Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Uyduruk iddianameyle 9 ay hapis

CUMHURİYET gazetesi yazarı Kadri Gürsel’e yöneltilen suçlama “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüte Yardım Etmek”.

Savcı, bu tezini şunların üzerine kurmuş:
1- ByLock kullanıcısı 92 şüpheli ile FETÖ örgütünden soruşturulmakta olan 22 kişi ile “iletişim” kurmak.
2- Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı olup Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.’de birinci derecede imza yetkisine sahip olmak ve Cumhuriyet’in yayın politikasını değiştirerek FETÖ ve PKK’nın amaçlarına hizmet eder tarzda yayın yapmak.
3- 12 Temmuz 2016’da Cumhuriyet’te yayımlanan “Erdoğan Babamız Olmak İstiyor” başlıklı köşe yazısı ile “açıkça ve doğrudan Cumhurbaşkanı’nın şahsını hedef alarak Türkiye’de otoriter bir rejim bulunduğu algısını yaratmaya çalışmak”.
Kadri Gürsel, mahkemedeki savunmasında bu üç tezi de çürüttü.
Bir kere “iletişim kurmamış”, söz konusu kişiler tarafından aranmış ya da atılan mesajlara maruz kalmış.
İkincisi birinci derecede imza yetkisi olmadığı gibi yayın danışmanlığında ancak bir ayını doldurmuş olması.
Üçüncüsü ise doğrudan bir fikrin açıklanması ve Türkiye’de bir otoriter
rejim bulunduğu algısını yaratmaya çalışmasına neden yok, zaten böyle bir algı içeride de dışarıda da mevcut.
Normal olarak, Kadri Gürsel hakkındaki bu “suçlayıcı” delilleri bulan savcının yapması gereken şey, önce bu delillerin ne kadar güvenilir olduğunu araştırmak sonra da Kadri Gürsel’in lehine olan delilleri aramak olmalıydı.
Bir ceza soruşturmasında, kanunun savcıya verdiği görev bu çünkü.
Ama yapmamış, yaptıysa da elde ettiği lehteki delilleri saklamış ki (bu da savcının hanesine yazılması gereken bir görev suçu) iddianameyi yazıp, gazeteci Gürsel’i tutuklatabilsin.
Sonra da bu iddianameyi mahkemeye göndermiş.
İddianameyi kabul eden mahkemenin yargıcı da kanunun kendisine verdiği görevi yerine getirmemiş. Delilleri kontrol edilmemiş bir suçlama içeren iddianameyi geri çevirmiş olması gerekirdi.
Yargıç ve savcının görevlerinin gereklerini yerine getirmemelerinin sonucu dokuz ay hapis!
Yargılama ilerleyip, savunmalar yapıldıkça iddianamenin ne kadar kof olduğu, mesnetsiz varsayımlardan ibaret olduğu daha da ortaya çıkacak.
Geçen iki günde savunmalarını yapan karikatürist Musa Kart, Genel Yayın Müdürü Murat Sabuncu ve Vakıf yöneticisi avukat Akın Atalay’ın ortaya koyduğu gerçekler bunu gösteriyor.
Normal olarak bu savunmalar ve böyle bir iddianameyi görünce arkamıza yaslanıp beraat etmelerini ve serbest bırakılmalarını beklememiz gerekirdi.
İyi niyetimi hâlâ muhafaza ediyorum ve bu kararı bekliyorum.
KINAMAKLA SUÇ CEZALANDIRILMIŞ OLMUYOR
İSRAİL’in “güvenlik gerekçesiyle” Mescid–i Aksa girişini kontrol edecek girişimleri üzerine Türkiye’deki sinagoglara yönelik saldırılar oldu.
Cumhurbaşkanı, “Tepkiler hukuki ve ölçülü olmalı” dedikten sonra “Başka dine mensup insanların ibadet hürriyetlerine ve ibadethanelerine halel getirmeye bizim medeniyetimizde yer yoktur” dedi.
Başbakan da “itidal” çağrısında bulundu. “Musevi vatandaşlarımızın ibadethanelerine yönelik eylemleri doğru bulmuyoruz” dedi.
Devletin en üst iki yöneticisinin saldırıları kınaması ve eleştirmesi ile birlikte bu sorun bitmiş mi oluyor şimdi?
Savcılık ve Emniyet bu saldırıların faillerinin peşine düştüler mi?
Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kaldırıldı da bizim mi haberimiz yok?
Hatırlayın, bir tweet’i yeniden yolladı diye insanlar hapis cezasına mahkûm edildiler bu madde nedeniyle.
Ve o maddenin üçüncü fıkrası da şöyle diyor:
“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde,
altı aydan bir yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.”

Sinagog basmak, tam da bu maddeye uymuyor mu?
FETÖ’YÜ DEVLETE KİM DOLDURDU?
– OLAĞANÜSTÜ hal kararnameleriyle kamudaki görevlerinden çıkarılanların sayısının 111 bini bulduğu açıklandı.
Nurettin Canikli de Numan Kurtulmuş’un bu sayıyı açıkladığı gün şöyle diyordu: “Kamuda ihraç edilenlerden fazla FETÖ ilişkili çalışan var.”
Demek ki bu işin sonuna geldiğimizde neresinden baksanız sayı 200 bini bulacak.
Gerçi bunların arasında FETÖ ile hiç ilgisi olmayan, sırf muhalif görüşleri nedeniyle üniversite ve devlet kadrolarından atılanlar da var ama onların sayısını tam olarak şu anda bilemiyoruz.
Benim arada bir sorduğum ve yanıtını alamadığım bir sonunun daha yanıtını bilmiyoruz.
Bu 111 bin kişiden kaçı, AKP’nin 15 yıllık iktidarında göreve getirildi?
Kaçı bu dönemde memuriyete atandı, kaçı bu iktidar döneminde üst makamlara terfi ettirildi?
Devletin elinde bunca bilgi varken, neden sonuçları ilginç olacak bu bilgi açıklanmıyor ve halktan gizleniyor?