Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Sabah’ta sevindirici bir durum da var

SABAH Gazetesi’nde birkaç gündür “adil yargılamayı engellemek” amacını taşıyan uydurma haberler yayımlanıyor.

Amaç yargıçların kanunlara bakarak ve vicdanlarına danışarak karar vermelerini engellemek. Verecekleri kararlar ile ilgili olarak kamuoyunda peşin bir kuşku yaratmak.

Bu konuyla ilgili yasal girişimler elbette yapıldı.

Uydurdukları konularla ilgili olarak Doğan Yayın Holding’in yaptığı açıklamaları Kamuoyu Aydınlatma Platformu’ndan bulabilirsiniz. Zaten Hürriyet’te de yayımlanmıştı.

Benim üzerinde durmak istediğim konu “basın ahlakı” ile ilgili.

Bu iğrenç oyun, aynı zamanda mesleğimiz açısından çok sevindirici bir başka durumun ortaya çıkmasını da sağladı.

Sabah Gazetesi, tamamen hayal mahsulü olan bu haberlerini imzasız olarak yayımlıyor.

Ortaya çıkıyor ki Sabah’ta bu tür uydurma haberlere imzasını koyacak kimseyi bulamamışlar.

Sevindirici bulduğum durum budur.

Belli ki Sabah’ta hükümete rağmen hâlâ varlıklarını koruyabilen dürüst gazeteciler var ve onlar kendi imzalarının bu tür işlere alet edilmesine izin vermiyorlar.

Şimdi Sabah Gazetesi’nin Okur Temsilcisi’ne bir okuyucu sıfatıyla bu haberleri şikâyet ediyorum.

Bakalım Sabah’taki meslek ahlakı ile bağdaşmayan, gazeteciliğin hiçbir tanımına sığmayan bu haberler ile ilgili nasıl bir yorum yapacak? Yoksa görmezden gelerek, geçiştirmeyi mi tercih edecek?

Bence karşısına Erdal Şafak’ı alıp, konuşmasında ve konuştuklarını da biz okuyucular ile paylaşmasında yarar var.

Böylece hep birlikte öğreniriz, bu haberlerin hangi amaçla uydurulmuş olduğunu.

Elbette öğreneceğimiz konulardan biri de şu olacak: Okur Temsilcisi, haberlere imza koymayan gazeteciler kadar cesur ve iyi ahlaklı mı?

‘Pislik gazeteci tanımı’

BAŞLIK bana ait değil. Haber Türk yazarlarından Yavuz Semerci’nin daha önce yazdığı bir yazının başlığı bu.
Semerci o yazısında, şu anda yazdığı gazetenin Genel Yayın Müdürü olan Fatih Altaylı’nın yazdığı bir yazıya yanıt veriyor.
Kısaca o günlere dönelim.
Fatih Altaylı, Sabah Gazetesi’nin başında iken 21 Ekim 2006 tarihinde “bir gazetecinin bir medya patronunu arayarak yanında çalışmak istediğini ve 180 bin dolar da para istediğini” yazdı.
İddiaya göre gazeteci şöyle diyordu: “Bizim gazeteye sizin grup aleyhine yayın yapmamız için baskı yapılıyor. Ben gerçekleri bildiğim için bunun parçası olmak istemiyorum.”
Altaylı, bunun “şantaj amaçlı bir girişim” olduğunu da yazdı.
“23 yıldır Babıâli’deyim, böyle bir rezalet, böylesine satışa çıkarılmış bir yazı ve yazar görmedim” dedi.
Ertesi gün, 22 Ekim 2006’da Yavuz Semerci, Vatan’da bu iddianın yanıtını “pislik gazeteci tanımı” başlığı ile yazdığı yazıyla verdi.
“Örneğin pislik gazeteci kime denir? Pislik gazeteci ‘kendisini tehdit ettiğini’ söylediği medya patronunun yanına sığınıp, sonra da ‘delikanlıyım’ ayaklarına yatana denir. Bir zamanlar ‘Arsızlık abidesi’ diye tanımladığı kişiye ‘hizmet’ verene denir. Yalan haber yazana denir. Pislik gazeteci, ‘parasının kaynağı karanlık’ diye belgesiz çamur attığı işadamının yanına park edip, bu kez onun ticari çıkarlarını korumak için kalemini silah gibi kullanan kişilere denir.”
Şimdi bu iki arkadaş Haber Türk’te kafa kafaya vermişler, bize sallıyorlar!

İkisinin de aynı patronun ve aynı siyasetçinin özgür basını yok etme planının arkasında saf tuttuğuna bakacak olursak, patronun da siyasetçinin de geleceği çok parlak değil!

 

Bülent Yardımcı’yı arayacağız

PİSLİK gazeteciler” konusunun hemen yanında, yaşama veda eden Bülent Yardımcı’yı anıyor olmaktan dolayı ne kadar üzgün olduğumu anlatamam.

Bülent Yardımcı, mesleğimizin önemli isimlerinden biriydi.

Ekonomi muhabirliği ve yöneticiliği yapmış, sadece mesleki yetenekleri ile değil, insani vasıfları ile de örnek olacak değerli bir arkadaşımızdı.

Yardımcı ile Milliyet’i yönettiğim dönemde birlikte çalışma mutluluğunu yaşamıştım. Uzman bir gazetecinin, insanların günlük yaşamlarını ilgilendiren konularda ne kadar önemli işler başarabileceğini kanıtlayan haberler yapardı. Özellikle halk sağlığını yakından ilgilendiren tarım ve gıda konulu haberleri, önümüzdeki yıllarda da aynen tekrarlansa bile değerini kaybetmeyecek nitelikte haberlerdi.

Bülent Yardımcı’nın kaybı, az bulunur bir gazetecilik anlayışının da kaybı anlamına geliyor.

Türk basını eksikliğini hiç kuşkusuz ki çok hissedecek. Dilerim, genç meslektaşlarımızdan biri onun bıraktığı yerden, kimsenin pek hevesli olmadığı bu işi alır, devam ettirir.

Ailesine, meslektaşlarına, sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum, Allah rahmet eylesin!