Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Çiller zor durumda

Bugünkü Posta’nın manşeti, DYP lideri Tansu Çiller’i zor günlerin beklediğini haber veriyor. Çiller bir türlü açıklığa kavuşturulmayan mal varlığı ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak Meclis’te ter dökerken, kendi partisi içinde kritik günler yaşıyor.

Refah Partisi, TEDAŞ kısa adıyla bilinen, elektrik dağıtım şirketindeki yolsuzlukların soruşturulması amacıyla hazırladığı önergesini geçtiğimiz gün Meclis başkanlığına verdi.

10 trilyon liraya ulaşan bir ihalenin, bürokratlara baskı yapılarak, hakkında olumsuz teftiş raporları olan bir şirkete verilmesinde eski başbakanın oynadığı rol de bu vesileyle açığa çıkacak.

Çiiller’in başbakanlığı sırasında bazı ihalelerle özel olarak yakından ilgilendiği biliniyor.

Bir kısım bürokratın mahkemelere düşmesine de neden “zarfları konuta getirttirerek ihaleden önce açma” olayı hafızalarda hala taze.

Başbakan’ın bu isteğini emir kabul edip, yasaları çiğnemeyi göze alan bürokratlardan bir kısmı ise bu bağlılıklarının ödülünü, genel seçimlerde milletvekili olarak, koalisyon pazarlıklarında bakanlık koltuğu kaparak aldılar.

Refah’tan yaylım ateşi
Bu önergeyi yakında diğerlerinin de takip edeceği biliniyor.

Eski başbakanın Amerika’daki mal varlıklarından tutun da, eşinin bir zamanlar genel müdürlüğünü yaptığı bankanın batışına kadar daha bir çok konuda Refah tarafından yaylım ateşine tutulacağı biliniyor.

Refah Partisin’in, Çiller üzerine yüklenme taktiği esas olarak hükümeti zayıf noktasından vurmayı hedefliyor.

ANAP ve Başbakan Mesut Yılmaz, seçim kampanyası boyunca Çiller ve yakınlarının yolsuzluklarını kovuşturma vaadini kendilerine bayrak yaptılar.

Dillerinden düşürmedikleri “yalı çetesi”nin en aktif üyeleriyle şu anda aynı hükümette bakanlık yapıyorlar, ama bu durum onların seçimler sırasında verdikleri sözü unutturmuyor.

Yalancıktan da olsa, seçim kampanyası sırasında verdikleri sözü tutmak zorundalar.

Hesaplaşmaktan kaçıyor
Nitekim, bugünkü Posta’da yer alan Mesut Yılmaz’ın konuşması, ANAP’ın seçim sözlerini tutuyor gibi görünmekten yana tavır alacağını ortaya koyuyor.

Yılmaz, bu konuda bir grup kararı alamayacaklarını, milletvekillerinin kendi vicdanlarına danışarak oylarını kullanacaklarını söylüyor.

Bir adım daha da ileri giderek, ortağına bu konuda verilmiş bir sözü olmadığının altını çiziyor.

Hükümetin dışardan destekçisi DSP’nin de soruşturma konusunda Refah’ın önergesinin yanında yer alması, Çiller’i gerçekten zor durumda bırakacak.

Öte yandan, DSP, yılbaşında başbakan olacak Tansu Çiller’e açık çek vermediğini, o hükümete güvenoyu verip vermeyeceğinin henüz belli olmadığını da vurguluyor.

Meclis soruşturmaları nedeniyle kamuoyunda yıpranmış bir Çiller’in hem kendi partisi içinde hem de koalisyon pazarlıklarında çok zayıflayacağı düşünülüyor.

Seçim öncesi Hüsamettin Cindoruk’u partiden atarak rahatlayabileceğini zanneden Çiller’in bu hesabı da boşa çıkmış durumda.

Seçim küskünlerinin de katılmasıyla, Cindoruk hareketi DYP içinde eskisinden daha güçlü geliyor.

Nitekim, olağanüstü kongre için toplanması gereken imzalar toplandı ve erken Genel Kongre gündeme geldi.

DYP çevrelerinden sızan haberlere bakılırsa, Çiller olağanüstü kongreye gidip Cindoruk ile nihai bir hesaplaşma yapmak yerine, topu taca atmaktan yana görünüyor.

Yasalardaki ve parti tüzüğündeki bazı boşlukların kullanılıp, kongrenin toplanmamasına çalışılacağı anlaşılıyor.

Kongreden kurtulmaya kararlı
Çiller bu sayede, başbakan olmadan gidilebilecek bir kongreden kurtulabileceğinin hesaplarını yapıyor.

Yasal boşluklar elbette Çiller’in kendi istediğini yapmasına izin verebilir. Ama burada Çiller çok önemli bir noktayı gözardı ediyor.

Çiller’in kendi partisi içindeki varlığının bile hem hukuki hem de siyasi açıdan tartışılıyor olması, Meclis’te zaten zor durumda olacak olan DYP liderliğinin elindeki kozları yıpratacak.

Çiller, partisi içinde liderliği ve iktidardaki yolsuzlukları tartışılan bir siyasetçi portresi çizmek durumunda kalacak.

Bakalım, Çiller bu yükün altından nasıl kalkacak?

Eğer bütün bu badireleri aşmayı başarabilirse, tıpkı Süleyman Demirel’i otuz küsur yıldır izlediğimiz gibi, Çiller’i de bir otuz yıl daha izlemeye hazır olun.