Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Yalan rüzgárları esmeye başladı!

İSLÁMCI Yeni Şafak Gazetesi’nin sürmanşetinde dün şöyle bir başlık vardı: “Yüzde 10 verin, Danıştay’da çözelim.”

Haberin alt başlığı da şöyleydi: “Simsar Operasyonu’nda tutuklanan Recep Özcan’ın, Petrol Ofisi’ne kesilen ceza için Aydın Doğan’a giderek ’Yüzde 10 verin, işinizi halledelim’ teklifi yaptığı anlaşıldı.”

Haber öyle yazılmış ve sunulmuş ki Aydın Doğan’ın bu teklifi dinleyip, kabul ettiğini düşünebilirsiniz.

Simsar Operasyonu adı verilen soruşturma ile ilgili en ayrıntılı haberler Doğan Yayın Holding’e ait Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde yayımlandı. Yani Türkiye’nin bu operasyondan haberdar olmasını sağlayan gazeteler Doğan Grubu’nun.

Yeni Şafak’taki bu haberi okuyunca Ankara’da bu soruşturmayı izleyen gazeteci arkadaşlarımdan bilgi istedim.

Soruşturma dosyasına göre olay şöyle cereyan etmiş: Para karşılığı bazı devlet kurumlarında iş takibi yaptıkları anlaşılan eski PFDK Başkan Vekili Recep Özcan ve Recep Ali Hacısüleymanoğlu’nun telefonları dinlenmiş.

Hacısüleymanoğlu, halen yurtdışında kaçak olarak bulunan Ali Koçak telefonda görüşürlerken Hacısüleymanoğlu şöyle bir soru soruyor:

“Aydın Doğan ile temas olabilir mi?”

Ali Koçak “Olabilir” yanıtını veriyor.

Hacısüleymanoğlu bunun üzerine “Temas olursa onun ceza işini ayarlayalım. POAŞ ile görüşme ayarlayalım” diyor.

Bundan sonraki telefon kayıtlarının hiçbirinde ne Aydın Doğan adı geçiyor ne de POAŞ ile ilgili bir konuşma oluyor.

Polis sorgusunda da Hacısüleymanoğlu “Herhangi bir görüşmemiz olmadı” ifadesini veriyor.

Daha sonra Doğan Holding yetkilileri ve Aydın Doğan ile de konuştum, söz konusu kişilerin adlarını, Simsar Operasyonu haberlerine kadar hiç duymadıklarını belirtiyorlar.

Yeni Şafak’ın bir haberi böylesine çarpıtmış olmasının nedeni belli.

Gazetelerimizin yayınladığı haberlerden ve bizlerin yazdığı yorumlardan hoşlanmıyorlar ve bir yalan rüzgárı estirerek, bizleri korkutup, susturabileceklerini zannediyorlar.

Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı’ndan itibaren belediye ihaleleriyle palazlandırılan Albayraklar, belli ki şimdi kendilerine verilenlerin diyetini ödeme aşamasındalar.

İlhan Selçuk gece yarısı gözaltına alındığında, İsmet İnönü’nün “Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz” sözünü hatırlamıştım.

Yeni Şafak’ın haberi, eşkıyanın neler yapmayı tasarladığının ipuçlarını veriyor.

Onlara şunu hatırlatayım: Yalan haber yazma konusundaki cesaretlerine diyecek yok. Ama biz de doğru bildiklerimizi söylemek konusunda hayal edemeyecekleri kadar cesaret sahibiyiz!

Artık davayı görelim

GECE yarısı saat 4.00’te evi basılarak gözaltına alınan İlhan Selçuk, Emniyet’te 40 saat tutuldu.

Bunun dört saati sorgu ile geçti.

Ve sonunda pazar sabaha karşı, mahkemeye çıkarılmasına dahi gerek kalmadan serbest bırakıldı.

Hukuk düzenimiz, suçüstü hali olmadıkça ya da açık bir kaçma ve delilleri yok etme ihtimali olmadıkça böyle gece yarısı tutuklamalarına izin vermiyor.

Kaldı ki Selçuk’un mahkemeye çıkarılmadan bırakılmış olması da hakkındaki suçlamanın ciddiye alınır bir yönü olmadığını da gösteriyor.

Öyle görünüyor ki birileri “güçlerini denemeye” karar vermişler ama kamuoyu tepkisini görünce geri adım atmak zorunda kalmışlar.

“Ergenekon Terör Örgütü” gibi oluşumların demokrasimizin geleceği için yaratabileceği tehlikeleri görmemek mümkün değil.

Ancak unutmamak gerekiyor ki bu tür soruşturmalarda meselenin özünü kaybetmeye yol açacak sansasyon girişimleri, her şeyden önce soruşturmaya zarar verir.

Soruşturmayı yürüten savcı artık boş işlerle uğraşmak yerine elindeki dosyaya yoğunlaşıp, davayı açsa çok iyi olacak.

Hediyeleri de unutmayalım

AKP’nin kapatılma davası, Ergenekon soruşturması derken gündem yine hareketlendi.

Bu hareketliliğin, Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın eşlerine getirdiği değerli armağanlar ile ilgili sorumuzu unutturmaması gerekiyor.

Başbakan ağzını her açtığında “milli irade”den söz ediyor ama TBMM’deki soru önergelerine yasal süreyi defalarca aşmış olmasına karşın yanıt vermiş de değil.

Ben soruyu tekrar hatırlatayım: Suudi Arabistan Kralı’nın, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın eşlerine verdiği değerli armağanlar ile ilgili nasıl bir işlem yapıldı?