Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Cumhurbaşkanı ve YÖK’ün listesi

Ahmet Necdet Sezer’in, Üniversite Rektörleri’nin seçimine esas teşkil edecek listeyi, atamaları yapmadan YÖK’e iade etmesi, Demirel’den sonraki Çankaya tartışmalarına da ışık tutacak nitelikte.

Turgut Özal ile başlayıp, Süleyman Demirel ile zirvesine çıkan ‘güçlü Çankaya’ portresi öyle görünüyor ki önümüzdeki dönemde de siyasi hayatta etkisini göstermeye devam edecek.
Cumhurbaşkanı seçilmeden önce ve seçildikten sonra, cumhurbaşkanlarının parlamenter düzenin gerektirdiğinden fazla yetkilere sahip olduğunu vurgulayan Sezer, tahmin edildiği gibi, bu yetkilere sahip olduğu sürece kullanmakta da tereddüt göstermeyecek.
Önceki gece YÖK listesinin iade edilmesinden sonra başlayan hukuk tartışması da Anayasa’da yazılı “Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri” maddesi karşısında boş gevezeliklerden öteye gitmeyecek.
Anayasa’nın 104. Maddesi Cumhurbaşkanı’na ‘üniversite rektörlerini seçmek’ yetkisini veriyor. 130. Madde ise ‘kanunun belirlediği esaslara göre’ rektörlerin Cumhurbaşkanı tarafından atanacağını öngörüyor.
Kanunun belirlediği esas şu: YÖK üniversitelerin seçtiği adaylar arasında bir ‘önseçim’ yapıyor ve her makam için üç adayı Çankaya’ya bildiriyor. Cumhurbaşkanı o isimler arasında bir seçme yapıyor ve atama gerçekleşiyor.
Bugüne kadar Cumhurbaşkanları kendilerine sunulan listeden bir seçim yapmayı yeterli gördükleri için bir sorun yaşanmamıştı. Şimdi ilk kez Ahmet Necdet Sezer, açıkça yazılmamış bir yetkiyi kullanıyor ve listeyi YÖK’e iade ediyor.
Teorik ve pratik olarak Cumhurbaşkanı’nı önüne gelen bir atama kararını imzalamaya zorlayacak herhangi bir güç yok.
Nitekim Türkiye 1982 Anayasası’nın yürürlükte olduğu dönem içinde cumhurbaşkanlarının, kendilerine sunulan hükümet listelerindeki bazı isimleri bakan olarak atamayı reddetmelerine de tanık oldu. Bu durum hiçbir zaman kamuoyu önünde bir tartışmaya dönüşmedi ama bazı isimlerin bakanlıklarının Çankaya’dan döndüğü hep biliniyor. Aynı şekilde devlet üst bürokrasisine yönelik atamalarda Cumhurbaşkanları’nın ağırlığı her zaman hissedildi, onların istemediği isimler göreve getirilemedi, uygun görmediği görevden almalar gerçekleşemedi.
Cumhurbaşkanlığı beğenmesek de beğensek de bugünkü anayasal düzenimiz içinde basit bir onay makamından daha çok şey ifade ediyor.
Öte yandan YÖK listesinin iadesinin hukuk ve yetki tartışmalarının dışında anlamları da var.
Cumhurbaşkanı Sezer, YÖK listesinin hazırlanışı sırasında kamuoyundan yükselen tepkiyi de dikkate aldığını açıkça ortaya koyuyor.
Bunun da Türk demokrasisinin gelişmesi açısından önemli bir aşama olduğunu teslim etmeliyiz.