Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Ufukta yeni bir seçim mi var?

Aylar önce, erken seçim kararı alındığında, Posta’da çok yazdık-çizdik. Erken seçimin hiç bir şeyin çaresi olmayacağını, çıkacak siyasi tablonun Türkiye’yi yepyeni sorunlara götüreceğini anlatmaya çalıştık.

Türkiye için gereken şeyin bir erken seçim değil, zamanında yapılacak bir seçime kadar ekonomide ne yapacağını bilen istikrarlı bir hükümet olduğunu söyledik.

O günlerde herkese hakim olan “yaşasın seçim var” havasının, Türkiye’ye yarar getirmeyeceğinde, o seçimin de yeni bir seçim doğurmasının kaçınılmaz olduğunda ısrar ettik.

Ne yalan söyleyeyim, o zaman yazdıklarımızın bugün birer birer gerçekleşmesi bizi hiç mutlu etmiyor.

Türkiye bugün de, o günlerde yazdığım gibi “muammanın peşrevinde muallakta” duruyor.

Yüksek Seçim Kurulu dün seçimlerin kesin sonuçlarını açıkladı. Herkes tarafından bilineni bir de resmen ilan etti.

Yeni Meclis’te hiç bir parti birbirine açık bir üstünlük sağlayamamış olacak.

Hükümetler koalisyon pazarlıklarının hassas dengesinde sallanıp duracaklar.

Şu anda ortada görünen bir tek gerçek var: Herkesin istediği DYP-ANAP hükümetinin kurulabilmesi çok zor.

Merkez sağ seçmenin, iki parti arasında neredeyse tam ortasından eşit iki parçaya bölünmesi işleri zorlaştıran ilk nedenlerden birisi.

Hatırlayacaksınız, seçimlerden önce yazdığım bir yazıda iki parti arasında belirgin bir oy farkının olması halinde iki partinin birleşme sürecine girebileceğini yazmıştım.

Artık bu süreç bizzat merkez sağ seçmen tarafından kesin olarak durdurulmuş durumda.

İki partinin liderinin başbakanlık konusundaki katı tutumlarında bir yumuşama meydana gelse bile, koalisyona bir üçüncü ortak bulma zorunluluğu işleri daha da güçleştiriyor.

Bu durumda geriye kalan tek seçenek Refah Partisi’nin büyük ortağı olacağı bir koalisyonun kurulması.

Ankara’da herkes Necmettin Erbakan ile koalisyon ortağı olmanın ne manaya geldiğini çok iyi hatırlıyor.

En başta bugünkü Cumhurbaşkanı’nın deneyimleri, meşhur kadayıf hikayeleri siyasetçilerin hafızalarında hala tazeliğini koruyor.

Dolayısıyla böyle bir hükümet kurulabilse bile, Erbakan’ın koalisyonlara genel yaklaşımı açısından bu hükümetin uzun vadeli olabilme ihtimali neredeyse sıfır.

Bütün bunlar bir araya gelince bugünkü Meclis’ten bir hükümet çıkma ihtimali giderek zayıflıyor.

Geriye kalan seçenek ise Türkiye’nin mayıs-haziran aylarında bir erken genel seçim daha yaşaması.

İlk bakışta seçim Tansu Çiller’in de işine geliyor.

Refah’a karşı oyları birleştirebilmek için ANAP’a akıtılan oyların geriye dönebileceğini hesaplıyor Tansu Çiller.

Eğer bu varsayımı doğru çıkarsa, yeni seçimlerden sonra Mesut Yılmaz’ın, Çiller’in başbakanlığına direnebilmesi çok zor.

Öte yandan barajda kalan MHP ile yapılabilecek bir ittifak da DYP’nin, ANAP’a bariz bir üstünlük sağlamasına ve hatta Refah’ı geçmesine de yarayabilir.

Çiller-Türkeş görüşmesine DYP’den katılan kişinin henüz hiçbir sıfatı olmayan Mehmet Ağar olması da oldukça anlamlı.

Ancak bu hesap, Meclis’te barajı kaldırma yolunda oluşabilecek bir eğilimle boşa çıkabilir.

DYP’nin MHP ile ittifakını önlemek isteyecek ANAP, birinciliği DYP’ye kaptırmak istemeyecek RP ve barajdan zorla çıkan CHP, yeni seçimde barajı çok aşağılara çekebilir ve belki de kaldırabilirler.

Bu durumda Çiller’in tek silahı, RP’ye karşı olmak için ANAP’a giden oyları DYP’ye çevirme ihtimali olacaktır.

Bu yüzden Tansu Çiller’in siyasi geleceği, kendisinin başbakan olmayacağı bir durumda, ANAP’ı Refah ile koalisyona zorlamak ya da bir an önce erken seçime gidebilmekte yatıyor.

Kısa dönemli bir ANAP-RP koalisyonu ise Çiller için adeta bir yeniden doğuş anlamına gelecek.

Çiller’in bu hesabını bozabilecek tek faktör Refah’ın adeta hükümet olmaya mecbur olması.

Refah, bugüne kadar parti teşkilatları tarafından beslenen geniş militan kadrolarını hükümete girerek, devletin sırtından beslemeyi planlıyor.

Refah’a verilecek bakanlıkların kadro imkanları, parti örgütüne iktidar nimetlerini dağıtmakta kullanılacak. Bu da Refah kadrolarını daha da sıkılaştırmaya, büyütmeye yarayacak.

Erbakan’ın her şart altında bir koalisyona hazır olduğunu söylemesinin altında bu hesap yatıyor.

Bu yüzden RP, ANAP’ı koalisyona razı etmek ve hükümette tutabilmek için bir çok fedakarlık yapabilir.

Bu da ANAP’ın kendi tabanında zayıflaması ve gelecek seçimlerde Çiller’in elini güçlendirmesi anlamına geliyor.

Şimdi top Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’de.

Demirel’in 30 yıllık tecrübesi bakalım bu kördüğümü çözmeye yetecek mi?

Eğer Demirel bunu başaramazsa ufukta yeni bir seçim var demektir.