Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Erdoğan yanlış biliyor

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon programında “Başkanlık sistemi” tartışmasını yeniden açtı.

Bu tartışma bizde genellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı dönemlerde yapılır.

Konu “Türkiye’nin daha iyi bir sistemle yönetilmesi” gibi sunulur ama asıl dert başkadır.

Recep Tayyip Erdoğan gibi Cumhurbaşkanlığı’nı “elini uzatsa tutacak” durumda olan siyasetçiler ne Başbakanlık makamının “icracı” gücünden vazgeçmek isterler, ne de devlet başkanlığının karşı konulamaz “temsil” gücünden.

Başbakan Erdoğan, bu isteğini söylerken “Gelişmiş ülkelerde başkanlık sisteminin olduğu yerlerde başarı daha büyük” gibi bir de havuç uzatıyor Türk halkına.

Bu konudaki bilgilerini yeniden gözden geçirmeli diye düşünüyorum.

Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve ABD’den oluşan “dünyanın ekonomik patronları” (G-7 ülkeleri) arasında başkanlık sistemi bir tek ABD’de var. Fransa ise “yarı başkanlık sistemi” adı verilen bir sistemle yönetiliyor. Geri kalan 5 ülke “parlamenter sistemi” benimsemiş durumda.

Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri arasında başkanlık sistemiyle yönetilen ülke yok.

Buna karşılık Afrika, Asya ve Güney Amerika’nın az gelişmiş ülkelerinin çoğunda başkanlık sistemi var.

Yani Başbakan’ın söyledikleri gerçeği yansıtmıyor.

Erdoğan, Türkiye’yi bu boş tartışma ile oyalamak yerine parlamenter sistemin daha iyi işlemesi için neler yapılması gerektiğini düşünmesi gerekiyor.

Ama korkarım bunu yapamaz. Çünkü parlamenter sistemin iyi işlemesi, her şeyden önce parti içi demokrasinin varlığını gerektiriyor ki bu da Erdoğan dahil hiçbir parti liderinin işine gelmiyor!

Derin devlet mi dediniz?

TRABZON Emniyet Müdürü Reşat Altay, Hrant Dink cinayetinden sonra ortaya çıkan gelişmelerin bir sonucu olarak görevinden alındı.

Aslına bakarsanız ilginç olan şey, Altay’ın bu görevden alınması değil, sahip olduğu meslek siciliyle nasıl olup da emniyet müdürlüğüne kadar yükseldiği konusu.

Altay, 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin önünde öğrencilerin üzerine bomba atılması (7 öğrenci ölmüş, 41 öğrenci yaralanmıştı) olayının kahramanlarından biri.

Bombayı atan o değildi ama emrindeki polislere, bombacıları takip etmeme emrini veren Altay’dan başkası değildi.

Altay, 16 Nisan 1992’de de Çiftehavuzlar’da yasadışı sol örgüt üyesi 3 kişinin öldürülmesi nedeniyle “yargısız infaz” ile de suçlanmıştı. Altay, kolayca tahmin edebileceğiniz gibi bu davadan beraat etmişti.

Altay’ın, kanun kaçağı Abdullah Çatlı ile telefonla sıkça görüştüğü de Susurluk Skandalı soruşturması sırasında ortaya çıkmıştı.

Alaattin Çakıcı’nın, yurtdışına kaçmadan önce Altay ile yemek yediği de kanıtlanamayan iddialardan biri olarak çok konuşulmuştu.

27 Kasım 1996’da telsizler ve silahlarla ele geçirilen iki eski PKK’lının da Altay’ın emriyle salıverildiği bir başka iddia.

Önceki gün televizyon programında “Derin devlet vardır ve ortadan kaldırılmalıdır” diyen Recep Tayyip Erdoğan, Altay’ı Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne tayin eden hükümetin başbakanı.

“Bu atamayı yaparken Altay’ın siciline hiç mi bakmamış, baktıysa bu atamayı nasıl yapmış ve şimdi neden böyle konuşuyor” diye sormadan edemiyorum!

Tek çare: Sigara içme yasağı!

AKP Adana Milletvekili Zeynep Tekin Börü, sigaradan kaynaklanan hastalıkların tedavi masraflarının sigortadan karşılanmamasını isteyen bir yasa önerisi verdi.

Börü’nün önerisi, sigara içenleri ve sigara içenlerin dumanlarından pasif olarak etkilenenleri korumayı değil, cezalandırmayı hedefliyor.

Milletvekillerinin akıllarına ilk gelen şeyi bir káğıda yazıp, kanun teklifi vermeden önce dünyaya şöyle bir göz atmalarında yarar var.

Avrupa Birliği Komisyonu, salı günü sigara ile mücadele konusunda yeni bir öneri paketi açıklayacak.

Öneri paketinin ağırlığını İrlanda, İtalya, İsveç gibi ülkelerde kamuya açık alanlarda sigara içilmesini engelleyici önlemlerden alınan olumlu sonuçlar oluşturacak.

Kamuya açık alanlarda sigara içimini toptan yasaklamayı hedefleyen bu öneri paketini AB vatandaşlarının üçte ikisinin desteklediği araştırmalarla tespit edildi.

Yakın bir gelecekte tüm Avrupa ülkelerinde spor salonları, tren istasyonları, vapur iskeleleri, lokantalar, barlar, okullar ve toplu halde çalışılan binalarda sigara içmek tamamen yasaklanacak.

Türkiye, bir iki belediyenin yetersiz girişimi dışında sigara içmenin ve sigara içmeyenleri de zehirlemenin serbest olduğu tek ülke durumunda kalacak.

AKP milletvekili sigara ile mücadelede samimiyse bu yolu seçmeli, sigara yüzünden hastalananları cezalandırmayı değil!