Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Fatih Terim ve "başarı cezasız kalmaz" ülkesi

 Bu yazıyı yazmak için aslına bakarsanız çok geç kaldım. Ama kendime göre nedenlerim vardı.

Bir kere ben Fenerbahçeliyim. Bu konuda söyleyeceğim sözlere başka anlamlar yüklenmesinden endişe ettim. Çünkü futbol ortamımız öyle bir dünya ki insanların ne söylediğinden daha çok, izlenimler, önyargılar ve fanatizm etkili oluyor.
Bu zorunlu açıklamayı yapıp konumuza döneyim: Fatih Terim..

Bir Türkiye gerçeği
Fatih Terim ile ilgili olarak yapılan yorumların ulaştığı boyut beni bir futbolsever olarak rahatsız ediyor. Sadece bir futbolsever olarak değil, aynı zamanda bir Türk olarak da bunlardan rahatsızlık duyuyorum.
Terim, bugüne kadar Türkiye’de ulaşılamayan ve bundan sonra da kolayca ulaşılamayacak olan bir başarının mimarı.
Ve bugün geçmişindeki bu başarısının bedelini ödediğini düşünüyorum.
Çünkü bizim ülkemizde başarı, asla cezasız kalacak bir durum değildir.
Vasatın egemen olduğu, ortalamanın üstüne çıkma başarısını gösterenlerin ısrarla aşağıya, vasatın düzeyine çekilmeye çalışıldığı bir ülkede yaşıyoruz.
Her alanda bu böyledir. Gazetecilik, mühendislik, işadamlığı, ressamlık, futbolculuk, teknik direktörlük.. Siz başka alanlar da sayabilirsiniz..

Geçmiş kıskançlıklar..
Hâkim durum “vasat” olduğu için, bu ortamda başarılı olanları bekleyen en iyimser şey “kıskançlık”tır.. Ayrıca unutmamak gerekir ki vasatın egemen olduğu ortamlarda insanlar medeni cesarete de kolayca sahip olamazlar. Bu yüzden başarılı olduğunuzda hakkınızdaki gerçek fikirlerini söylemekten çekinirler.
Bunun doğal sonucu ortadaki “baskı” kalktıktan sonra, zamanında söylenmemiş şeylerin olanca şiddetiyle üzerinize püskürtülmesidir. Bu, tabiatı gereği olarak daha yıkıcı ve acımasız bir biçimde ortaya dökülür..
Fatih Terim’e yönelik eleştirilerin birdenbire şiddetle ortaya dökülmesinin nedeni budur. Geçmiş kıskançlıkların, uygun ortam bulununca ortaya yıkıcı bir şekilde serilmesi..
Kimse Fatih Terim’in futbol bilgisini tartışmıyor, dikkatinizi çekmiştir. Onun yerine kılık kıyafeti, “vücut dili”, insanlarla ilişkileri gibi “öze müteallik” olmayan konular ön plana çıkarılıyor.

Top yuvarlaktır!
Bir futbol takımının mutlaka başarılı olması diye bir şey söz konusu değil.
Futbolun içinde olanların mutlaka bildikleri bir gerçek bu..
Bugün Galatasaray’ın içine düştüğü olumsuz durumun tek nedeninin “futbol” olmadığını da biliyoruz. Şampiyonlar Ligi’nde en çok oynamış (dolayısıyla en çok parayı kazanmış), UEFA Kupası’nı kazanmış bir kulübün bugün maddi olanaksızlıklar içinde olması, hâlâ stadının geleceğinin belirsiz olması gibi birçok faktör de var..
Sorun Türkiye’de futbolun her düzeydeki yönetim sorunu.. Profesyonel yönetim yok, kurumsallaşma yok..
Büyük boy bir işletme ölçeğindeki bütçelerle faaliyet gösteren kulüpler hâlâ bundan 50 yıl önceki gibi yönetiliyor. Böyle olunca başarı kurumsallaşmıyor, büyük çıkışları büyük çöküşler izleyebiliyor.

Tek sorumlu o mu?
Bütün bunlardan sadece birkaç hatalı transfer ve birkaç hatalı oyuncu seçimi nedeniyle bir teknik direktörün tek başına sorumlu tutulması adil değil.
Bu yüzden Türkiye’nin yetiştirdiği en başarılı teknik direktörün acımasızca eleştirilmesini, rakip bir kulübün taraftarı olsam da içime sindiremiyorum.
Bu noktada belki de yapılacak en iyi şey Fatih Terim’in Milli Takım’ın başına getirilmesi olmalı..
Bütçe sıkıntısı olmadan geniş bir oyuncu portföyünün içinden seçeceği bir takımla neler başarabileceğini hepimiz biliyoruz.. Bazıları bunu söylemeye cesaret edemiyor olsa da gerçek bu..