Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Niçin açıyorlar?

Niçin açıyorlar?

Hayır, badem ağaçlarının mevsim normalleri üzerindeki sıcaklara kanıp çiçeklerini erken açması ile ilgili bir yazı değil bu.

Konumuz, Kemal Kılıçdaroğlu ve Recep Tayyip Erdoğan’a göre, Türkiye’nin önemli bir gündem maddesi ile ilgili: Başörtüsü!

Biri bunun için kanun çıkarmak üzere yola çıktı, diğeri bu pası gole çevirmek için Anayasa değişikliği istiyor!

“Gol” ve “pas”, bir inanç konusu ile ilgili ve yaşını başını almış erkekler, utanmadan kadınların bu konudaki tercihleri ile ilgili olarak birbirlerine “siyasi gol” atmak peşindeler.

Ne diyeyim bilmiyorum, “Allah ıslah etsin” demek sanırım en uygun olanı.

Kullananlar bu kumaş ile ilgili olarak “başörtüsü” kelimesini tercih ediyorlar, onun için ben de bunu kullanıyorum.

Bu örtünün görünür olmasından çok da hoşnut olmayanlar buna “türban” demekte ısrarlılar.

Bir tür “meleklerin cinsiyeti” tartışması bu isimlendirme konusu.

Bizans’ın laneti artık nasıl bir lanetse üzerimizden bir türlü gitmek bilmiyor, bütün enerjimizi bu boş tartışmalar için tüketiyoruz.

Bu başlığı, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısından aldım.

İsmail Kılıçarslan, günümüz Türkiye’si için son derece “cıssssss” olan bir konuyu gündemine almış; bazı kadınlar başörtülerini niye açıyorlar? (Yazının bağlantısı burada:

https://www.yenisafak.com/yazarlar/ismail-kilicarslan/nicin-aciyorlar-2065076

)

Günümüz dünyasına baktığımızda bildiğimiz dini inançların gerilemekte olduğu, Yeni Zelanda ve Avustralya’nın bazı bölgelerinde ateist sayısının ilk kez bir dine inananları geçtiğini, Galler gibi bazı yerlerde bölgenin geleneksel dini inancının, başka inançlar karşısında azınlığa düştüğünü görüyoruz.

Dünya genelinde de Kuzey’e özgü dini inançların özellikle genç kuşaklarda mürit bulmakta olduğu bir sır değil.

Onun için günümüz Türkiye’sinde bazı kadınların henüz çoğunlukta olmasalar da başörtülerini çıkarma kararı vermelerinin bir anlamı var ve bu kuşkusuz ki dünyadaki genel eğilimin de bir uzantısı olmalı.

Artık izole toplumlar yok, iletişim olanakları dünyayı küçülttü ve toplumsal yaşam içindeki pozisyonlarını hak ettikleri yere getirmeye çabalayan kadınların, bunun önündeki büyük engellerden biri olan dini inançlarla çatışmaları da kaçınılmaz.

Bildiğimiz bütün semavi dinlerin günümüzdeki temsilcilerinin kadınların özgürleşmesinden öcü gibi korktukları da başka bir gerçek.

İran’daki molla ile Vatikan’daki kardinali, New York’taki Hasidiklerle aynı yerde buluşturan şey bu.

İsmail Kılaçarslan, Yeni Şafak’taki yazısında önce şunun altını çiziyor:

“Son yılların güncel tartışması son günlerde yine ayyuka çıktı. Pek çok insanın cevap aradığı o soru yine sorulur oldu: ‘Başörtülü kadınlar niçin başlarını açıyorlar?’

Soruya kendimce cevaplar arayacağım elbette ama öncelikle “baş açma trendi”nin had safhaya ulaştığını söylemem gerekiyor. Yakın – uzak çevremdeki herkes, başını açan ya da açmayı planlayan en az bir kişi tanıdığını söylüyor en azından. Yani öyle “aslında o kadar da çok değil yahu” diye karşılayabileceğimiz bir durum yok ortada.”

Kılıçarslan, bu tespitinin ardından “niçin açıyorlar” sorusunun tek bir yanıtı olmadığını söylüyor.

İlk yanıtı da şu:

Başörtülerini çıkarıyorlar çünkü seküler yaşam tarzının kuşatıcılığına karşı koymak kolay değil ve “modern hayatın kodladığı “özgürlük” tanımı” akılları çeliyor.

“Öteki” olarak tanımlanmak başörtülüler için kolay değil, “kalabalığa uymak” cazip geliyor!

Kılıçarslan’ın ikinci yanıtı ise “Türkiye’de din dilinin sertliği ve sorumluluğu bütünüyle “sembol düzeyine” indirgeyen baskıcılığının” en çok başörtülü kadınları etkiliyor olması.

Şöyle yazıyor:

“Açık konuşmak gerekirse senelerdir “dindar erkekler” sorunu yaşıyor olmamıza rağmen bütün “yozlaşma” meselelerini başörtülü kadınlar üzerinden konuşmayı tercih ediyoruz. Çünkü başörtülü kadınlar doğal olarak “işaretli” ve üzerlerinden ahkâm kesmek çok kolay.”

“En hayati yanıt” dediği de üçüncü yanıtı:

“Üçüncü cevabım biraz zor bir cevap ama bence en hayatisi bu. Gündelik hayatın politikasını üretmek konusunda iyi bir sınav vermediğimiz çok açık. Hayatın doğal akışına da hayatın ürettiği doğal neşeye de inanılmaz bir mesafe koymaya ve bunun adına “dindarlık” demeye devam ediyoruz. Oysa bunun adı dindarlık değil genellikle yobazlık bence.”

Kılıçarslan yazısını şöyle noktalıyor:

“Politik bakımdan iktidar olmanın her şeye yetebilecek olduğunu düşünen bir ahmaklık geliştirdik seneler içerisinde ve bu hem politik iktidara hem de sosyolojimize büyük, tarifi ve tamiri çok zor yaralar açıyor. Hepsi budur.”

Bu konuda çok söz söyleyebilecek durumda değilim.

Ciddi kurumlar bu konuyla ilgili bir araştırma yapabilirlerse başörtülerini çıkaran kadınların hangi saiklerle hareket ettiklerini daha iyi görebiliriz.

Benim kişisel gözlemim:

20 yıldır Türkiye’yi yöneten İslamcı zihniyetin eylem ve söylemlerinin, İslam öğretisi ile bağlantısının tamamen kopmuş olması kadınların başlarını açmalarına neden olurken, erkeklerin de dinden uzaklaşmalarına yol açtı.

Çocuk tacizlerinin açığa çıkmasıyla başlayan Katolik kilisesinden kopuşun bir benzeri bu.

Kadın – erkek, artık farkındaki kendilerine İslam diye dayatılan şey, bazı kişilerin nedensiz zenginleşmelerini örten bir kılıf görevi görüyor.

Memleketimizin siyasi İslamcıları, “iyi ahlak” konusunda iyi bir sınav veremediler.

Tıpkı dünyanın başka yerlerinde, başka inançlar için de geçerli olduğu gibi: İyi rol modeli yoksa, insanlar o rolden uzaklaşıyorlar!

Değişmekte olan sosyolojinin farkında bile olmayan memleketin büyük partilerinin genel başkanlarına selamlarımla!

———————————-

Mübarek Cuma Soruları – 57

“Bazı kadınlar neden başörtülerini açıyorlar” konusu, aslında bir büyük fotoğrafın bir bölümü.

Türkiye’de insanlar, kadınıyla, erkeğiyle giderek politikanın bir aracı haline getirilmiş İslam’dan da uzaklaşıyorlar.

Çünkü önlerindeki “dindar insan” modeli, ne yazık ki çok kötü.

İnsanlar, kendilerine “İslam” diye anlatılanla, önlerindeki “İslamcıları” kıyaslıyorlar ki sonuç felaket!

Bu hafta 57.’sini idrak ettiğimiz “Mübarek Cuma Soruları”, siyasal İslamcı zihniyetin hangi çukura kadar düştüğünü belgeleyen küçük bir örnek.

Soruları biraz da eğlenerek hatırlamanız için sizleri bu bağlantıya davet ediyorum.

( https://t24.com.tr/yazarlar/mehmet-y-yilmaz/mubarek-cuma-sorulari-3,32164 )

————————————–