Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Temiz toplum: Hükümet ne kadar samîmi?

Dünya Bankası’nın Türkiye’ye mali sektördeki yapısal düzenlemeleri gerçekleştirmesi için vereceğini açıkladığı 750 milyon dolarlık destek kredisinin tehlikeye düştüğü bildiriliyor.

Hatırlayacağınız gibi mali sektördeki reform için hükümet başlangıçta olağanüstü bir hız göstermişti. Bankacılık Üst Kurulu’nun kuruluşu ile ilgili çalışmaların yanı sıra, mali durumu bozuk olan bazı bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devrine ilişkin kararların da bu amaca yönelik olarak alındığı biliniyordu.

Dünya Bankası kredisinin bu yıl içinde alınamaması sonucunu doğuracak gelişme kamu bankalarının özerkleştirilmesi ve daha sonra da özelleştirilmesi ile ilgili yasal düzenlemelerin hâlâ yapılmamış olmasından kaynaklanıyor.

Eğer söz konusu yasal düzenleme 30 Haziran tarihine kadar gerçekleştirilemezse kredinin ilk taksidi olan 375 milyon dolar gelecek yıla ertelenecek. Türkiye’nin mali sektördeki yapısal sorunlarını çözmek için ihtiyaç duyduğu kredinin ertelenmesinin doğal sonucu ise hükümetin ekonomik programının önemli bir kısmının bu yıl gerçekleştirilememesi olacak.

Bugüne kadar Türkiye’yi sarsan bütün büyük yolsuzlukların merkezinde kamu bankaları vardı. Gazete arşivlerinde yapılacak bir küçük gezinti kamu bankalarının Türkiye’ye nelere mal olduğunu gösterecek yüzlerce örnek bulmamıza yeter.

Yolsuzlukla mücadelenin en önemli adımlarından birisinin kamu bankalarının siyasetçilerin etki alanından çıkarılması olduğunu biliyoruz. Özerkleştirme her şeyden önce bunu sağlayacaktı. Özerk yönetime kavuşturulup mali yapıları sağlıklı hale getirilecek kamu bankalarının özelleştirilmeleri de ekonominin daha sağlıklı bir zeminde gelişmesini sağlayacaktı.

Bankacılık sektöründe siyasetçilerin etkisini bir ölçüde azaltacak Bankacılık Üst Kurulu’nun oluşturulmasında karşılaşılan güçlükleri de hatırlarsak, bugüne kadar bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin neden hâlâ bir tasarı haline bile gelemediğinin sebeplerinin nerede yattığını da buluruz: Türk siyaseti kamu bankalarını elinden çıkarmaya niyetli değil!

Muhalefetteyken en hızlı yolsuzluk düşmanı olarak ortaya çıkanların, iktidara geldiklerinde yandaşlarına geniş mali olanaklar sağlayacak kamu bankalarını elden çıkarma konusunda neden cimrileştiklerini bir kez daha düşünmek gerek.

Sorun sadece ekonominin yapısal sorunlarını çözmek ve enflasyonla mücadele programını titizlikle uygulamakla sınırlı değil. Sorun aynı zamanda Türk halkının ‘temiz toplum’ isteğiyle de ilişkili. Devlet ekonomiden elini çekmedikçe, siyasetçiler ellerindeki kamu kaynaklarını kullanmaktan vazgeçmedikçe bu konuda bir ilerleme sağlanması da mümkün değil.

Hükümet, yolsuzluklarla mücadelede gerçekten samimiyse cumhurbaşkanı seçimini takip eden günlerde bu konuya da el atmak zorunda. 30 Haziran yalnızca bir kredinin alınması için son gün değil, aynı zamanda hükümetin yolsuzlukla mücadelede samimiyetini ölçeceğimiz bir milat da olacak.