Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Apo da ‘Tayyip Bey’ diyor!

ABDULLAH Öcalan ile İmralı’ya gönderilen BDP heyetinin arasında geçen konuşmalar ile ilgili tutanağı Milliyet’te okudum.

Namık Durukan’ın haberine göre Apo şöyle diyor:
“Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz. Yalnız başkanlık ABD’deki gibi olmalı.”
Biliyoruz ki şu anda Başbakan’ın aklında-fikrinde bir tek konu var: Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş ilk devlet başkanı olmak!
Bunun için anayasa değişikliğini zorluyor. Kendisi bir demokrat olmadığı ve iktidarını paylaşmaktan da hoşlanmadığı için bir tek adam diktatörlüğü yaratacak bir sistemin gerçekleşmesinde de ısrarcı.
“Türk tipi başkanlık sistemi” deyip durmalarının nedeni bu!
Ve bunun için de TBMM’de ihtiyaç duyduğu ortağı bulmuş gibi görünüyor.
Gerçi Apo, “Başkanlık sistemi ABD’deki gibi olmalı” diyor ama bu sorun çıkarmaz. Pazarlık sürecinde Apo’nun bu fikrinden vazgeçmesi kolayca mümkün olacaktır, çünkü esasen “Kürt tipi bir başkanlık sisteminin” kendisi için biçilmiş kaftan olduğuna inanıyordur, ne de olsa Stalinist gelenekten besleniyor.
Bakalım ne olacak?

Savcı gerçeği merak etmiyor mu?

28 Şubat’ın 16. yılında, Sincan’da tankları yürüten komutan da tutuklanmış.
İlginç bir “sembolizm” ve bende kuşku yaratıyor: Soruşturma 28 Şubat gerçeğini ortadan çıkarmak için mi yürütülüyor, yoksa bu bahaneyle bazı intikam duygularının tatmini için mi?
İzlenen yol, gerçeğin aranmadığını, bu soruşturmanın bir tür intikam operasyonu olduğunu düşündürtüyor bana.
“Gerçek” bir tek yerde yatıyor ve onu bilmeden bu davanın sağlam bir hukuki temelde yürütülebilmesi mümkün değil.
O yer 28 Şubat kararlarının alındığı Milli Güvenlik Kurulu toplantısının tutanaklarıdır, gerçek o tutanaklar ortaya çıkmadan anlaşılamaz. Evet, göz önündeki bazı kişilere cezalar da verilebilir ama adil bir yargılama olmaz.
O gün MGK’da neler konuşuldu? Başbakan Necmettin Erbakan ve yardımcısı Tansu Çiller nasıl bir tutum izlediler? Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in konumu neydi? Askerler, bu kararların alınmasını zorlamak için bir darbe tehdidinde bulundular mı? Örtülü ya da açık bir darbe kartı masaya kondu mu?
Bunları bilmemiz gerekiyor ki kararların arkasından uygulanmaya konulan yöntemlerin hukuki durumu netleşsin.
Ama nedense savcılık bunu merak bile etmiyor gibi!
Evet, MGK tutanakları gizli ama gizlilik kararını yine MGK kaldırabilir. MGK’da elbette sadece bu mesele görüşülmemiş de olabilir. Ama tutanakların o bölümlerinin gizliliğini koruyarak, geri kalanların üzerindeki gizliliğin kaldırılması talep edilebilir, edilmelidir.
Gizlilik kararı kalkmayacaksa bile, tıpkı kozmik odada yapılan aramadaki gibi, bir yargıcın bu tutanakları incelemesi ve notlar alması, soruşturmayı daha sağlam bir hukuki zeminin üzerine oturtabilir.
Elbette bu işteki düşünce de “Nasıl olsa tutuklu yargılanacaklar, o arada çektikleri ceza yeter” şeklinde değilse!
NOT: Üstelik Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 28 Şubat MGK kararlarının TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’na gönderildiğini geçen hafta açıklamıştı.

İşte kanun önünde eşit bir vatandaş!

ESKİ Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile aramızdaki tartışmayı biliyorsunuz.
Kendisi eşini, kendi çıkardığı ve adına Tam Gün Kanunu dediği ama aslında yıllardır konuşulan “tam gün” ile hiçbir ilgisi olmayan kanun nedeniyle üniversiteden ayrılmak zorunda kalan bir hekime ameliyat ettirmişti.
Bununla ilgili olarak kanunun ve ardından yayımlanan kanun hükmündeki kararnamenin arkasına saklanmıştı.
Ben de şunu iddia etmiştim: Bakanın dediği bu haktan sade vatandaşlar yararlanamıyor! Bu nedenle kendisini istifaya davet etmiştim. Sonunda Başbakan tarafından elinden daha önce alınan bir imzalı kâğıt ile istifa etmek zorunda kaldı.
Elimde bakanın yararlandığı haktan yararlanmaları üniversite rektörlerince engellenen çok sayıda mektup var ama kimliklerini gizli tutmayı tercih ediyorum, aralarında devlet memurları, hatta hekimler bile var.
Dün bir okuyucum Silopi Ajans isimli yerel internet sitesinde (www.silopiajans.com) yayımlanan bir haberi gönderdi.
Silopi Kaymakamlığı, “konsültan hekim” olarak bazı hastalarının ameliyatlarına giren bir hekim ve hastaları ile ilgili olarak soruşturma başlatmış. Soruşturmayı ilçe vergi müdürü yürütüyor.
Hekime kulak verelim: “Silopi ilçesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı yetersizliği söz konusu. Takip ettiğim hastaların ve acil hastaların müdahalelerini yapabileceğim özel bir cerrahi merkez olmaması sebebiyle buna bir çözüm bulmam gerektiğini düşünerek mevzuatı inceledim. Yataklı Tedavi Hizmetleri yönetmenliğinin 63, 64, 65. maddelerinde de tam bu noktaya değinilmiştir. Buna Sayın Başkanımızın ve eski Sağlık Bakanımızın eşinin ameliyatları da örnek olarak gösterilebilir”.
Örnekler sade vatandaşın işine yaramamış tabii, hekim şimdi soruşturuluyor!
Demek ki neymiş: Bütün hastalar ve hekimler eşitmiş! Başbakan ve eski Sağlık Bakanı’nın eşi ile hekimleri daha da eşit oluyorlar tabii!