Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Basın özgürlüğü ve dağıtım şirketleri

Gazete ve televizyonunu kişisel hırs ve kavgaları için kullananlar Türk basın dünyasından hiçbir zaman eksik olmadı. Bugün de varlıklarını korumaya devam ediyorlar.

Akit gazetesinin, emekli amiral ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’nın ölümünün ardından attığı “Hakkımız helal değil” manşeti, Star gazetesi tarafından, varlık nedenine uygun olarak kullanılmak isteniyor.
Akit gazetesinin dağıtımını yapan Yaysat ve sahibi durumunda olan şirketler, ‘kâr hırsıyla gerici neşriyata göz yummak, prim vermek, dağıtımını sağlamakla’ suçlanıyor.
Konunun basın özgürlüğü ile ilgili bölümüne girmeden önce, ilgili yasal düzenlemeyi hatırlatmakta fayda var.
Basın Kanunu’nda Necmettin Erbakan-Tansu Çiller koalisyonu döneminde yapılan bir değişiklikle şöyle bir hükme yer verildi: “Süreli ve süresiz yayınların dağıtımını yapan gerçek ve tüzel kişiler, talep edilmesi ve mevzuatın öngördüğü şartların yerine getirilmesi halinde, dağıtımını yaptıkları diğer mevkutelerin satış fiyatı ile tirajlarına göre aldıkları dağıtım ücretini aşmayacak bir bedel mukabilinde, bu yayınların dağıtımını yapmak zorundadırlar. Aksine davranışta bulunanlar hakkında, dağıtımından kaçındıkları yayının toplam bedelinin yüzde 50’si oranında ağır para cezasına hükmolunur. Tekerrür halinde bu ceza iki kat olarak uygulanır ve faaliyetleri 3 aya kadar durdurulur.” (Anayasa Mahkemesi cezanın faaliyetlerin üç ay durdurulmasına ilişkin bölümü hakkında daha sonra yürütmeyi durdurma kararı verdi.)
Konunun bir de basın özgürlüğü boyutu var elbette.
Dağıtım şirketleri ticari kuruluşlar. İşleri, kendilerine teslim edilen yayınları, kendilerine verilen plan dahilinde dağıtmak. Dağıttıkları yayının içeriğinin onları ilgilendirmemesi gerek. Basın ve Ceza Kanunları sorumlunun kim olduğunu, cezasının ne olması gerektiğini, suçun işlenip işlenmediğini kimin tespit edeceğini açıkça yazıyor. Bu görev sadece bağımsız yargının işi. Dağıtım şirketlerinin kendilerini yargıç yerine koyarak yayınlar hakkında suç ve ceza tesis etmesi mümkün değil. Hatta bunu yapması bizatihi suç.
İlginç olan şey Türkiye’de böylesine önemli bir konuda insanların tavırlarını belirlerken bir ‘takım zihniyeti’ içinde hareket etmeleri. Star’ın yayınının ilk gününden beri bakıyorum da Hürriyet dışında hiçbir gazete (aralarında İslamcı öteki gazeteler de var) buna karşı çıkmak ihtiyacını hissetmiyor. Kimse ‘dağıtım şirketinin işi mahkemenin yapması gerekeni yapmak değildir’ demiyor. Basın özgürlüğüne bu açık müdahale teklifi reddedilmiyor. Kimse ortaya çıkıp Star’a “ne yapmak istiyorsun, amacın düşünceleri sansür etmek mi” diye sormuyor.
Basın özgürlüğü bir kez daha kişisel hırslara ve ticari hesaplara kurban ediliyor.