Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Fotoğraflarını göremeyeceğimiz bir düğün

BAŞBAKAN’ın eşi Emine Erdoğan dün Katar Şeyhi Hamad Bin Halife El Tani’nin oğlunun düğününe katılmak için Doha’daydı.

Emine Hanım’ın ve düğünün diğer kadın konuklarının fotoğraflarını hiçbir gazetede göremeyeceksiniz.

Çünkü Katar’da yanında erkek olmayan kadınların fotoğrafını çekmek yasak.

Saray fotoğrafçısı sadece erkek konukların fotoğraflarını çekecek.

Katar kişi başına milli geliri 28 bin doları aşan zengin bir ülke. 600 bin nüfusunun sadece 200 bini yerli.

Şeyh Hamad, babasını bir saray darbesiyle devirip işbaşına geçtikten sonra bir dizi reform yaparak modern bir Arap ülkesi yaratmaya çalışıyor.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinden tutun da bütün gençleri Batı’nın en iyi okullarında okutmayı hedefleyen çok ciddi bir eğitim reformu da onun eseri.

Arap CNN’i diye tanımlanan El Cezire Televizyonu da Şeyh Hamad’ın gerçekleştirdiği bir başka rüyası.

Ve bütün gelişmelere rağmen Katar hálá kadınların, erkeklerin izni olmadan fotoğraf bile çektiremedikleri bir ülke olma özelliğini koruyor.

Türkiye’de bazılarımız Arap ülkelerinde “boncuk” arıyor ama öyle görünüyor ki kadınlar ile erkeklerin eşit bireyler olarak o toplumlarda yaşayabilmelerinin önünde hálá çok büyük engeller var.

Araplar gibi olmaya özenmek

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Sudan’daki Arap Birliği zirvesine katıldı ve bir konuşma yaptı.

Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı bu konuşmasıyla tarihe de geçti.

Erdoğan, konuşmasına başlarken “besmele” çeken ilk Türk yetkilisi oldu.

Bir Müslüman’ın bir işe “esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla” başlamasında ilk bakışta yadırganacak bir durum yok.

Başbakan Erdoğan da kendi özel hayatında istediği takdirde hep böyle yapabilir. Yatağından kalkarken, otomobiline binerken, uçaktan inerken, evindeki ampulü değiştirirken besmele çekebilir.

Ama laik bir ülkenin başbakanı, dünya meselelerinin görüşüldüğü bir toplantıda konuşmasına başlarken besmele çekmek ihtiyacını duyuyorsa, onun altında başka şeyler aramak gerekir diye düşünüyorum.

Başbakan böyle yaparak birilerine mesaj mı vermek istiyor? Laik düzenden bir rahatsızlığı mı var? Araplar gibi olmaya mı özeniyor?

İşin ilginç yönü son Arap Birliği Zirvesi, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ilk kez davet edildiği bir zirve oldu.

Kıbrıslı Müslüman Türklere yönelik tecrit sürerken, Araplar, Kıbrıslı Rumları bağırlarına basmakta, Rumların Arap liderleri arasında kulis yapmasına fırsat vermekte bir sakınca görmediler.

Yunanistan’da insan hakları rüzgárı

HAFTA başında Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın Heybeliada’daki Ruhban Okulu ile uğraşmaya başlamadan önce Atina’da neden bir cami bulunmadığını düşünmesi gerektiğini yazmışım.

Yazılarım oralarda da okunuyor mu bilmiyorum. Ama Atina’da yayımlanan Ta Nea gazetesi Bakoyanni’nin yakınlarına “Bizde tek cami yokken Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını talep ediyoruz” diye yakındığını yazdı.

Gazetenin haberine göre 150 bin Müslüman’ın yaşadığı Atina’da eski bir Osmanlı camii restore edilerek ibadete açılacakmış.

Önceki gün To Vima Gazetesi de Batı Trakya’da yaşayan azınlıklara Yunan milli kimliğinin empoze edilmesine yönelik politikaları eleştiren bir yazı yayımladı.

Batı Trakya’daki en büyük azınlık grubuna “Türk” demeye gazetenin dili hálá varmıyor ama Yunanistan’da bu konuların konuşulmaya başlanması bile önemli bir gelişme.

Öyle görünüyor ki demokrasi ve insan hakları rüzgárları Yunanistan’da da önemli değişikliklere yol açacak.