Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Çifte hukuklu bir düzene geçmişiz

ERGENEKON soruşturmaları sırasında ne yaşıyorsak, şimdi aynı şeyi Hanefi Avcı ile ilgili soruşturma için de yaşıyoruz.

Gizli kalması gereken hazırlık soruşturması bilgileri gazetelere sızdırılıyor, böylece daha yargılama beklenmeden insanlar suçlu imiş gibi teşhir ediliyor.
Önce Avcı’nın evinde “Kaleşnikof” bulunduğu haberi sızdırıldı. Meğerse ruhsatlı imiş!
Sonra da Avcı’nın değişik isimlerle pasaportları bulunduğu sızdırıldı. “Vay, demek ki sahte isimli pasaportları var, demek ki suçlu” havası yaymak için!
Üst düzey görevlerde bulunmuş bir “istihbaratçının” değişik isimlerle kimliğinin olmasına şaşırmamız bekleniyor ama bunda bir gariplik de göremiyorum.
Gördüğüm gariplik şu: Avcı, bunları devletin gizli görevlerinde kullandıysa, şimdi artık herkes tarafından öğrenilmiş bulunuyor!
Bakın Ankara’daki Deniz Feneri soruşturması ile ilgili olarak bu tür bilgilerin hiçbirinden haberimiz yok. Çünkü olması gereken bu!
Ama İstanbul’da bununla ilgili bir özen görmediğimiz gibi tam tersine ilgili kişileri peşin suçlu ilan etmeye yarayacak her şey gazetelerde boy boy yayımlanıyor.
Bu arada ilginç davalar da açılmıyor değil tabii.
Hürriyet muhabiri Nurettin Kurt ve yazı işleri müdürü Hasan Kılıç hakkında açılan dava bunun bir örneği.
Kurt ve Kılıç, eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına’ya savcılık sorgusu sırasında “itirafçılık yapılmasının teklif edildiğini” haberleştirdikleri için yargılanacaklar.
Çifte hukuklu bir düzene geçmiş bulunuyoruz anlaşılan: Yandaş medyada her şey serbest, ötekilere hapis!

Bilmeniz gereken 50 heykel

TEMPO Dergisi’nin geçen ay verdiği “Bilmeniz gereken 50 resim” isimli kitaptan size söz etmiştim.
Batıda “kahve masası kitabı” diye tanımlanan, ciltli, iyi kâğıda basılmış, resimlerine bakarken hoşça vakit geçireceğiniz, yazılarını okuduğunuzda sohbetlerinizde kullanacağınız özet bilgiler edinebileceğiniz türden kitaplar bunlar.
Tempo’nun bu ayki kitabı “Bilmeniz Gereken 50 Heykel” başlığını taşıyor.
Yan yana sayfalardan birinde heykelin fotoğrafını görüyor, diğerinde yapan heykeltıraş ve heykelin sanat tarihi açısından neden önemli olduğunu anlatan bilgiler var.
Dizi tamamlandığında gerçekten önemli bir kültür ürünü kitaplığınızda yerini almış olacak.
“İlkini kaçırdım” diye üzülenler, birinci kitabı da Tempo’dan temin edebilecekler.
Bu kitaplar büyükler için olduğu kadar çocuklar için de yararlı.
İnsanlık tarihinin en önemli sanat eserleriyle küçüklüklerinde tanışan ve bundan giderek zevk alacak çocukların, bunun yararını gelecek yıllarda mutlaka görebileceklerine inanıyorum.
Geçen sefer “Geç uyardınız, dergiyi bulamadık” diye yakınan okuyucular olmuştu. Bu sefer ilk günden yazıyorum, bilginiz olsun!

Kader değiştirilebilir mi?

BİR arkadaşımın gönderdiği bir internet bağlantısına (www.kaderdegistirilebilirmi.com) tıkladığımda karşıma bu soru çıktı: Kader değiştirilebilir mi?
Önce “değiştirilebilir” ve “değiştirilemez” diye iki soru çıkıyor, birisini tıkladığınızda da bununla ilgili olarak değişik insanların yazdığı görüşleri okuyabiliyorsunuz.
Fikirler değişik. Kimi değişebileceğine inanıyor, kimisi değiştirilemeyeceğine.
Ben kaderci sayılmam, insan iradesinin de önemli olduğuna inanırım. “Kaderimse çekerim” diye düşünerek melankolik bir tip olmak yerine, mücadele etmenin sonuç değişmese bile insan ruhuna daha iyi geleceğini düşünürüm.
Bakalım benim gibi düşünen başkaları da var mı diye Google’da bir tarama yaptım, bu konuyla ilgili olarak tam 110 bin sonuç çıkıyor.
Sonuçlara şöyle bir göz attım, belli ki bu konu, “kader inancı” olanlar için bile tartışmalı.
Yani çoğunluk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın madencilerin kömür ocağı kazasında ölümünün ardından söylediği gibi “kader bu” deyip geçmemekten yana.
Kader, “hayatımızı yaşarken başımıza gelenlerden ibaret” bir durum ise değiştirilebiliyor olmalı.
İnsanın aklı ve zekâsı bunun için vardır diye düşünüyorum.
“Sliding Doors” filmindeki gibi anlık kararlarımızın bile hayatımızda önemli değişikliklere yol açabileceği de bir başka gerçek.
Bir asansörün kapanan kapısı, bir kavşağa iki saniye erken girmek hayatımızda önemli izler bırakan ama alırken üzerinde hiç düşünmediğimiz kararların sonucunda gerçekleşiyor.
Bunun ne kadarı “kader” ne kadarı “karar”, bir fikir birliğine varmamız zor olan bir konu.