Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Danıştay’a saldırı bir filmde olsaydı

BİR avukatın, avukat kimliğinden yararlanarak Danıştay üyelerine saldırması ve tüm ülkeyi derinden sarsan bir cinayeti işlemesinin ardından meydana gelen gelişmeleri izlerken aklıma “tuhaf” bir şey geldi.

Bu cinayet, bu şekliyle bir televizyon dizisinde işlense neler olurdu?

Büyük bir olasılıkla Baro’lar mesleklerinin “küçük düşürüldüğü” inancıyla filmi çekenleri ve yayınlayan televizyon kanalını protesto edeceklerdi.

Hatta Danıştay binasının güvenliğinin sağlanmasından, Danıştay’da görev yapan yargıçların görevlerini layıkıyla yerine getirmeleri için gerekli her türlü önlemi almak zorunda olan görevlilerden de benzer bir protestonun geldiğine tanık olabilecektik: Danıştay’da böyle bir olay olamaz!

Bunları söylüyor olmam “falcılık yeteneklerimin” güçlü olmasından kaynaklanmıyor.

Bunun o kadar çok örneğini gördük ki.

Televizyon dizilerinde meslektaşlarının “kötü karakterli” olarak çizilmesinden rahatsızlık duyup, bunu bir protesto vesilesi olarak gören birçok kurumumuz oldu.

Noterler, müfettişler, hemşireler, eczacılar, doktorlar, polisler, apartman kapıcıları… Benim ilk elde aklımda kalanlar bunlar olmuş. Eminim hafızası benden güçlü okuyucular bu listeye ekleyecek daha birçok meslek bulabilirler.

Bir tek gazeteciler hariç! Çünkü içlerinden bazılarının “kötü” çıkmasından en çok memnun olacak meslek grubu bizimkidir.

Ama gördük ki böyle kötü niyetli kişiler gerçek hayatta olabiliyorlar ve hiç tanımadıkları insanlara karşı insafsızca suçlar işleyebiliyorlar.

Ve yine gördük ki içlerinden birinin “kötü” olması, bir meslek grubuna mensup herkesin de “kötü” olarak algılanmasına neden olmuyor.

Bundan sonra televizyon dizilerini seyrederken aklımızın bir kenarında bu da olsun.

Nutuk atmayı sevmek ya da sevmemek

DÜNYANIN en büyük barajı olan “Üç Boğaz Barajı”nın inşaatı cumartesi günü resmen sona erdi.

Çin’in 25 milyar dolar harcayarak 13 yılda tamamladığı bu barajın inşaatı nedeniyle 1 milyon 300 bin kişi göç etmek zorunda kaldı. Barajın derinliği 156 metreye ulaşıyor ve tüm türbinleri çalışmaya başladığında yılda 18 gigawatt elektrik enerjisi üretecek.

Böylesine devasa barajın bitmesi nedeniyle düzenlenen tören de Çin televizyonundan naklen yayımlandı.

Son derece sade bir tören yapıldığını aktarıyor haber ajansları. Devlet büyüklerinin bulunmadığı, uzun nutukların atılmadığı bir tören yapılmış. Sadece inşaatı yapan şirketin yöneticisi konuşmuş ve şunu söylemiş: “Çin Halkı’na Üç Boğaz Barajı’nın tamamlandığını ilan edebilirim. Çok gurur duyuyorum.”

Şehir içinde yapılan sıradan bir köprülü kavşak açılışının bile başbakanlarca yapıldığı bir ülkede yaşadığımız için bunu algılamakta zorlanabiliriz.

Ayakkabıcı dükkánı açılırken bile devlet yetkililerinin kurdele kesme kuyruğunda birbirlerini çiğnedikleri bir ülkede yaşıyoruz.

Çalışmaktan çok nutuk atmayı sevdiğimiz için de Çin 13 yılda dünyanın en büyük barajını bitirirken, bizde onun yavrusu bile sayılamayacak işler 30-40 yılda tamamlanabiliyor.

İntihar Bombacısı Kreasyonu!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Mısır ve Cezayir’i kapsayacak bir gezi için yurtdışına gittiler.

Gazetelerde yayımlanan fotoğraflardan izleyebildiğim kadarıyla Emine Hanım bir süredir yeni bir “modacı” ile çalışıyor.

Geçmişte Emine Hanım’ın gardırobunu çok eleştirenlerin başında geliyordum ve ne yalan söyleyeyim bu yeni seçimin de doğru olmadığı anlaşılıyor.

Emine Hanım’ın giysilerine hákim olan yeni çizgiyi kısaca özetlemem gerekirse şunu söyleyebilirim: İntihar Bombacısı Kreasyonu!

Mısır’a giderken giydiği giysinin genel görünüşü bunu çağrıştırıyor.

Bele sarılmış kalın bir kuşak ve bu kuşağın üzerine yapılan farklı renklerdeki dikişler, bele bir dizi dinamit lokumu bağlandığı gibi bir izlenim yaratıyor.

Kuşağın altından sarkan ve fiyonk olduğu varsayılan parçalar da sanki yanlara doğru çekince bu bombaları patlatmaya yarayacak mekanizmalar gibi.

Bu durum sadece bu giysisi ile ilgili değil. Emine Hanım’ın geçenlerde İstanbul’daki işkadınları zirvesinde giydiği giyside de aynı şeyler vardı, aradaki fark o giysisinde dinamit lokumlarını çağrıştıran “şeylerin” bu kez dantel olmasıydı, o kadar.

Kişisel görüşüm şu ki Emine Hanım modacısını bir kez daha gözden geçirmek zorunda!