Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Kızlar neşeli erkekleri severler

  İtalya’da yayımlanan Il Messaggero gazetesinin yaptığı ulusal bir araştırma, İtalyan erkeklerinin yüzde 60’ının ‘bir kadını baştan çıkarma’yı hayattan alınabilecek en büyük keyif olarak gördüklerini ortaya koymuş.

Araştırmaya göre İtalyan erkekleri vakitlerinin ve kazandıklarının çok önemli bir bölümünü bu ‘avcılık’ işine ayırıyorlarmış. Birçok İtalyan erkeği, bir kadını baştan çıkarmanın, o kadınla yatmaktan dahi daha önemli olduğunu düşünüyormuş.
Aynı araştırma Türkiye’de yapılsaydı eminim bir kadını baştan çıkarmak için harcanması gereken çabanın, Türklerce ‘boş bir eylem’ olarak görüldüğü de ortaya çıkardı.
Bunu hem yıllarını bu işe adamış arkadaşlarımın sözlerinden hem de internette yaygın olarak dolaşan ‘maço esprilerin’ çokluğundan çıkarıyorum.
Kızımın devam ettiği bale stüdyosunda ders alan tek bir erkek çocuk yok. Aynı şekilde piyano dersleri aldığı hocanın yıl sonlarında düzenlediği konserlerde piyano çalan erkek çocuklar, kız çocukların onda biri kadar bile değil.
Aileler erkek çocuklarını basketbola, futbola göndermeyi uygun buluyorlar ama aynı şekilde bir tür spor sayılabilecek ve üstelik çocuğun estetik duygularını, müzik zevkini geliştirebilecek baleyi tercih etmiyorlar. Erkek çocuklar küçüklükten itibaren, ilerideki hayatlarına böyle hazırlanıyorlar: İtiş kakış, kazanmaktan başka bir şey düşünmemek, fiziksel üstünlük…
Orta ve üst sınıf Türk kadınlarının neredeyse tümü kocalarının işten başka bir şey düşünmemesinden, ince duyarlılıklardan yoksun olmasından şikâyet ediyor ama sıra kendi erkek çocuklarını eğitmeye gelince, kocalarının küçük bir kopyasını yaşama hazırlamaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Aşk da bir kazançtır!
Oysa kadınlar her şeyden önce eğlenceli erkeklerden hoşlanırlar. Onları güldüren, eğlendiren, havai, uçuk konulardan söz eden, başlarını döndüren erkekleri tercih ederler.
Bunu kendi hayatında bir ‘dram’ olarak yaşayan erkeklerin en ünlüsü Napoleon Bonaparte’tır. Gençliğinde çok yakışıklı olduğunu biliyoruz. Kendisine çevik bir hava veren ince vücut yapısı, birçok sanatçıya ilham kaynağı olan bedensel oranları ile böyle tanımlanmayı hak kediyordu. İmparatorluğu sırasında işin şanına uygun olarak edindiği yuvarlak ve biçimli göbeğini, her zaman dik duran başını da ihmal etmemeliyiz.
Fiziksel olarak bu kadar çekici, bütün Avrupa’yı titreten gücü, miktarı ölçülemeyecek serveti, Napoleon’a kadınlarla ilişkisinde bir şey kazandırmadı. Yaşadığı dönemde hiçbir kadının ona âşık olmadığı tarihi bir gerçek.
Hepimizin tanıdığı Josephine bile bu kudretli ve zengin adamın ayağının altına serdiği mücevherleri, ülkeleri, iktidar olanaklarını önüne çıkan ilk erkek dansçıyla tepiverdi… “Il est drôle, ce Bonaparte!” (Çok garip biri bu Bonaparte) sözü Josephine’e aitti.
Erkek çocuklarımıza hayatta kazanmaktan, işten daha önemli olan başka şeyler olduğunu da öğretmeliyiz. İleride kadınlarla karşılaştığında hiçbirinin bin lot bilmem ne hissesinin öyküsünü dinlemek istemeyeceğini, yaşayacağı hayal kırıklıklarıyla öğrenmesin diye…
Acaba İtalyan erkeklerinin bütün dünyada kadın fantezilerinin bir numaralı objesi olmalarının nedeni küçükken şarkı söylemeyi, gitar çalmayı, kadınlar için küçük sürprizler hazırlamayı öğrenmiş olmaları mı?