Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Türkiye sivil gücü keşfediyor

Dünyanın dört bir bucağına dağılmış Türk işadamları 27-28 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da bir araya gelecekler.

Yurt dışında çalışan işadamlarıyla, Türk iş adamlarını bir araya getirecek toplantının amacı, Türkiye’nin iş dünyasındaki gücünü harekete geçirmek ve iş adamları arasındaki ilişkileri geliştirmek amacını taşıyor.

Milliyet Ankara Bürosu’ndan Barçın Yinanç’ın bu konudaki haberini bugünkü Posta’nın 7. sayfasında ayrıntılarıyla bulacaksınız.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in himayesinde gerçekleştirilecek olan bu ilk toplantının düzenleyicisi Dışişleri Bakanlığı. Ancak, Kurultay’dan olumlu bir sonuç çıkarsa, organizasyonunun kurumsallaşması, bir iletişim ağı ve bilgi bankası kurulması da söz konusu olacak

Yani tüm dünyadaki Türk iş adamlarını bir araya getiren ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırmayı hedefleyen bu düşünce, giderek devletten de bağımsızlaşan bir organizasyon haline gelecek.

Türkiye, bütün kurumları ve bireyleriyle adeta koşarak Avrupa Gümrük Birliği’ne girdi.

Bunun tek başına bir hedef olmadığı, asıl amacın Türkiye’nin de özgür ve demokratik Avrupa’nın bir parçası haline gelmesi anlamını taşıyacak olan Avrupa Birliği’ne girişin bir aşaması olduğu çok yazıldı.

Bugün bulunduğumuz noktada bu ulaşılması çok zor bir hedef gibi görünüyor.

Türkiye’deki ekonomik ve siyasi tabloya bugün bakıldığında bu hedefi telaffuz edenler “hayalcilikle” bile suçlanabiliyorlar.

Ama unutmamak gerekir ki, insanlık tarihi, ulaşılan her önemli noktaya zamanında “hayalcilikle” suçlayanlar tarafından getirildi.

Bütün büyük buluşların, bütün büyük devrimlerin temelinde her zaman büyük hayaller peşinde koşan insanların yaratıcı gücü vardı.

Türkiye’nin de bugün bulunduğu noktaya gelmesi hep büyük hayaller peşinde koşan insanlar sayesinde oldu.

Bizim çocukluğumuzda Türkiye’nin köylerinde elektrik yoktu. Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan, zamanın Başbakanı Demirel’i, bir gaz lambasını üfleyerek söndürürken gösteren fotoğraf anılarımda çok taze. Püf denilen her lambanın ardından bir köşeye elektrik ulaştırılması bundan tam 30 yıl önce büyük bir hayalden ibaretti. Bugün gerçek.

40 yıl önce, toplu iğnenin bile üretilmediği, ithal edildiği bir ülkede yaşıyorduk. Şimdi en gelişmiş olanlarla bile rekabet edebilen bilgisayarları üreten “merdiven altı” tezgahlarımız var.

Çok değil, 15 yıl önce bir Türk malının batı pazarlarında alıcı bulamayacağını düşünüyorduk. Dünyaya sadece incir, üzüm, zeytin sattığımız dönemler çok geride kaldı.

İhracatımızın önemli bölümünü artık sanayi malları oluşturuyor.

Bunların hepsi, bugün Avrupa Birliği’ne girişimiz gibi hayal edilemeyecek şeylerdi.

Hepsini hayal ettik ve başardık.

70 yıllık Cumhuriyet, devletin temel örgütlenişi ve kurumları açısından çok büyük değişimlere uğramadı.

Türkiye Cumhuriyeti, merkeziyetçi ve hantal yapısıyla, siyasetçiler tarafından yağmalanan hazinesiyle aradan geçen 70 yılda çok az yol almayı başarabildi.

Türkiye’nin gerçek gücü her zaman sivil organizasyonlarla ortaya çıkarılabildi.

Bugün Türkiye sivil toplum örgütlerinin gücünü yeniden keşfediyor.

“Memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz” diyen devletçi zihniyet ağır bir yenilgiye uğratıldı.

Türkiye’nin demokratik ve özgür dünya ile ilişkisini, yaşamın her alanında artık sivil toplum örgütleri kuracak, geliştirecek.

Bunun belirtileri her geçen gün daha da artıyor.

Haziran ayında toplanacak Habitat’ta bunun en canlı örneklerini göreceğiz.

Siyasetçiler Ankara’da ne yaparlarsa yapsınlar, gerçek Türkiye’nin dünya ile bağlantısı sivil örgütler üzerinden olacak.

Yedi iklime ayrılmış iş adamlarımızı bir araya hedefleyen bu girişimi de bu nedenle çok önemsiyorum.

Varsın Tansu Hanım ile Mesut Bey birbirleriyle anlaşamasınlar… Varsın Erbakan her gün birisiyle dilediğince dalga geçsin.

Bizim yarınları kurtaracak, Türkiye’yi ileriye götürecek büyük hayal gücümüze ve başarma arzumuza kimse engel olamayacak.

Türkiye, tüm hücreleriyle patlamaya hazır. Bunu da sivil toplumun kendisi başaracak.