Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Hayatın sırrının peşinde

Oscar Wilde, “Hayatta en iyi ihtimalle yalnızca tek bir büyük deneyim yaşayabiliriz. Hayatın sırrı ise bu deneyimi mümkün olduğu kadar çok tekrarlayabilmektir” diyor.

Radikal’deki son yazımı yazarken ‘galiba hayatın sırrına ulaşan şanslı insanlardan biriyim’ diye düşünüyorum.

Mesleğe başladığım ilk yıllarda, bütün genç gazeteciler gibi ne yazıişleri müdürünü beğenirdim, ne de genel yayın müdürünü. Arkadaşlarımla birlikte Mülkiyeliler Birliği’nde oturup ‘Ben olsam..’ diye başlayan kim bilir kaç nutuk attım, kim bilir kaç nutuk dinledim..

Sonunda bir gün ‘ben de oldum’.. Eminim 1977 yılının başlarında Yankı dergisinin künyesinde Yazıişleri Müdürü olarak adımın ilk yer aldığı günden beri de genç meslektaşlarım benim için aynı şeyi söylüyorlar. Emin olduğum bir şey daha var ki söylediklerinin birçoğunda da haklı olabilirler.

Aralarında Tempo, Aktüel ve Blue Jean gibi birçok önemli yayının da olduğu 30’a yakın dergiyle, Hürriyet Pazar, Spor, Posta, Fanatik, Radikal’i yayımladım, yönettim.

Herbirinin doğum sancısını belkemiğimde hissettim. Onlara bağlandım, her günün 24 saatini onlarla yaşadım.

Zamanı geldiğinde o yayınları benden sonra gelen arkadaşlarıma devrederken hiçbir zaman da pişmanlık duymadım. Adeta çocuğum gibi gördüğüm o yayınların emin ellerde olduğundan hiç kuşkulanmadım.
Şair Walt Withman’ın dediği gibi “Hayat bir yap, işlet, devrettir” diye düşündüm.

Radikal meslek hayatımın en önemli aşamalarından biriydi.
Bugün Radikal’e veda ederken de gözüm yine arkada kalmıyor.
İsmet Berkan yüklendiği bu yeni sorumluluğun üstesinden fazlasıyla gelebilecek bir meslektaşım ve dostum. Radikal’in bir fikir olarak doğduğu ilk günde de yanımda o vardı, doğum sancılarını çekerken de, yaşayana gerçek bir mesleki tatmin veren ilk dört yılında da…

Karel Reisz, “Hayat bir tercih değildir. Bir şey olur ya da olmaz. Birçok tercih sizi seçer” derken ne kadar da haklıymış.

Bugünden itibaren meslek yaşantımda yeni bir sayfa açıyorum. Son altı yılda Fanatik, Posta ve Radikal’de birlikte çalıştığım bütün arkadaşlarıma çok şey borçluyum. Kuru bir teşekkürle geçiştirilemeyecek bir borç bu. Kalbimin bir parçasını burada bırakarak ayrılırken mesleki gelişmemde çok önemli rolleri olan Mehmet Ali Kışlalı’yı, Kurthan Fişek’i, Hıncal Uluç’u ve rahmetli Ahmet Taner Kışlalı’yı da unutmamalıyım. Aynı şekilde Hulki İlgün’ün ve Hakkı Devrim’in esprilerinin aralarına sıkıştırdıkları çok özel meslek derslerini de..

Öte yandan bu öyle bir meslek ki en tecrübesiz meslektaşınızdan bile bir şeyler öğrenebiliyorsunuz. En güzeli de bu zaten, öğrenme sürecinin hiçbir zaman bitmemesi.

Bir Arap atasözü “Hayat iki bölümdür: Geçmiş bir rüya ve gelecek bir dilek” diyor. Bir rüyadan daha uyanırken söylemeliyim ki Radikal’i ve onun gerçek yaratıcısı olan okuyucularını hiç unutmayacağım.
Hoşça kalın…