Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Kendinize iyi şeyleri örnek alın

Kendinize iyi şeyleri örnek alın

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “gelişmiş hiçbir ülkede olmayan başıboş köpek sorunumuz var” dedi.

Medyaya yansıdığı kadarıyla AKP yetkilileri bu konuda “İngiliz modelini” örnek almayı düşünüyormuş.

Cumhurbaşkanı’nın “gelişmiş ülkeler” derken tam olarak neyi kastettiğini bilmiyorum.

Gelişmişlik ölçütü “ekonomik büyüklük” müdür yoksa “insani gelişim endeksine göre gelişmiş olmak” mıdır, burası net değil.

Ekonomik büyüklük bakımından en gelişmiş 10 ülke şöyle:

Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Almanya, Japonya, Hindistan, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Kanada, Brezilya. Türkiye bu listede 17. Sırada.

İnsani gelişim endeksine göre en gelişmiş 10 ülke şöyle sıralanıyor:

İsveç, Norveç, İzlanda, Hong Kong, Avustralya, Danimarka, İsveç, İrlanda, Almanya, Hollanda. Türkiye bu listede 54. Sırada.

Listelere bakınca “gelişmiş hiçbir ülkede olmayan başka sorunlarımız olduğu” da açıkça görülüyor.

Bu iki listeden sadece Çin’i bir kenara ayırın.

Geri kalanların hiçbirinde bir protesto gösterisi yaptılar diye insanları ömür boyu hapse tıkmadılar.

İktidarın hoşuna gitmeyen konuları yazdılar, konuştular diye bir tek gazeteci bile işinden atılmadı.

Bir bildiriye imza attılar diye her biri son derece zor yetişen yüzlerce değerli akademisyen işinden atılmadı.

Bu ülkelerde, halkın seçtiği bir milletvekili, Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olarak hapiste tutulmuyor.

Bu ülkelerin hiçbirinde Yargıtay ya da dengi olan bir yüksek yargı organı, Anayasa’yı herkesin gözünün içine bakarak çiğnemiyor.

Bu ülkelerin hiçbirinin bizdeki gibi bir sığınmacı sorunu yok.

Türkiye’de gıda fiyatları, bu ülkelerin hepsinden daha pahalı, gıda enflasyonu hepsinden daha yüksek.

Enflasyonda bunların hepsinden o kadar kötüyüz ki yanımıza bile yaklaşamıyorlar.

Türkiye’de işsizlik, bu ülkelerin hepsinden daha yüksek.

Türkiye, gelir dağılımı eşitsizliğinde Avrupa’da birinci sırada. OECD ülkeleri arasında da gelir dağılımı en bozuk 5. ülke.

Yani Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi kendimizi gelişmiş ülkelerin durumuyla kıyaslayacak olursak, sokak köpekleri sorunu listede 50. sırayı filan ancak alabilir.

Kendinize İngiltere’yi örnek almak istiyorsanız, işe demokrasi ve insan haklarıyla başlamalısınız.

Rahmetli anneannem gibi söyleyeceğim: Kendinize iyi şeyleri örnek alın!

————————————

Uyutmayacaklar, öldürecekler!

Sokak hayvanlarının itlaf edilmesi amacıyla kanunda değişiklik yapılması gündeme geldiğinden beri bir “uyutma” lafıdır gidiyor.

“Uyutma” kavramını kullanarak, yapacakları işin gerçek adının telaffuz edilmesini önlemek istiyorlar.

Tıpkı çocukların evlendirilmesini “erken yaşta evlilik” diye önemsizleştirerek dikkatten kaçırmaya çalıştıkları gibi.

Hayvanseverlerin ve bu kanuna karşı çıkacak muhalefet partilerinin bu tuzağa düşmemesi lazım.

Yapılacak işin adı belli: Öldürmek! Sokak hayvanları topluca öldürülecek!

———————————

Daha önce neden “etkin” çalışamıyordu?

Dışişleri Bakanlığı’nın daha “etkin” olabilmesi için “Dışişleri Teşkilatı Güçlendirme Vakfı” ismiyle bir vakıf kuruluyor.

Bununla ilgili kanun, komisyonda bile görüşülmeden TBMM’ye getirildi ve kabul edildi.

Bu vakfın kuruluşuyla birlikte Dışişleri Bakanlığı’nın nasıl daha etkin olabileceğini pek anlayamadım.

Bakanlık, kendisine verilen görevi bugüne kadar etkin bir şekilde yerine getiremediyse, bunu engelleyen neydi?

AKP iktidara geldiğinden beri o koltukta kimler oturmadı ki?

Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu gibi “deve dişi” partililer ile Mevlüt Çavuşoğlu gibi “salla başı” partililer, neyi beceremediler de bakanlık etkin çalışabilmek için şimdi vakıf kurma ihtiyacı duyuyor?

Aslına bakarsanız Dışişleri Bakanlığı’nın etkinliğinin azalmasında asıl rolü oynayan şey, AKP’nin bütün devlet kadrolarını “yağma alanı” olarak görmesi oldu.

Bu bakanlık, Türkiye’nin en eski kurumlarından biri.

Geçmişte de eleştirilerin hedefi oldu ancak şunu hiç tartışmadık: Bu Bakanlık’ta da meslek memuriyetlerine giriş bilimsel yeterlilik, genel kültür ve dil bilgisini ölçen ciddi sınavlarla mümkün olabildi.

AKP iktidara gelene kadar “siyasi atamalarla”, bir yabancı dili bile doğru dürüst konuşamayan tipler konsolos, büyükelçi olamamıştı.

Cepleri dolarla dolu elbise hediyeleri almakla tanınmış “Bakara – makara bakanı” gibi tipler, eskiden büyükelçi olmayı bırakın, kavas dahi olamazlardı.

Şimdi bir vakıf kurulacak ve bu ülkenin asırlık gelenekleri olan bir kurumu bu sayede “daha etkin çalışacak”!

Bu “etkin çalışmanın” esasen nerelerde gerçekleşeceğini söyleyeyim: Avanta lavanta işleri kolaylaşacak!

Sayıştay’ın ve TBMM’nin denetimine tabi olmayan bir “parasal alan” yaratılacak, bu alanda istediği gibi at koşturulacak.

Yakın bir gelecekte bakanlığın bütün dış alımlarının, inşaat işlerinin vs. bu vakıf marifetiyle yürütüleceğini göreceğiz.

Hayli büyük bir bal fıçısı olacak, sadece parmaklar değil, eller kollar da yalanacak!

Vakfın asıl kuruluş amacı budur!

——————————