Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Erken seçim için geri sayım

Önceki gece 32. Gün’de Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller’in canlı yayında karşılıklı konuşmalarını izleyen herkes gibi ben de artık yeni bir erken seçimin kaçınılmaz hale gelmekte olduğunu düşünüyorum.

Yeni bir erken seçimin, siyasi tabloda yaratabileceği değişikliklerin neler olacağını şimdiden kestirmek çok güç.

Ancak belli ki Tansu Çiller, kilitlenmeyi bir erken seçime gidene kadar sürdürecekmiş gibi görünüyor.

Tansu Çiller’in başbakanlığının dışındaki hiçbir koalisyon formülünü kabul etmemeyi bir gurup kararı haline de getiren DYP, erken bir seçimden ne fayda bekliyor, bilemiyorum.

Ama dereyi görmeden yapılacak hesapların, siyaset dünyasında genellikle ters teptiği biliniyor.

“Nasıl olsa ANAP’taki emanet oylar bize gelir” hesabının, MHP’yi ittifaka zorlayacak baraj oyunlarının tutmayabileceğini Tansu Hanım da DYP de aklından çıkarmamalıydı.

Siyasette, kimsenin oyu üzerine ipotek konulamayacağını benim kadar DYP’nin eskilerinin de bilmesi gerekirdi.

Öyle görünüyor ki Tansu Hanım’ın “cazibesi” hepsinin gözlerini kör etmiş.

Öte yandan Mesut Yılmaz’ın hiçbir siyasi gerçekle bağdaşmayan “absürd” önerilerinin de hükümet sorununa bir çözüm getirmesi mümkün görülmüyor.

Yılmaz’ın önünde şimdi Refah Partisi ile bir koalisyon kurma seçeneği var.

Yılmaz’ın durumu güçleşiyor
Bu koalisyona kamuoyundan yükselebilecek tepkileri göğüslemek için dış destek arayışlarının olumlu sonuç vermemesi, Yılmaz’ın durumunu iyice güçleştiriyor.

Yılmaz’ın bu çaresizliğini gören Erbakan’ın da bir süredir izlediği yumuşak politikayı terkederek, hepimizin bildiği klasik Necmettin Erbakan’a dönüşmesi, Yılmaz’ın Refah ile kurabileceği koalisyonun da önünü tıkıyor.

Yılmaz artık iki yol izleyebilir: Ya Tansu Hanım’ın başbakanlığını içine sindirecek ve bir ANAYOL hükümeti kuracak ya da Erbakan’ın başbakanlığını içine sindirip bir Anarefah hükümetine razı olacak. Bunlar dışındaki her yol erken seçime çıkıyor.

Milletvekili engeli
Ben şahsen DYP-ANAP ortaklığının artık asla sözkonusu olamayacağı bir döneme gireceğimizi düşünüyorum.

İki lider arasında seçim sonrasında başlayan yumuşama havası yerini artık büyük bir güvensizliğe terketmiş bulunuyor.

Yılmaz, sert üslubu, kendini beğenmiş tebessümü ve ikili konuşmaları bile televizyonlardan açıklamasıyla bu güven zincirini kendi açısından kırdı.

Aynı şekilde Çiller de hiçbir önerisinde samimi davranmayarak, rakibini hep köşeye sıkıştırmaya çalışarak kendisi hakkındaki güvensizlik duygularını körükledi.

Birbirlerine ve verdikleri sözlere karşı bu kadar güvensiz olan iki liderin bir araya gelip hükümet etmeleri, işin tabiatına aykırı.

Şu anda bir hükümetin kurulması ve güvenoyu alması için önümüzde 43 gün var.

Eğer, Cumhurbaşkanı, yasalara karşı bir hile yapıp, güvenoyu almayacağı baştan belli bir hükümeti atamazsa, bu sürenin uzama imkanı yok.

Cumhurbaşkanı böyle bir iş yaparsa yeni bir 45 gün daha kazanılabilir, ama o 45 günde neyin değişeceğini kimse bilmiyor.

Bu durumda bir erken seçimi önleyecek tek güç yeni bir seçime girmek istemeyen milletvekilleri olacaktır.

Milletvekillerinin bir erken seçime sıcak bakmamalarının gerisinde çok haklı nedenler var.

Dünyanın masrafını yapıp, yıpratıcı bir kampanyadan yeni çıkan, evlerini yeni taşıyan, çocuklarının okullarını nakleden, bir çoğu geri dönmeyebilecek milletvekillerinin de bu son kriz karşısında aslında elleri kolları bağlı.

43 gün sonra bir erken seçim tehlikesi varken, her hangi bir milletvekilinin kendi liderini bir hükümet kurmak için zorlamasını beklemek büyük saflık olur.

Listeleri aynı liderler yapacak
Onlar, yeni seçimde listeleri yine liderlerin yapacağını, bu dönemde sivri dilli olanların gelecek sefer listelere giremeyeceklerini iyi biliyorlar.

Kendi siyasi gücüne aşın güvenen birkaç ismin dışında böyle bir çıkış beklememek gerek.

Bu nedenle, ANAP çevrelerinin hayal ettiği, DYP’li bazı milletvekillerinin isyan başlatarak Çiller hükümet kurmaya mecbur etmesi hiçbir zaman söz konusu olamayacak.

Artık havada seçim kokusu var. Herkes hesabını buna göre yapsın.