Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Kaçak sarayın bize gösterdiği şey

Dün itibariyle bir gelenek de son buldu, artık Çankaya denildiğinde aklımıza Cumhurbaşkanlığı makamı gelmeyecek.
Yeni kaçak binaya ne denilecek, gazetelerden takip edebildiğim kadarıyla ortak bir isim üzerinde anlaşılmış değil.
Ak Saray diyen de var, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ya da bulunduğu semt nedeniyle Beştepe diyen de!
Adı ne olursa olsun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet’in geçmişten kalan izlerini silmek yolunda bir adım daha atmış olacak.
Atatürk Orman Çiftliği’nin önemli bölümünü katlederek yapılan bu kaçak binanın bana neyi hatırlattığını düşünüyordum ki yanıtını dün Cengiz Çandar’ın yazısında buldum: Çavuşesku’nun Bükreş’teki başkanlık sarayı!
O binayı gördüm, içine girdim, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı’ydı, Çavuşesku’nun izleri Romanya’dan silinmeye çoktan yüz tutmuştu ama o bina bir diktatörlüğün simgesi olarak Bükreş’in kalbinde dikilip duruyordu.
Bu bina da gelecekte öyle bir sembol olarak hatırlanacak.
Türkiye’de, Recep Tayyip Erdoğan döneminin, onun iktidar anlayışının bir sembolü olarak.
Mimari ile iktidar gücü arasında bir ilişki olduğu, ilk çağlardan beri biliniyor.
İktidarlar kendi güç ideolojilerini topluma dayatırken bundan fazlasıyla yararlanıyorlar.
Antik kentlerin dev tapınaklarının anlamı da oydu, daha yakın geçmişin Sovyet, Nazi ve Faşist İtalyan mimarisinin de anlamı odur.
O mekanların zaman ile ilişkisi böyle kuruluyor, mimari, insanları iktidarı ele geçiren ideoloji doğrultusunda dönüştürüyor, “gücün varlığını” tartışmasız hale getiriyor.
Daha önce bu köşede Londra Tasarım Müzesi’nin müdürlüğünü de yapan Deyan Sudjic’in “Büyük Bina Kompleksi: Gücün Mimarisi” isimli kitabından söz etmiştim.
Şöyle yazıyor Sudjic:
“Neden devlet başkanları, başbakanlar, büyük işadamları, zorbalar, büyük tasarımları hayranlıkla paylaşırlar? Bu, ellerindeki gücü etkilemek veya korkutmak için kullanmak ya da ölümsüzlük arayışı ve egolarını tatmin etme ihtiyacı mıdır?”
Beştepe’de, mahkeme kararlarını dinlemeden yapılan binanın şu kadar bin metrekare olduğu, içinde bu kadar bin kişinin çalışabileceği, o kadar milyon liraya mal olduğu gibi ayrıntıları gazetelerde okuduk, televizyon haberlerinde dinledik.
Bu “büyüklük” tutkusu, gücün sahibinin kim olduğunu bizlere böyle gösteriyor.
Tatmin edilmesi zor bir ego, kendisi gibi düşünmeyeni korkutma ihtiyacı!
Bu binanın bize anlattığı da budur!
Meğerse Ankara’da bir savcı varmış!
Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yargıcı İbrahim Ekdemir, duruşma salonunda adliye muhabirlerine basın açıklaması yapmış.
36 yıllık mesleki geçmişi olan yargıç, duruşma salonuna kameraların da alınmasını istemiş ama Başsavcıvekili Zeki Bayrak’ın “kameraların girmesinin sonuçlarının ağır olacağını” söylemesi üzerine bundan vazgeçilmiş.
Yargıç basın toplantısında HSYK üyelerini beçim sürecindeki tatsızlıkları unutup, objektif olmaya davet etmiş, “dünyanın değişmeyen tek gerçeği herkesin gerçek adalete olan ihtiyacıdır” demiş.
Gazetede bu haberi okuduğumda iki nedenle mutlu oldum.
Birincisi, genrçek adalete inanmış yargıçların ülkemizde varlığının altını çizdiği için, ikincisi ise Ankara’da bir Başsavcı’nın “vekil” de olsa bulunduğunu öğrendiğim için!
Saçmaladığımı düşünebilirsiniz, “memlekette savcı olmayan kent var mı ki Ankara’da bir savcının varlığını duymak seni sevindirdi” diyebilirsiniz.
Ben öyle düşünmüyorum.
Bu köşede Siemens yolsuzluğunu ve bu işe bir bakanın da bulaşmış bulunduğunu kaç kez yazdım, hatırlamama olanak yok.
Bir tek kez bir resmi makamdan bununla ilgili yanıt almıştım, o da Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığından gelmişti.
Almanya’dan belgelerin beklendiğini, soruşturmanın bu nedenle ağır gittiğini anlatan bir açıklama.
Geçen gün bunu yine hatırlattım, umuyordum ki Ankara’da yetkili bir savcı çıkar, soruşturmanın akıbeti ile ilgili bize bilgi verir.
Böyle bir şey olmayınca “acaba Ankara’da savcı kalmadı mı” diye dertlenmiştim!
Meğerse varmış!
Ama belli ki kameralar ile uğraşmaktan başını alıp, Siemens soruşturmasının hangi aşamada olduğuna bakmaya fırsat bulamamış!
İleri standart!
Validebağ Korusu’nda kaçak cami inşaatı yapılmasına karşı çıkan vakandaşlara önceki gün polis plastik mermiler ve biber gazıyla müdahale etti.
Mahkemenin durdurma kararına rağmen kaçak inşaat yapmak konusunda Üsküdar Belediyesi ısrarlı.
Ve görevi yasalara uyulmasını sağlamak olan polis, kaçak inşaatın yapılmasını sağlamak için, yasalara uyulmasını isteyen vatandaşları gazlıyor, plastik mermi atıyor!
Maaşlarını alamadıkları için Soma’dan Ankara’ya yürüyüşe geçen maden işçileri, maden kazası nedeniyle otobüslere binerek Ermenek’e doğru yola çıktılar.
Ve Karaman Valiliği’nin emriyle otobüsleri Uşak’ta durduruldu.
Çevik kuvvet tarafından kordon altına alındılar ve hareket etmelerine izin verilmedi.
Ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hipodrom’daki Cumhuriyet Bayramı kutlama törenindeki konuşmasında şunu söyledi:
“91 yılın ardından geldiğimiz noktada demokrasisi her geçen gün ileri standartlara kavuşan bir Cumhuriyetimiz var.”