Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Bu bir eksiklik sayılmaz

TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırma, Türk milletvekillerinin sosyal olanaklar açısından yabancı parlamenterlerden geri kalmadıklarını ortaya koydu.

Hürriyet Muhabiri Nuray Babacan’ın haberine göre alışveriş merkezi, mescit, kuru temizleme, lostra salonu gibi hizmetler açısından da bir hayli ileriymişiz!

Araştırma, Türk milletvekillerinin en önemli eksikliğinin “seçim bölgelerinde bürolarının bulunmaması” olduğunu da tespit etmiş.

Araştırmanın “en önemli eksik” diye gösterdiği, aslına bakarsanız bizim siyaset düzenimiz içinde hiç de gerekli olmayan bir şeydir.

Çünkü bir Türk icadı olan “liderin iki dudağının arası demokrasisinde”, milletvekillerinin “seçmeni”, seçim bölgelerindeki vatandaşlar değil, partilerin liderleridir.

Milletvekilleri liderin bir kaş işaretiyle gider, bir göz işaretiyle gelirler.

Bu nedenle milletvekilleri için seçim bölgelerinde büro açmaya ve hazineye yeni bir yük getirmeye de gerek yok.

Abdullah Gül’ü terletecek soru

HRANT Dink cinayetinin planlayıcılarından biri olduğu iddiasıyla tutuklanan Yasin Hayal’in bir hamburger lokantasına bomba atması eyleminin “terör suçu sayılmadığını” ve bu nedenle Hayal’in az bir ceza ile kurtulduğunu biliyoruz.

Hatırlayacaksınız, Hayal’in terörist sayılmama nedenlerinden birisi de attığı bombanın piyasada kolayca bulunan malzemelerden yapılmış olmasıydı.

Hrant Dink cinayeti sanıkları da yargılama sürecinin ilk adımında “terör suçu ile” tutuklanmadılar. Elbette, asıl iddianame yazılırken haklarındaki suçlama değişebilir, ama bugün için durum bu.

Şimdi biraz hafızalarımızı tazelemekte yarar var: Sabancı Center cinayetlerinin faili Fehriye Erdal’ı yargılayan Belçika mahkemesi de bu cinayetleri terör suçu saymamıştı. Gerekçe de cinayetin “yarı otomatik tabanca” ile işlenmiş olmasıydı.

O tarihte başta hükümet olmak üzere hepimiz bu kararın saçmalığı karşısında öfkeye kapılmıştık.

Şimdi Belçika Dışişleri Bakanı, Abdullah Gül’e “Bak, sizde bombacılar ve siyasi cinayetler işleyenler bile terörist sayılmıyor” derse, Dışişleri Bakanımız ne yanıt verir, gerçekten merak ediyorum.

Ermeniler çalışırken Türkiye oturuyor!

BAZI gazetelerde “Abdullah Gül’ün ABD’ye geldiği gün televizyonda Gece Yarısı Ekspresi oynatıldı” diye bir haber yayımlandı.

Haberlerin genel tonuna bakınca bunun “Ermeni lobisinin bir oyunu” olduğu izlenimi uyanıyor.

Bu durum toplumumuzda giderek bir paranoyanın hákim olmaya başladığını da gösteriyor.

Oysa bu film sadece ABD televizyonlarında değil, dünyanın birçok yerinde televizyonlarda çok sık yayınlanan bir film.

Ve nedeni de “Türklere hakaret ediyor” olması değil, yönetmeninin çok ünlü bir sinema adamı olmasından başka bir şey değil.

Bu konuda bir diğer sorunumuz, Amerika’da yasayı engelleme işini Yahudi lobisine bırakmak eğilimimiz.

Geleneksel tembelliğimizden kaynaklanan bir durum bu da! Bizim yerimize, başkalarının çalışmasını seyretme eğilimi de diyebiliriz.

Çünkü bu konuda yapabileceklerimizin tümünü yaptığımız söylenemez.

Şükrü Elekdağ, bir süre önce TBMM’de yaptığı bir konuşmada bu konudaki tüm arşivi tek bir çatı altında topladıktan sonra araştırmacılara açmamız gerekliliğinden söz etmişti.

O gün bugündür, bu konuda hiçbir ilerleme olmadığı gibi, konu üzerinde konuşmadık bile.

Ve en önemlisi, bunun senede bir gündeme gelen bir yasayı engelleme çabasından ibaret kalmaması.

Bu konu, esas itibariyle bir halkla ilişkiler konusu ve Ermeni diasporası iddialarına taraftar bulmak için bu konuda son derece yoğun çalışırken, biz hiçbir şey yapmadan oturuyoruz.