Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Sorunun bu yönünü de tartışmamız gerekiyor

ERCİŞ’te enkazın altından bebek Azra’yı ve annesini canlı çıkarmayı başaran arama-kurtarma ekiplerinden İzmir Sivil Savunma’da görevli bir uzmandan dün bir e-posta aldım.

Bugüne kadar 100’den fazla arama-kurtarma operasyonuna katıldığını söyleyen uzmanın adı bende saklı.
Van ve Erciş’te arama-kurtarma çabalarında yaşanan aksaklıklar ile ilgili gözlemlerini sizlerle de paylaşmak istiyorum. Belki Ankara’da da bunları okuyup, üzerine düşünecek birileri çıkar diye!
1- Depremin meydana geldiği gün 30 kişilik ekip uçakla deprem bölgesine gitmek için hazırlığını yapmış. İl Afet Acil Durum Müdürlüğü ekibin askeri bir uçakla gece 23.00’te hareket edebileceğini bildirmiş. Hareket saatinde uçakta AKUT ve GEA’dan kalan yerlere birkaçı binebilmiş, gerisi otobüs ile 30 saatlik bir yolculuktan sonra deprem bölgesine ulaşmış. Depremin üzerinden neredeyse 48 saat geçtikten sonra! Depremden sonra arama-kurtarma için çok önemli olan zaman böylece heba olmuş.
Soru: Arama kurtarma ekiplerini yorucu otobüs yolculukları ile gecikmeli olarak afet bölgesine ulaştırmak yerine askerin elindeki nakliye uçakları seferber edilemez miydi?
2- Türkiye’de bulunan 11 arama-kurtarma birliğinin bağlı bulunduğu Sivil Savunma Genel Müdürlüğü 2009 yılında kapatılmış ve kadroları dağıtılmış. Sivil savunma arama-kurtarma birlikleri bulundukları illerin özel idarelerine devredilmiş. Yerine AFAD kurulmuş. AFAD’ın sayıları 100’ü bulan “afet acil durum uzmanları” bölgeye gönderilmemiş.
Soru: Neden?
3- Arama kurtarma ekipleri, depremin dördüncü gününde dahi sadece hazır çorba içerek çalışmalarına devam edebilmiş. Fiziksel gücün son derece önemli olduğu bir faaliyet bu oysa!
Soru: Kızılay neden bir yemek işini bile organize edememiş?
4- Kriz yönetimi, büyük olasılıkla bu tür konularda hiç tecrübesi olmayan valilere ve kaymakamlara bırakılmış.
Soru: Afet yönetimi uzmanlık gerektiren bir iş. Acaba bundan sonra bu tür afetlerde, kriz masasının yönetiminin doğrudan bu işin uzmanlarına bırakılmasını sağlayacak bir düzenleme yapılamaz mı?
5- Bölgede her iki arama-kurtarma ekibine karşılık yaklaşık 4 sağlık ekibi bulunuyormuş. Sağlık Bakanlığı’nın UMKE ekipleri donanım olarak da mümkün olabilecek en ileri düzeydelermiş. Ancak kurtarma ekiplerinin ekipman ve araçları yetersiz kalmış.
Soru: Sağlık Bakanlığı’nı kutluyorum. Acaba arama-kurtarma ekiplerinin araç-gereç ihtiyacını temin etmek ile görevli olanlar kimlerdi ve neden burada eksik kaldılar?
Arama-kurtarma uzmanının bana yazdığı oldukça ayrıntılı mektuptan bu soruları ben çıkardım.
Öyle görünüyor ki bu işin çok daha ciddi ele alınması gerekiyor.
Cumhurbaşkanı emrindeki DDK’ya bir talimat verse bu afetlerdeki arama-kurtarma faaliyetleri ve ekipleriyle ilgili bir araştırma yaptırsa çok yararlı sonuçlara ulaşabiliriz.
Bu işin yasal zemini böyle bir araştırmayla hazırlanırsa, belki gelecek afetleri daha az can kaybı ile atlatabiliriz.

Hey gidi dünya hey!

ŞARKI “Bundan böyle düşünerek atın adımlarınızı” diye başlıyor, “Elbet bir gün mutluluktan yana alırız payımızı” diye devam ediyordu.
İlk gençlik yıllarımı yaşıyordum ve “Hey gidi dünya hey” nakaratını avazım çıktığı kadar bağırarak söylüyordum.
O yıllarda Ali Kocatepe’yi sadece şarkıyı söyleyen birisi olarak tanıyordum, ilerleyen yıllarda en iyi arkadaşlarımdan biri olacağından da elbette haberim yoktu.
Yıllar sonra İstanbul’da Erkekçe’de yollarımız kesişti, Hıncal Uluç ile birlikte bir yıldan uzun süre üçümüz aynı evde de yaşadık ve o günden beri de birbirimizden ayrılmadık.
Ali Kocatepe’nin “Hey gidi dünya hey-Anılarla piştim, şimdi demleniyorum” adını verdiği anıları Doğan Kitap tarafından yayımlandı.
Eski fotoğraflara, zamanın karikatürlerine bakarken, Ali’nin kendine özgü esprili üslubu ile anlattığı öykülere dalıp gitmişim.
Hayatımızın en güzel yıllarını böylece bir kez daha yaşama olanağı buldum. Cüneyt Koryürek’i, Temel Özalak’ı bir kez daha rahmetle andım, isimlerini yazdığımda herkesin tanıyacağı eski dostlarla bir kez daha bir masanın etrafında buluştum.
Ali Kocatepe, Türk pop müziğinin en önemli bestecilerinden biridir.
Arkadaşım olduğu için bunu söylüyor değilim. Şu şarkıları hatırlar ve bana hak verirsiniz: Ben yine sana vurgunum, Melankoli, Küçük bir aşk masalı, Sevenler için, Meskenim dağlar, Benimsin diyemediğim, Al gönlümü diyar diyar sürükle, Heyamola, Ali, Akdeniz çocukları, Antalya’ya koş, Çakır, Bu bahar başka bahar, Yaşamak ve dinlediğiniz zaman hemen hatırlayacağınız yüzlerce şarkı. Kendisi bile kitaba bütün bestelerini koyamamış, “En iyi 115 bestem” diye bir liste ile geçiştirmiş. Kitap ile birlikte verilen bir CD’de bu şarkıların bir bölümünü de bulacaksınız.
O şarkıların bir bölümünün bestelendiği ana tanıklık etmişliğim de var, “Yok bu olmadı” diye ukalalık etmişliğim de.
Bizde anı yazmak geleneği pek gelişmiş değil. Oysa anılar tarihin canlı tanıklarıdır.
Ali, anılarının girişine Andre Gide’in şu sözünü almış: “Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.”
Bayram tatilinde eğlenceli bir şeyler okumak isteyenlere öneririm.

Mutlu bayramlar

Okuyucularımın bayramını kutlarım. Mutluluk ve sağlık diliyorum. Bayram süresince burada olmayacağım, bayramdan sonra görüşmek üzere.