Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Yerlikaya’nın belediyeye tayini çıkar mı?

Yerlikaya’nın belediyeye tayini çıkar mı?

İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir hükümet yetkilisi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği tam yetkiyle birlikte mafya, çeteler ve uyuşturucuyla mücadeleye karşı, hiçbir ajanda olmadan mücadele edebilmek için muazzam bir motivasyon oluştu” dedi.

“Yetkilinin” bu sözlerini Fundanur Öztürk’ün BBC Türkçe’deki haberinde okudum.

Adını açıklamayan yetkili, operasyonlar konusunda MİT, MASAK, Maliye, Cumhurbaşkanlığı ve Savunma Bakanlığı’nın çok sıkı temas içinde olduğunu da söylüyor.

“Devlet, siyasetin günlük kavgaları ve polemikleriyle zaman geçirmek yerine, kendi alanında iş yapmaya başladı. Operasyonlar konusunda hiçbir ön hesabımız yok, hiç kimseden korkumuz yok” diyor.

Nitekim İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da ilk 90 günlük icraatlarını anlattığı basın toplantısında (14 Eylül) 90 gün içinde suç örgütlerine 92 operasyon yapıldığını açıklamış ve “suç işlemede kibirlenenlerin ve kendini üstün görenlerin nefeslerini keseceğiz” demişti.

O günden beri de operasyonlar sürüyor.

Türkiye’ye yerleşmiş, ev satın aldı diye vatandaşlık da verilmiş uluslararası mafya mensupları da dâhil ciddi bir temizlik yapılıyor.

Adını açıklamayan yetkilinin sözleri aklıma takıldı haliyle.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki İçişleri Bakanı’na bu konuda tam yetki vermemiş miydi acaba diye merak ettim.

Ya da o yetki verdi ama yetkiyi alan bunu kullanmaktan kaçındı diye mi anlamalıyız bu sözleri?

O vakit Cumhurbaşkanı’nın nasıl olup da bu kişiyi görevde uzun yıllar boyunca tuttuğu sorusu geliyor aklıma.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğinden beri yürütme organı aslına bakarsanız bir tek kişi.

Tayin ettiği “bakanlar” var ama onlar kendilerine çizilen sınırların içine bakabilirler ancak.

Eski sistemde olduğu gibi kolektif bir sorumluluk içinde değiller, bakanların sorumlulukları doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı’na karşı.

Onun için nasıl olup da böyle bir yetki ve görev verdiği bakanı, görevini yapmak yerine “siyasetin günlük kavgaları ve polemikleriyle” uğraştığı için görevden alamadığı bir ciddi soru.

Yoksa Erdoğan, halkın kendisine doğrudan verdiği yetkiyi, bilmediğimiz birileriyle paylaştığı için mi böyle oluyor?

Akla doğal olarak koalisyon ortağı gibi davranan MHP lideri Devlet Bahçeli geliyor.

O zaman şunu mu anlamalıyız: Soylu, örgütlü suç ile mücadeleyi bilerek ihmal etti çünkü Bahçeli’nin desteğiyle o makamda kalabildiğinin farkındaydı.

Nitekim Bahçeli’nin örgütlü suç liderleriyle arasına mesafe koymadığını, hapisten çıkan mafya şeflerinin koşturarak kendisine teşekküre gittiklerini de biliyoruz.

İstanbul’da dolaşan söylentilere bakılırsa, Bahçeli’nin desteğiyle yeniden icra – yı sanat eyleme olanağına kavuşanların rahat durmadıkları, savunmasız gördükleri iş adamlarının mallarına çökme yolunda hareketlerde bulundukları anlatılıyor.

BirGün gazetesinde yayımlanan bir habere göre de iş adamı Fehmi Öztürk’ün 50 milyon dolarlık mal varlığına çöküldü. Olaya karıştığı iddia edilen kişiler arasında bir emniyet müdürü, Soylu’nun bir akrabası, bir tarikat önde geleni ve sahte rapor hazırlatmakla suçlanan bir savcı da var.

Bu tür olayların merkezinde yer alan suç örgütlerinin üzerine gidilebilecek mi, Emniyet ve Adliye’de bu tür örgütlerin uzantısı gibi davrananlar temizlenebilecek mi, zaman içinde göreceğiz.

Bütün mesele Erdoğan’ın bu işin arkasında ne kadar durabileceği.

İçişleri Bakanı’nın bu girişimlerinin arkasında duracak mı yoksa koalisyon ortağını rahatlatmak için Ali Yerlikaya’yı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday mı yapacak?

Buna Türkçede “yukarıya şut” diyoruz ki olmaz demeyin, olmaz olmaz.

—————————-