Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Hükümetin bu telaşı niye?

DÜN Radikal muhabirleri sınavda ikinci bir şifreyi daha keşfettiler.

Böylece 40 soruluk matematik sınavında 30 net doğru yanıtı bulabilmek mümkün oluyor. En büyük rakamın sağındaki yanıtı doğru olarak işaretlemeyi “akıl eden” adaylar bunu kolayca gerçekleştirebilmişler.

ÖSYM Başkanı, sınavdaki şifreleme iddialarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada bunun sadece basına dağıtılan soru kitapçığı için geçerli olduğunu, böyle başka bir soru kitapçığının bulunmadığını söylemişti.

Bu doğru çıkmadı. 11183.80782 numaralı soru kitapçığında da aynı şifreleme yöntemiyle doğru sonuçlara ulaşılabiliyor.

Öte yandan bazı adayları özel sınıflara yönlendirebilen ÖSYM’nin, bazı soru kitapçıklarını da bazı adaylara özel olarak yönlendirip yönlendirmediğini bilmiyoruz. Bu savcılık soruşturmasıyla ortaya çıkacak ve savcılık daha soruşturmanın başında.

Durum böyleyken önce Cumhurbaşkanı’nın, sonra Başbakan Yardımcısı’nın, daha sonra da Milli Eğitim Bakanı’nın, ÖSYM’nin açıklamalarından tatmin olduklarını açıklamalarında da bir gariplik ve telaş var.

Üstelik dün öğrendik ki ilk günkü basın toplantısında “Siz kendiniz bu açıklamalardan tatmin oldunuz mu” sorusuna ÖSYM Başkanı bile yanıt verememiş!
Soruşturma sürüyor, savcılık ÖSYM’nin matbaasındaki incelemelerine önceki gün başlayabildi. ÖSYM’nin sitesine konulduğu iddia edilen 1 milyon 700 bin kitapçık ortada yok. Zaten olsa bile böyle bir yüklenmeyi o sitenin kaldırabilmesi mümkün de görülmüyor.

Demek ki asıl gerçek savcılığın bütün soru kitapları ve bütün yanıt kartlarını incelemesinden sonra bulunabilir.

Bunu böylesine bir siyasi iddialaşmaya çevirmek, hükümetin savunan, muhalefetin eleştiren konumda kalması bir tek şeye yol açar: Gerçek ortaya çıktığında bile toplumun yarısı buna inanmaz.

Siyasetçilerin, çocuklarımızın geleceği ile ilgili böylesine bir konuyu bu hale getirmeleri velilere de öğrencilere de haksızlıktır, ayıptır!

1 milyon 700 bin öğrencinin geleceği söz konusu! Yıllardır verilen emekler, toplamı trilyonları bulan dershane ve kurs harcamalarının boşa gitmesi söz konusu.

Bu iddiaları geçiştirmek yerine hepimizi tatmin edecek yanıtlara ulaşmaya çalışmak bu kadar zor mu?

Eski dostlar rakip olacak!

ARTIK şunu biliyoruz: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gelecek seçimlerde aday olmayacak. Bunu kendisi açıkladı. Başkanlık sistemine geçilmesini istiyor. Bunu da kendisi açıkladı. Böylece başkan seçileceğini ve iktidar gücünü kendi elinde toplayacağını düşünüyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise başkanlık sisteminin iyi olmayacağını, Türkiye’nin parlamenter demokrasisinin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Cumhurbaşkanı yetkilerinin fazla olduğundan, sınırlandırılması gerektiğinden söz ediyor.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında ilk kez bu kadar açık bir siyasi görüş ayrılığı var.

Ve bunun şifresi “koltuk” olmalı.

Cumhurbaşkanı biliyor ki başkanlık sistemine geçilirse Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hevesinin önüne geçebilmesi mümkün değil.

Yetkileri azaltılmış, iktidarın ipleri başkasının eline geçmiş bir Türkiye’de, Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmeye heves etmeyeceğini düşünüyor.

Ama şöyle bir sorun var ki Başbakan bir daha milletvekili adayı olmayacağını açıklayarak, hedefinin zaten Çankaya Köşkü’ne çıkmak olduğunu zımnen ilan etti.

Genel seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasındaki bu ayrılığın daha da keskinleşeceğini tahmin etmek zor değil, çünkü bizde siyasetçinin koltuk sevdasının önünde hiçbir güç duramaz!