Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Ters köşeye yatırdı!

DÜN heyecandan az kalsın ölecektim!Verilmiş sadakam varmış ki hâlâ hayattayım, yıkılmadım.
Aylardır merakla bekliyordum, AKP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak diye!
Başbakan Erdoğan, “Hepinizi ters köşeye yatırırım” dediği zaman merakım daha da artmıştı! Dediğini yapardı çünkü.
Ve bu aylar süren heyecanlı bekleyiş, dün sabah saat 11.48’e kadar sürdü.
Televizyonlarda bu tarihi anın canlı olarak yayınlanacağını sabah gazetede okumuştum, ona göre hazırlığımı yaptım.
Bir paket patlamış mısır, patlamış mısırın tuzu ve yağının vücudumda yaratacağı zararları önlemek için bir kutu yaban mersini ve karadut suyu, bir termos kahve, kahvenin zararlarına karşı evde mayalanmış bir kase yoğurt! Bir kutu kâğıt mendili de tedariklemiştim ki Arınç nasıl olsa ağlar, onu öyle görünce dayanamam, ben de ağlarım diye!
AKP adayı olarak sürpriz bir isim açıklanır ve bunun yaratacağı heyecana dayanamam, tansiyonum çıkar, kalbim çarpar diye bir dilaltı hapını da sehpanın üzerine yerleştirdim.
Televizyonda böyle heyecanlı yayınlar olunca, bizim aile geleneğimiz, hep birlikte izleriz.
Birader, ablam, kayınbiraderler, gelinler, baldızlar, bacanaklar, çoluk çocuk toplaşırız. Taa eskiden Muhammed Ali’nin maçları için de böyle televizyon başına geçerdik ama o zaman kayınbiraderler, gelinler, baldızlar, bacanaklar benim değil, babamın olurdu.
Mehmet Ali Şahin televizyonun canlı yayınında belirince heyecan da zirveye çıkmıştı.
Şahin, AKP’nin adayının belirlenmesi için herkesle istişare edildiğini, milletimizin nabzının tutulduğunu filan söylediğinde, kayınbiraderin oğlu Emre, karadut suyunu devirdi ama açıklamaya o kadar konsantre olmuştuk ki bunun farkına çok sonra varabildik.
Mehmet Ali Bey, o titreyen ve yüreklere işleyen sesiyle AKP milletvekillerinin “oybirliğiyle bir aday üzerinde anlaştıklarını” açıkladığında, ne yalan söyleyeyim, sırtımdan bir heyecan ürpertisi yükseldi, o ürperti döndü dolaştı, göz pınarlarımda birer minik damlaya dönüştü.
Düşünsenize, 300 küsur milletvekilinin hepsi, boş bir kâğıda imza attılar ve “oybirliğiyle” bir ismi aday gösterdiler! Ama dün o saate kadar kendileri de bilmiyorlardı, kimin üzerinde oybirliğine vardıklarını!
Büyülü bir durumdu yani!
Dakikalar ilerledikçe heyecanımız da yükseliyordu.
Acaba AKP’nin adayı kim olacaktı?
Mehmet Ali Şahin olamazdı, çünkü o aday olsaydı, ona sunuculuk görevini vermezlerdi. İnsan kendi kendisini sunar mı?
Aramızda iddialar bile başlamıştı. Bülent Arınç’a bire dört veren de vardı, Ali Babacan’ı tek geçen de, Hakan Fidan’a “üstü” oynayan da!
Ve sürpriz!
Mehmet Ali Bey, “Adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır” deyince derin bir sessizlik odayı kapladı.
Bülent Arınç her zamanki gibi ağlıyordu, bütün parasını Arınç üzerine yatıran bacanak da!
Üç–beş dakika kendimize gelemedik, ben dilaltı hapımı çaktım.
Hiç beklenmeyen bir aday göstermeyi başarmıştı AKP!
Bu ismi nereden buldular, nasıl akıllarına geldi bilemedim.

Yarış adil olmayacak

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin cumhurbaşkanı adayı gösterilince, üç cumhurbaşkanı adayımız oldu.
Adaylardan Recep Tayyip Erdoğan, şu andaki anketlere göre önde görünüyor, hatta birinci turda bile seçimi kazanabileceğini öngören araştırmaların sayısı hiç de az değil.
Adil bir yarış olur ve halkın çoğunluğunun teveccühünü kazanan cumhurbaşkanı seçilir diye ümit edelim ama “adil yarış” konusunda şüphelerim var.
Recep Tayyip Erdoğan, Beşiktaş Belediyesi’nde zabıta memuru olsaydı, görevinden istifa etmesi gerekecekti.
Ya da Devlet Su İşleri’nde mühendis olsaydı, yine istifa ederek görevinden ayrılmak zorunda kalacaktı.
Devlette herhangi bir görevi olsaydı, adaylığının resmiyet kazandığı gün görevinden ayrılacaktı, çünkü kanun koyucu, yani TBMM, yani “milli iradenin temsil edildiği yüce organlardan biri”, devlet memurluğunun adaylara vereceği “gücün” adil bir seçim yarışına izin vermeyeceğini düşünüyordu.
Devlet memurluğunun gücünü kullanan aday, diğerlerine göre avantajlı olabilir, seçim kampanyası sırasında bu gücü kullanarak yarışın adil yürütülmesini engelleyebilirdi.
Ama, bizim ülkemizde her şeyin başı olan Başbakan’ın görevinden istifa etmesi gerekmiyor!
Kanunda ayrıca belirtilmediği için YSK da, şayet “Başbakan aday olursa istifası gerekmez” diye düşündü.
Bir kaş hareketiyle bütün devlet olanaklarını seferber edebilecek Başbakan’ın gireceği bir yarışın, adil olabileceğini söyleyebilir miyiz?

Birleştirici aday!

ADAYLARIN isminin belli olmasından sonra, çevremde Selahattin Demirtaş’a yönelik bir ilginin yoğunlaştığını söyleyebilirim. Uzunca bir süredir zaten dikkatimi çekiyordu, Demirtaş’a çok değişik kesimlerden insanların ilgisi var. Televizyon açık oturumlarındaki performansının da bu ilgide rolü olduğunu söylemeliyim.
Normal olarak Kürt meselesinin farkında bile olmayanlardan tutun da Demirtaş’ın temsil ettiği fikri “bölücü” bulanlardan bile onun hakkında ilgi çekici fikirler duyuyorum.
Bu durum Demirtaş’ın seçim kazanmasına kuşkusuz yetmeyebilir. Ama şunu fark ediyorum ki Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı, birçok kişiyi “onun karşısında” bir isim aramaya yöneltiyor ve Demirtaş da bu arayışta insanların ilgisini çekiyor.
Bu durumda acaba Recep Tayyip Erdoğan’a “birleştirici aday” diyebilir miyiz diye de düşünmüyor değilim.
Kürtlerin talepleriyle zerre kadar ilgisi olmayanlara bile Demirtaş’ı bir seçenek olarak düşündürttüğü için!