenistan ile büyük gösterilerle imzalanan protokollerden de bir şey çıkmamıştı, hatırlayacaksınız.
Libya olayında da müdahale başlayana kadar ikircikli bir politika izlendiği aklımızda!
Öyle görünüyor ki “stratejik derinlik” diye bize pazarladıkları şey, rüzgârın önünde, bir oraya, bir buraya savrulmaktan ibaretmiş!

Dokuz yıllık iktidarın mazereti olmaz

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadelede daha etkin yolları kullanmak için ramazanın bitmesini beklerken, teröristler sahur vakti 11 asker ve 1 korucuyu daha şehit ettiler.
Başbakan da zaten saldırı ile ilgili yorumunda buna işaret etti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, terörle mücadelenin “sabahı, akşamı olmaz” dedi. Başbakan, bu mesajı üzerine alır mı bilemiyorum.
Ama alsa iyi olur.
Partisinin 10. yılını kutluyor, bu aynı zamanda tek başına iktidarda oluşlarının 9. yılı da demek.
Dokuz yıldır dönüp dönüp gelebildiğimiz yer yine cenazeler, gencecik insanların yitip giden hayatları.
“Kanları yerde kalmayacak”, “Bir gider bin geliriz” gibi sözler belki o an için siyasetçilerin yüreklerini soğutmaya yetiyordur ama halk bunları artık duymak istemiyor.
Başbakan bazen bu sorunun temelinin İsmet İnönü’ye kadar dayandığını iddia ediyor ama unuttuğu bir şey var: 9 yıldır tek başına iktidarda ve bu dokuz yılda bu ülkede olan ya da olamayan her şeyin tek sorumlusu kendisi.
Türkiye için uzun sayılabilecek bir süredir iktidarda ve artık mazeret duymak istemiyoruz.
Bu sorunu çözmek için 9 yıldır elinde iktidar gücü var ve onu artık kullanmasının zamanı geldi, geçiyor.