Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Dışı onları, içi bizi yakıyor

 Türkiye’de yaşadığınız için mutlu musunuz, bilemiyorum. Ama ben kendi adıma bu ülkede yaşadığım için çok eğlendiğimi söyleyebilirim.

Son günlerdeki en büyük eğlencem ise demokratikleşme çalışmalarını izlemek.

Biliyorsunuz, Avrupa, eğer demokratik bir hukuk devleti olamazsa Türkiye’yi kendi arasında kurduğu birlikten dışlamakla tehdit ediyor.

Nitekim, Avrupa ülkelerinin bu gizli-açık tehditleri, oralarda görevli Türk diplomatlar tarafından da dile getirildi ve hükümet ‘acil önlem’ alması için uyarıldı.

Ayrıca uluslararası mahkemelerde görülen davalarda Türkiye’nin kendisinden beklenen adımları atması için tanınan sürenin dolmasına da bir aydan kısa bir süre kaldı.

Bunun sonucu olarak biri hükümetin DYP kanadında, diğeri ise Refah kanadında olmak üzere iki ayrı çalışma yürütülüyor.

Gazetemizin Ankara bürosundaki arkadaşların öğrendiklerine göre şöyle bir yöntem izleniyormuş:

Çeşitli yasalarda yer alan ve Avrupa’nın değiştirilmesini istediği maddeler tesbit edilmiş.

Sonra bu maddelerin ne kadarlık bir bölümünün değiştirilmesinin Avrupa’yı tatmin edeceği üzerine kafa yorulmaya başlanmış.

Size de ilgi çekici ve eğlenceli gelmiyor mu?

Bir ülkenin hükümeti, kendi vatandaşlarının yararlanması için bazı demokratik düzenlemeler yaparken eline aldığı ölçü “Avrupa’nın kızmayacağı en son sınır”.

“Bizim vatandaşlarımızın İngilizlerden, Fransızlardan, Almanlardan ne eksiği var. Onlarda ne varsa bizde de o kadar özgürlük olmalı” diye düşünmüyor.

Düşünemiyor.

Çünkü onlar için asıl olan Türklerin de demokratik haklardan yararlanmalarını sağlamak değil, göz boyamak.

Zannediyorlar ki biz hepimiz nerede ne yapması gerektiğini bilmeyen geri zekalılar sürüsüyüz. O yüzden dikkatli olmaya çalışıyorlar!

Bir yandan yan gözle Avrupa’nın ne diyeceğini anlamaya çalışıyorlar, öte yandan ellerindeki sopayı kafalarımızın üzerinde tutmanın yollarını araştırıyorlar.

Anlaşılan daha uzun süre Türkiye’de olanlar dışardan hükümetimizi, içerden bizleri yakmaya devam edecek.