Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Korkunun esiri olmayacağız

  Cumartesi günü iki sinagoga yapılan baskının ardından bu saldırının gerçek hedefinin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu söyleyen bir yazı yazmıştım.
Dün patlayan bombalar hedefin Türkiye olduğunu bir kez daha açıklıkla ortaya koyuyor.
Bombaların yöneldiği hedefin İngiliz Konsolosluğu ve bir yabancı banka olması bu gerçeği değiştirmiyor.

Hedef Türkiye’dir, Türkiye’nin birliğidir, Türkiye’nin demokrasisidir.
Karşımızdaki düşman, ilan ettiği bu savaşla yaşam biçimimize kastettiğini fütursuzca ortaya koyuyor.
Hak ettiği yanıtı almasını sağlamak Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumlarına düşen temel bir görevdir artık..
Bugün ülkemizin sahip olduğu imkânlar, bu düşmanın dışarıdaki beyniyle açıkça savaşmamıza belki izin vermiyor ama içerideki uzantılarını ve işbirlikçilerini bulup çıkarmak, en şiddetli şekilde cezalandırmak başarabileceğimiz bir görevdir.

Hedefimizden sapamayız
Teröristlerin hedefi, yarattıkları dehşetin besleyeceği korkuya esir olmamızdır.
Bombaların yarattığı dehşete esir olmamak zorundayız.
Bu korkuyla yaşam biçimimizi, temel siyasi tercihlerimizi değiştirmemizi bekliyorlar. Buna meydan vermemeliyiz.
Türkiye, uluslararası terör ile mücadeleye verdiği açık desteği sürdürmekten başka bir seçeneğe sahip değildir.
Terörün yarattığı dehşet ile bu temel tercihimizi değiştirmek ve Türkiye’yi medeni dünyadan tecrit edecek teslimiyetçi politikalara yönelmek bir çözüm değildir.
Hükümet, terörle mücadeledeki kararlılığını açık bir şekilde ortaya koymak durumundadır.
Mevcut yasal olanakların yetersizliği, bu mücadelede güvenlik güçlerini zaafa uğratıyorsa gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin yapmak hükümetin ilk işi olmalıdır.
Ancak bu yapılırken temel demokratik haklarımızın kısıtlanması sonucunu doğuracak yönlere sapmamak zorundayız.
Türkiye’nin tercihi bellidir: İnsan haklarına saygılı bir demokrasi olabilmek..
Patlayan bombaların bir hedefinin de bizi bu temel tercihimizi değiştirmeye zorlamak olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

Apaçık güvenlik zaafı!
Teröristlerin dört büyük eylemi üst üste gerçekleştirme cesareti bulmuş olmaları, ülkemizde ciddi bir güvenlik zaafı olduğunu da ortaya koyuyor.
Güvenlik güçlerinin olayları önceden haber almak ve muhtemel olaylara karşı yeterli önlemler geliştirmek konusundaki zaafları üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor.
Bu aşamada yapılabilecek bir hata bu olaylar nedeniyle güvenlik güçlerini acımasızca eleştirmekse, öteki hata da meydana gelen olaylardan gerekli dersleri çıkarmamak olacaktır.
Hükümet de iktidara geldikten sonra neredeyse tüm Türkiye’nin emniyet teşkilatlarının yönetimini değiştirmek konusundaki aceleciliğinin bu konuda bir zaafa yol açıp açmadığını tekrar değerlendirmelidir.
Ve hepimize düşen bir görev daha var: Bu, kendi iç anlaşmazlıklarımızı bir kenara bırakmak ve terörden çıkar bekleyen herkese tek vücut olarak ayakta olduğumuzu göstermektir.