Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Bu nasıl bir gerekçe anlayamadım

BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Mardin Kızıltepe’de düzenlenen Demokratik Özerklik Toplantısı’nda konuştu.

Şöyle diyor: “Savaşın olduğu bir dönemde Meclis’e gitmeyiz. Özgürlüklerimiz üzerinden pazarlık yapmayız. 4 yıldır parlamentodayız, AKP ne yaptı?”
Gerçekten ilginç bir durum!

Bir muhalefet partisi, parlamentoda olmayı ya da olmamayı, iktidar partisinin bir önceki dönemde yapıp yapmadıkları ile sorguluyor, ona göre tutum alıyor.
Ayla Akat Ata’ya hatırlatmalıyım ki muhalefet partilerinin seçime girme ve TBMM’de temsil hakkı kazanmaları, iktidar partisinin bir önceki dönemde ne yaptığı ile ilgili değildir.

Siyasi partiler seçimlere, kendi görüşlerini duyurmak, taraftar toplayıp oy almak ve Meclis’te mümkün olduğunca güçlü olmak için girerler.

Seçimi kazanamayacaklarını bilseler bile!

Seçimi kazanacak partinin, kendi görüşlerine hiç değer vermeyeceğini bilseler bile!

Meclis’te bulunmalarının nedeni, meşru bir zemini kullanarak, çıkacak yasaları etkilemek, hükümet faaliyetlerini denetlemek, Meclis’te bulunmanın verdiği olanakları kullanarak fikirlerini kamuoyuna ulaştırmak ve hükümetler üzerinde bu yolla etkili olmaya çalışmaktır.

BDP milletvekiline şunu sormak isterim: Geçen dönem AKP’nin bir şey yapmamış olması, Meclis’te bulunmayı anlamsız kılıyorsa neden seçimlere girdiniz?

Sorumluluğunuz oylarını aldığınız insanlara karşıdır, o oyların değerini bugün bilmezseniz yarın da gidip oy istemeye yüzünüz olmaz.

Sokaklar rahatlamış ama yürüyen yok

Geçen gece Beyoğlu Belediyesi’nin icraatlarının sonucunu görmek için Asmalımescit’ten başlayarak civar sokakları gezdim.

Evet, görüldüğü kadarıyla artık sokaklarda rahatça yürünebiliyor ama sorun şu ki yürüyen kimse yok!

Böyle devam ederse yakın bir gelecekte o sokakların eski sahipleri geri dönecekler. Tinerciler, kadın satıcıları vs. Yine yürünecek yer kalmayacak!

Beyoğlu’nu insanların yeniden bir eğlence merkezi haline getiren tek şey, o sokaklardaki işletmelerin canlanması oldu.

Sokaklar böyle temizlendi, Beyoğlu, eski canlılığına kavuştu ve bir turizm merkezi olan kent için özelliği olan bir yere dönüştü.

Üstelik her keseye hitap eden işletmeler olduğu için belki de dünyanın en demokratik eğlence bölgesiydi.

Ve belediye, “şikâyetler var” gerekçesiyle böyle bir yeri yok etti. Hatadan kısa sürede dönülmezse bir daha kolay kolay da geri gelmeyecek!

Beyoğlu Belediyesi’nin bu konudaki gerçek niyetini ortaya koymasının zamanı geldi, geçiyor.

O sokakların yeniden canlanması için bir planı var mı, yok mu?

Sokakların, geliş geçişi etkilemeyecek şekilde yeniden düzenlenip, işletmelerin izinleri verilmeli.

Unutulmamalı ki o sokaklardan gelip geçenlerin ezici çoğunluğu, o hareket için oradaydılar.

İstanbul, Akdeniz kıyısındaki kentleri bir kenara bırakırsak yılın çok büyük bölümünde dışarıda oturulabilen bir kent. Bu özelliğiyle dünyanın önemli metropollerinden farklı. Bunu kullanmamak akılcı bir yol değil.

Beyoğlu Belediyesi’nin yasaklama kararının bir gerekçesi de bölgede oturanların yakınmalarıydı.

Onlara da hatırlatmak isterim ki o sokaklar hareketlenmeden önceki haline gelirse, bugün çok değerli olan emlak fiyatları da eski haline gelecek!

Tarih bunu iyi hatırlamaz

Akdeniz’de seyrüsefer serbestisinin sağlanması için Türk donanmasından üç firkateyn görevlendirilmiş.

Sabah’ın haberine göre bu gemiler Gazze’ye yardım götüren sivil gemilere eşlik edecekler.

Bunun için, Gazze ambargosunu delmek isteyen sivil gemilere yardım için İsrail askeri gemileriyle Ege’de Yunanistan askeri uçakları ile yapılana benzer “it dalaşı” yapılacakmış.

O da şöyle oluyor: Türkiye’nin askeri gemileri, İsrail askeri gemilerini görünce uzaklaşmayacaklar, tam tersine 100 metreye kadar yaklaşacaklarmış.

Haberde, İsrail donanmasının, sivil gemilere müdahale etmesi halinde nasıl bir yol izleneceği belirtilmiyor.

Habere göre Türkiye’nin askeri deniz gücü, gemi sayısı açısından İsrail’den daha üstün ama küçük bir sorun var ki o da İsrail gemilerinin daha modern silahlarla donatılmış olması!

Yani bir İsrail gemisi, yanına yüz metreye kadar yanaşmış bir Türk askeri gemisinin üzerinden atacağı bir güdümlü füze ile yardım gemilerini batırabilir!

O vakit ne yapılacağı haberde belirtilmemiş tabii!

İsrail’in bugünkü hükümetinin pek aklı başında bir hükümet olduğunu söyleyebilmek zor!

Öyle görünüyor ki Türkiye de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze Fatihi unvanını kazanması için İsrail ile sıcak bir çatışmayı da göze almak üzere.

Savaşlar da böyle ortamların ürünüdür zaten.

Şu anda böyle uyarıların Başbakan’ın algı ve ilgi alanına girmeyeceğini biliyorum ama yine de söylemeliyim.

Böyle bir iddialaşma için savaş çıkartmayı başaranları tarih iyi hatırlamaz!